Venule türkçesi Venule nedir

  • Bir böceğin kanadında veya bir yaprakta bulunan küçük damar.
  • Küçük damar.
  • Venül.
  • İnce damar.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Küçük damar (özellikle de damarlardan kılcal damarlara giden).
  • Toplardamarların en inceleri.

Venule ingilizcede ne demek, Venule nerede nasıl kullanılır?

Postcapillary venule : Venöz kılcal damar. lenf yumrularının derin korteksinde ve bağırsak-ilişkili lenfoid dokuda bulunan, yüksek kübik epitelle döşeli, özelleşmiş en küçük toplar damar, yüksek endotelli venüller. lenfositler kan dolaşımından lenf dolaşımına bu damarların endotel hücrelerinin, kullanırlar. Postkapiller venül.

Venules : Küçük damar (özellikle de damarlardan kılcal damarlara giden). Küçük damarlar. Bir böceğin kanadında veya bir yaprakta bulunan küçük damar. İnce damar. Venül.

High endothlial venules : Postkapiler venül. Yüksek endotelli venüller.

Venula : Küçük damar. Venula. Venüla. Küçük toplardamar.

Venulae : Venula stellata. Böbreğin capsula fibrosa’sı altında bulunan ve vv. interlobulares'e dökülen küçük toplardamarlar.

Venue : Mekan. Olayın gerçekleştiği yer. Buluşma. Bir etkinliğin gerçekleştiği yer. Alan. Gösteri merkezi. Yarış alanı. Olay yeri. Karşılaşma yeri. İnsanların buluşmayı veya bir şey kurmayı kararlaştırdıkları herhangi bir yer.

 

Venular : İnce damara özgü. İnce damarsı. İnce damarla ilgili.

Venusians : Sözde venüs gezegeninde ikamet eden kimse. Venüs gezegeni ile alakalı.

Venues : Bir etkinliğin gerçekleştiği yer. Cinayet mahalli. Mekan. Alan. Olayın gerçekleştiği yer. Mahkeme yeri. Olay yeri. Yer. Toplantı yeri. Buluşma yeri.

Venusian : Venüs gezegeni ile alakalı. Sözde venüs gezegeninde ikamet eden kimse.

İngilizce Venule Türkçe anlamı, Venule eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Venule ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

Abductor muscle : Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

Venula : Venüla. Venula. Küçük toplardamar.

Veinlets : Küçük damar (yaprak). Damarcık.

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein.

Vena : Vena kollateralis mediya. V. cava caudalis’in çatallanma açısından veya vv. iliacae communes’in birisinden çıkan ve os sacrum’un ventromedianında seyreden toplardamar. Vena etmoidalis eksterna. Domuzda ve etçillerde, başlangıç kısmı yakınında v. maxillaris’ten çıkan toplardamar. Vena torasika lateralis. Atgillerde, v. obturatoria’dan penis için ayrılan toplardamar. Plexus ophthalmicus’tan ayrılan, periorbita'yı deldikten sonra aynı adlı atardamarla for. ethmoideum'dan geçerek kafatası boşluğuna giren ve buradan lamina cribrosa'ya ulaşan toplardamar. Parotis bezinin arka alt tarafında, etçillerde gl. mandibularis'in arkasında v. linguofacialis ile birleşerek v. jugularis externa'yı oluşturan ve başın büyük bir bölümünün kirli kanını toplayan toplardamar. Vena glutea kranyyalis. Vena tibyalis kaudalis.

 

Vein : Huy. Oluk. Toplardamar. Damar. İçinde kanın tek yönde ilerlemesini sağlayan kapakçıklar bulunan, duvar yapılarında atardamarlara göre daha az kas tabakası ve elastik teller bulunan, kanı yüreğe taşıyan damar. en geniş olanı vena cava'dır. Ebru. Öğe. Maden damarı. Toplar damar. Damarlarla kaplamak.

Veinlet : Mineral ya da madenle dolmuş küçük ince çatlak. Damarcık. Küçük damar (yaprak).

Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.

Venule synonyms : stellate venule, episcleral veins, capillary vein, venous blood vessel, venae episclerales, aardvarks, acacia, a cells, abiotic environment, a chromosome, aardvark, abramis zone, a cell, venules, aardwolf, a site, abiotic factor.

Venule ingilizce tanımı, definition of Venule

Venule kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A veinlet. A small vein. Specifically (Zoöl.), one of the small branches of the veins of the wings in insects.