Very narrow türkçesi Very narrow nedir

  • [#dar Daracık].
  • Dapdaracık.
  • Çok dar.

Very narrow ile ilgili cümleler

English: The street is very narrow.
Turkish: Sokak çok dar.

English: The human eye is blind to nearly the entire electromagnetic spectrum, except for the very narrow range of light that falls in what we call the visible range.
Turkish: İnsan gözü görülebilir aralık dediğimiz çok dar ışık aralığı hariç neredeyse tüm elektromanyetik spektrum için kördür,

English: This building is very narrow.
Turkish: Bu bina çok dar.

English: Ali is very narrow-minded, isn't he?
Turkish: Ali çok dar görüşlü, değil mi?

English: The door to the garden is very narrow.
Turkish: Bahçeye açılan kapı çok dar.

Very narrow ingilizcede ne demek, Very narrow nerede nasıl kullanılır?

Very : Belirli. Tam. Çok. En. Tıpkısı. Pek. Bile. Salt. Mutlak. Gayet.

Narrow : Kısmak. Sınırlı. Az. Ensizleşmek. Sıkı. Dar. Çekmek. Dar geçit. Kıt kanaat. Daralmak.

Very amazed to : Çok şaşırmak.

Very bad : Aşırı kötü. Berbat. Çok kötü. Haşat.

Very beautiful : Lokum gibi. Şiir gibi. Ömre bedel. Huri gibi. Fıstık gibi. Çok güzel. Ayın on dördü gibi.

Very beautiful girl : Çok güzel kız.

İngilizce Very narrow Türkçe anlamı, Very narrow eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Very narrow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Skintight : Dapdar (giysi). Bedeni sımsıkı saran. Çok dar (giysi). Vücuda adeta yapışan. Vücuda oturan.

Snug : Rahat. Rahat ettirmek. Güvenli. Sıcacık. Düzenli. Gizli. Bakımlı. Yeterli. Rahatını sağlamak. Saklı.

Slinky : Sinsi. Sinsi (hareket). Vücuda çok hoş bir şekilde oturan (rop). Hırsızlama. Vücuda oturan. Gizli kapaklı işleri olan. Gizli. Stres yayı.

Pokier : Cansız. Kılıksız. Adi. Ufacık. Küçük. Uyuşuk. Sıkıcı. Rahatsız. Delirtecek kadar yavaş.

Snugging : Rahat ettirmek. Camadan vurmak. Gizli. Bakımlı. Küçük. Yeterli. Rahatını sağlamak. Düzenli. Küçük veya özel oda.

Snugged : Bakımlı. Gizli. Yeterli. Rahat ettirmek. Küçük. Rahatını sağlamak. Camadan vurmak. Konforlu. Düzenli.

Very tight : Çok sıkı. Sımsıkı. Dapdar.

Hair breadth : Yakın. Kıl kadar mesafe. Çok kısa aralık veya mesafe. Kıl payı.

Hairbreadths : Kıl kadar mesafe.

Snugs : Camadan vurmak. Yeterli. Bakımlı. Küçük. Düzenli. Küçük veya özel oda. Rahatını sağlamak. Konforlu. Rahat ettirmek.

Very narrow synonyms : snugger, snuggest, closefitting, hairbreadth, slinkiest, pokiest, slinkier, poky.