Vulnerable türkçesi Vulnerable nedir

Vulnerable ile ilgili cümleler

English: Ali is vulnerable.
Turkish: Ali savunmasız.

English: Ali looks vulnerable.
Turkish: Ali savunmasız görünüyor.

English: Ali felt vulnerable.
Turkish: Ali savunmasız hissetti.

English: Ali is still vulnerable.
Turkish: Ali hâlâ savunmasız.

English: You're vulnerable right now.
Turkish: Şu anda savunmasızsın.

Vulnerable ingilizcede ne demek, Vulnerable nerede nasıl kullanılır?

Vulnerable point : Zayıf nokta. Hassas nokta. Savunmasız nokta. Kolayca yaralanabilen nokta.

Vulnerable zone : Duyarlı bölge. Hassas bölge. Özel bir tüzel korumaya konu yapılmamakla birlikte, doğal güzellikleri ve görünüm nitelikleri nedeniyle, yapı oluru verilmesi sırasında, yapım ve kültür örgütlerince, olur vermenin doğuracağı sonuçlara özel bir ilgi gösterilmesi gereken kent kesimleri.

Be vulnerable to : (kötü bir şeye) açık veya maruz olmak.

Make vulnerable : Savunmasızlaştırmak.

Invulnerable : Gayet sağlam. Fethedilemez. Dayanıklı. Ele geçirilmez (yer). Sağlam. Zapt edilmez. Yaralanmaz. Yaralanamaz. Zarar görmekten veya yaralanmaktan tamamen korunmuş. İncitilemez.

 

Feeling of vulnerability : Saldırılara veya yaralanmalara karşı açıkta olduğu sezgisi. Hassasiyet hissi.

Invulnerably : Fiziksel olarak zarar verilemez bir şekilde. Dayanaklı bir şekilde. Sağlam bir şekilde. Etkilenmez bir şekilde. Dayanıklı bir şekilde.

Vulnerably : Korumasız bir şekilde. Zayıf bir şekilde. Hassasça. Savunmasız bir şekilde. Savunmasızca. Saldırılabilir bir şekilde.

Vulnerabilities : Zayıf noktalar. Zayıf taraflar. Yaranabilirlik. Hassas noktalar. Savunmasızlık.

Invulnerability : Yaralanmazlık. Yara almama. Yaralanamazlık. Sağlamlık. Zarar görmezlik.

İngilizce Vulnerable Türkçe anlamı, Vulnerable eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Vulnerable ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dickies : Hastalıklı. Çürük. Papyon. Önlük. Şoför mahalli. Sarsak. Eşek (ingiliz ingilizcesi). Yaka. Minik kuş.

Brickle : Gevrek (arkaik). Kırılgan. Kolay kırılır.

Frails : Çelimsiz. Narin. Kırılgan. İnce ve güçsüz. Zayıf (şans vb). Nanemolla. Ahlaksız. Hafif ve kırılgan.

Flimsiest : En dayanıksız. Çürük. İnandırıcı olmayan. Sudan. En çürük.

Feeble : Kötü. Çelimsiz. Halsiz. Dermansız. Kuvvetsiz. Çıtkırıldım. Eli ayağı tutmayan. Güçsüz.

Brittles : Nazik. İnce. Gevrek. Kolayca kırılan. Bonbon. Şekerleme. Kıtır kıtır. Kırılgan. Narin.

Shieldless : Korumasız.

Frailest : Narin. Hafif. Nanemolla. Yavan. Ahlaksız. Hafif ve kırılgan. Zayıf (şans vb). Kolay kırılır.

Bleakish : Meydanda. Bunaltıcı. Örtüsüz. Çıplak. Üzüntü verici. Açık. İçi karartıcı.

Stales : Eskimek. Bayatlamak. İşemek (sığır). Bayatlatmak. Bozulmak. Bayat. Tükenmiş. Çiş (at, sığır). Kaşanmak.

 

Vulnerable synonyms : under attack, adynamic, labile, inclinable, stalest, unsafe, staler, fugacious, catawampus, invertebrate, exorable, frail, apter, critical, fairest, unshielded, flimsy, climacterics, cachectic, unarmed, brittle, apt, exquisite, apt to, endangered, unprotected, defenceless, asthenic, feeling, prone, predisposed, prone to, feeling heart.

Vulnerable zıt anlamlı kelimeler, Vulnerable kelime anlamı

Secure : Sağlam. Sıkıca kapatmak. Sıkı sıkı kapalı. Güvenli. Kesin. Emniyette. Emin. Kuşkusuz. Güvencede. Elde etmek.

Invulnerable : Zarar görmez. Yaralanmaz. Ele geçirilmez (yer). Kurşun işlemez. Zarar görmekten veya yaralanmaktan tamamen korunmuş. Fethedilemez. Dayanıklı. Gayet sağlam. Yaralanamaz. Zapt edilmez.

Safe : İhtiyatlı. Dolap. Emniyetli. Sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Güvende. Emin ellerde. Olumlu sonuçlanacağı kesin. Kesin. Önemli. Emniyette.

Vulnerable antonyms : unconquerable, protected, unsusceptible.

Vulnerable ingilizce tanımı, definition of Vulnerable

Vulnerable kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Capable of being wounded. Susceptible of wounds or external injuries. As, a vulnerable body.