Waifs türkçesi Waifs nedir

  • Sahipsiz hayvan.
  • Sahipsiz mal.
  • Başıboş hayvan.
  • Kalıntı.
  • Kayıp eşya.
  • Batan geminin malları.
  • Kimsesiz çocuk.
  • Kayıp çocuk.

Waifs ingilizcede ne demek, Waifs nerede nasıl kullanılır?

Waifs and strays : Garip gureba. Kaybedilmiş ve geride bırakılmışlar. Evsiz yurtsuzlar. Evsiz barksız kimseler. Evsiz barksızlar.

Waif : Başıboş hayvan. Kimsesiz. Bakımsız çocuk. Sahipsiz hayvan. Batan geminin malları. Kalıntı. Kayıp çocuk. Evsiz barksız. Terk edilmiş çocuk. Gariban çocuk.

Waifing : Terk edilmiş çocuk. Kimsesiz çocuk. Sahipsiz mal. Sahibi belirsiz eşya. Evsiz barksız. Sahipsiz (eşya). Batan geminin malları. Sahipsiz hayvan. Kayıp eşya. Kimsesiz.

Waifish : Terk edilmiş. İnce ve kırılgan görünen. Barınaksız. Bırakılmış. Evsiz. Vazgeçilmiş. İhmal edilmiş.

Waiflike : Terk edilmiş kimse gibi. Evsiz barksız kimse. Evsiz barsız kimse gibi.

Wailful : Yaslı. Kederli. Acı dolu.

Wailing : Ağlama. Ağlayan.

Wails : İnlemek. Feryat etmek. Ağıt yakmak. Yas tutmak. Çığlık. Acı acı bağırmak. Ağlamak. İnilti. Feryat. Uğuldamak (rüzgar).

Wail : Acı acı bağırmak. Feryat etmek. Ağıt yakmak. Ağlamak. Hayıflanmak. Çığlık. Uğuldamak (rüzgar). İnlemek. Feryat. Yas tutmak.

Wailing of sirens : Sirenleri inlemesi. Sirenleri çalması. Sirenlerin çığlığı. Alarm uyarısı. Sirenlerin uyarısı.

 

İngilizce Waifs Türkçe anlamı, Waifs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Waifs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tiddler : Yavru balık. Balık yavrusu. Küçük balık. Çocuk.

Nipper : Kesici. Atın ön dişi. Oğlan. Ön diş. Çocuk (erkek). Sörfçülerin hayatını kurtaran genç cankurtaran. (yengeçte vb) kıskaç. Küçük oğlan çocuk. Kıskaç. Tıfıl.

Shaver : Tıraş makinesi. Berber. Elektrikli tıraş makinesi. Erkek çocuk. Tıraş eden.

Straggler : Avare. Gruptan ayrılan kimse. Döküntü. Sona kalan. Birliğini kaybetmiş asker. Sürüden ayrılarak kendi başına kalmış kimse. Dağınık yetişen bitki. Geride kalan. Sürüden ayrılan hayvan.

Carcass : Ceset. Kalıntı (argo terim). Döküntü artık. Hkr. Kesilmiş hayvanın kanı akıtılıp yüzüldükten, deri, kuyruk ve bütün iç organları böbrek ve yağlar hariç çıkarıldıktan sonra geriye kalan bütün gövde, karkas. Cife. Gövde. Eski ya da bitmemiş tekne iskeleti. Kadavra. Bina iskeleti.

Hangover : Ayıltı. İçki mahmurluğu. Artık etki. Mahmurluk. Akşamdan kalma. Akşamdan kalmışlık. Akşamdan kalmalık veya içki sersemliği. Akşamdan kalmalık. İçki sersemliği.

Abandoned child : Terkedilmiş çocuk. Sokakta bulunan bebek. İhmal edilmiş çocuk.

Balance : Denk olmak. Sayışımdan sonra görünen kalıntı. Sayışımanlıklarca tüm sayışımların borçlu ve alacaklı tutarlarının toplamını ayrı ayrı olarak toplamyerinde ve bu toplamların borç ve alacak artıklarının toplamlarını da ayrı ayrı artıklar bölümünde gösteren ve çoğunlukla ayda bir düzenlenen çizelge. Dengede tutmak. Kıyaslamak. Tikel ya da tam denge koşulu. Denge. Bilanço. Yönetmenin sahne üzerinde tasarladığı düzenin temel öğelerinden biri. göz dengesiz bir görünümü (bilinçsiz de olsa) sezinlediği için sahne üzerindeki oyuncuları dengelemek gerekir. sahne üzerinde denge, iki ana bölümde ele alınır. fiziksel denge : bakışımlı ve bakışımsız olmak üzere iki çeşittir. güzelduyusal denge : sahne üzerinde kalabalığı anlam açısından uyumlu bir duruma getirir.

 

Minor : İkincil. Minor. Reşit olmayan. Rüştünü ispat etmemiş kimse. Bilgisayar, gitar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Önemsiz. Ergin olmayan kimse. İlk notadan itibaren sırasıyla 1 tam, 1 yarım, 2 tam, 1 yarım ve 2 tam aralıklardan oluşan ses dizisi. Daha küçük. Daha az.

Hangovers : Artık etki. Akşamdan kalmalık. İçki mahmurluğu. Akşamdan kalmışlık. Akşamdan kalma. Ayıltı. Eski şey. Akşamdan kalmalık veya içki sersemliği. İçki sersemliği.

Waifs synonyms : street child, relict, gamin, small fry, waif, child, waifing, palimsest, ends, lost property, nestling, remainder, left luggage, carcases, youngster, unclaimed good, estray, finding, gamins, fry, derelicts, leavings, relic, stragglers, fossil, kid, carcase, tike, derelict, end, tyke, oddment.