Walk through türkçesi Walk through nedir
- İnceleyerek gezmek.
- İçinden yürüme.
- Oyuncuların her çekimdeki devinimleri yinelemesi, uygulamanların bu devinimleri izlemesi, yönetmenin bunlarla ilgili açıklama ve düzeltmeleri yapmasına dayanan sınama.
- Oyuncuların bir oyunun sahnelerini tiyatro platformuna çıkarak yaptıkları ilk prova.
- İlk prova.
- Bir evden taşınılırken ev sahibinin kiracıyla beraber yaptığı kontrol.
- Gidiş yolu.
- Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
- Üzerinden geçmek.
- Şöyle bir incelemek.
- Bir televizyon programının kameralar olmadan yapılan provası.
- Soğuk sınama.
Walk through ile ilgili cümleler
English: Ali and Mary took a long walk through the countryside.
Turkish: Ali ve Mary kırlarda uzun bir yürüyüş yaptılar.
English: In the movies, ghosts can walk through walls.
Turkish: Filmlerde, hayaletler duvarların içinden geçebilir.
Walk through ingilizcede ne demek, Walk through nerede nasıl kullanılır?
Walk : Taşımak (iterek). Yürümek. Gezdirmek. Gezinmek. Yürüyerek gitmek. Yürüterek yormak. Üzerinde yürümek. Yürüyüş yeri. Yürüme. Dolaştırmak.
Through : Süresince. Başarılı bir sonuca. -den geçerek. Bir uçtan bir uca. Sayesinde. Başından sonuna dek. Vasıtasıyla. Yolu ile. İçinden. Yüzünden.
Structured walk through : Yapısal gezinim. Yapısal gözden geçirme.
Walk a thon : Katılımcıların yapabildikleri kadar yürüdükleri ve bağışların her etap (mil, kilometre vs) için belirlendiği bağış toplama etkinliği.
Walk about : Dolaşmak. Etrafta gezinmek. Etrafta dolanmak. Amaçsızca dolanmak. Kolaçan etmek. Dolaştırmak. Gezinmek. Gezdirmek.
Walk across the bridge : Köprüden geçmek.
İngilizce Walk through Türkçe anlamı, Walk through eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Walk through ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Bestride : İdare etmek. Bacaklarını ayırarak binmek. Ayaklarını açıp oturmak. Her iki tarafında bulunmak. Her iki yakasında olmak. Hükmetmek. Her iki tarafında uzanmak. Ata biner gibi oturmak. Aşmak.
Dry run : Manevra atışı. Prova. Programı bilgisayara vermeden sınama. Kuru koşma. Silahsız tatbikat.
Bestrode : Bacaklarını ayırarak binmek. Üzerine binmek. Ata biner gibi oturmak. Aşmak. İdare etmek. Hükmetmek. Her iki tarafında uzanmak. Her iki yakasında olmak. Ayaklarını açıp oturmak.
Hump : Tepe. Sırtında taşımak. İlişki kurmak. Binmek. Hörgüç. Üstünden geçmek. Kamburluk. Tümsek. Vuruşmak.
Walkthrough : (tiyatro) bir oyunun üstünkörü yapılan provası. Bir bilgisayar programının kaynak kodunu okumadan önce yaptığı yüzeysel kontrol (program direktifleri). Tam çözüm. (televizyon) kameralar olmadan yapılan genel prova.
Retrace : Geri akma. İz sürerek geri gitmek. İzini takip ederek kaynağına gitmek. İzini takip etmek. Tekrarlamak. Kaynağına gitmek. Kaynağına inmek. Kökenine inmek. Tekrar çizmek (bir çizginin üstünü).
Bestrides : Üzerine binmek. Aşmak. Bacaklarını ayırarak binmek. Her iki tarafında uzanmak. İdare etmek. Her iki tarafında bulunmak. Her iki yakasında olmak. Hükmetmek. Ata biner gibi oturmak. Ayaklarını açıp oturmak.
Bestriding : Her iki tarafında bulunmak. Aşmak. Bacaklarını ayırarak binmek. Üzerine binmek. Ayaklarını açıp oturmak. Hükmetmek. Her iki tarafında uzanmak. Her iki yakasında olmak. Ata biner gibi oturmak.
Retraced : Tekrar çizmek (bir çizginin üstünü). İzini takip etmek. Tekrarlamak. Kaynağına gitmek. Kökenine inmek. Kaynağına inmek. İzini takip ederek kaynağına gitmek. İz sürerek geri gitmek. Geri akma.
Walk through synonyms : first rehearsal, run through, cross over, retraces, pass over, retracing, fly over, bestridden.

Bu kısımda Walk through kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Walk through ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Walk through anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Walk through ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.