Walking boots türkçesi Walking boots nedir

  • Tırmanma botu.
  • Yürüyüş ayakkabıları.
  • Yürüyüş botu.

Walking boots ile ilgili cümleler

English: Tom has trouble with his walking boots. He has blisters on the sole of one foot.
Turkish: Tom'un yürüyüş botlarıyla sorunu var. Bir ayağının tabanında kabarcıklar var.

Walking boots ingilizcede ne demek, Walking boots nerede nasıl kullanılır?

Walking : Ayaklı. Yürüme (yürüyüş). Yürüyen. Canlı. Birbiri ardınca, biri yerden kalkarken öteki öne basan ayakla sürekli yer değiştirme; adım atarak istenilen bir yönde yer değiştirme. Döşeme. Yürüyüş (tarzı). Gezme. Dansçının dans adımlarıyla yürümesi. Yürüyüş.

Boots : Çizme. Diz veya diz altına kadar uzanan ayakkabı. Bir arabanın gövdesi. Otel ayakkabı boyacısı. Postal. Asker postalı. Otel hizmetçisi.

Walking beam : Denge kolu. Aktarma kirişi. Dengeleme kolu. Çelik çubuklar veya döşeme kesitlerini bir soğutma yatağından veya fırından geçirme metodu. Radyo dalgası. Telsiz dalgalarının aktarımı. Balansiye. Telsiz dalga.

Walking beam furnace : Yürüyen kirişli fırın. Yürür kirişli fırın.

Walking chair : Oyuncak bebek arabası.

Walking committee : Yürüyüşlerin kurallara uygunluğunu denetleyip, tartışmalı durumları çözümlemekle yükümlü bir başkan ile ayrı uluslu on üyeden oluşan kurul. Yürüyüş kurulu.