Walking türkçesi Walking nedir
- Yürüyüş (tarzı).
- Canlı.
- Yürüme (yürüyüş).
- Asa.
- Atletizm, jimnastik alanlarında kullanılır.
- Dansçının dans adımlarıyla yürümesi.
- Yürüyen.
- Bir ayak yerden kalkarken öteki ile öne basma kuralına bağlı olarak belli bir uzaklığa yürüyerek ulaşma. bu yolla, belli bir uzaklığa en kısa sürede yürüyerek ulaşmak amacıyla yapılan yarış.
- Döşeme.
- Ayaklı.
- Birbiri ardınca, biri yerden kalkarken öteki öne basan ayakla sürekli yer değiştirme; adım atarak istenilen bir yönde yer değiştirme.
- Yürüyüş.
- Yürüme.
- Gezme.
Walking ile ilgili cümleler
English: A boy is walking across the street.
Turkish: Bir çocuk caddeyi geçiyor.
English: A boy was walking with his hands in his pockets.
Turkish: Bir çocuk elleri ceplerinde yürüyordu.
English: A cat walking on the roof.
Turkish: Çatıda bir kedi yürüyor.
English: A man I didn't know was walking back and forth in front of my house.
Turkish: Tanımadığım bir adam evimin önünde ileri geri yürüyordu.
English: A sprained ankle disabled him from walking for a month.
Turkish: Burkulmuş bir ayak bileği onu bir ay yürümekten alıkoydu.
Walking ingilizcede ne demek, Walking nerede nasıl kullanılır?
Walking beam : Radyo dalgası. Denge kolu. Balansiye. Aktarma kirişi. Telsiz dalga. Çelik çubuklar veya döşeme kesitlerini bir soğutma yatağından veya fırından geçirme metodu. Telsiz dalgalarının aktarımı. Dengeleme kolu.
Walking beam furnace : Yürüyen kirişli fırın. Yürür kirişli fırın.
Walking boots : Yürüyüş ayakkabıları. Tırmanma botu. Yürüyüş botu.
Walking chair : Oyuncak bebek arabası.
Walking committee : Yürüyüş kurulu. Yürüyüşlerin kurallara uygunluğunu denetleyip, tartışmalı durumları çözümlemekle yükümlü bir başkan ile ayrı uluslu on üyeden oluşan kurul.
Walking excavator : Yürür kazaratar. Yürür ekskavatör.
Walking lame : Topallama.
Walking encyclopaedia : Alim. Çok bilgili kimse. Yürüyen ansiklopedi. Pek çok konuda geniş bilgisi olan kimse. Ayaklı kütüphane. Dahi. Bilge.
Walking gentleman : Figüran.
Walking distance : Bir kent, özellikle bir komşuluk birimi içinde, okul, pazar, bakkal, manav vb. kent kolaylıklarına yürüyerek varılabilecek uzaklık. Yürüme uzaklığı. Yürüme mesafesi. Yürüyüş mesafesi. Yürünebilecek kadar kısa mesafe. Yürümek için çok uzak olmayan mesafe.
İngilizce Walking Türkçe anlamı, Walking eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Walking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Hike : Gezinti yapmak. Kırlarda yürüyüşe çıkmak. Dolaşmak. Yukarı çekmek. Uzun yürüyüşe çıkmak. Gezinti. Artırmak. Yürüyüşe çıkmak. Yukarıya çıkma.
Promenaded : Gezinmek. Gezdirmek. Gezi yeri. Piyasa yapmak. Gezinme. Mesire. Gezmek. Deniz kıyısındaki gezinti yeri. Gezi.
Sceptres : Kral asası. Kraliyet asası. Saltanat. Hükümdar asası. Saltanat asası.
Pace : Volta atmak. İlerleme hızı. Düzene sokmak. Sürat. Uygun adım yürüyüş. Bir aşağı bir yukarı yürümek. Adım. Gezinmek. Koşu ya da yürüyüş hızını belirlemek. Ağır ya da düzgün adımlarla yürümek.
Animate : Anime etmek. Hayat bulmak. Canlandırmak. Yaşam bulmak. Canlılık kazandırmak. Heyecan katmak. Yaşayan. Hayat vermek. Diriltmek. Hareketlendirmek.
Breezier : Cıvıl cıvıl. Rüzgarlı. Havadar. Havalı. Teklifsiz. Neşeli. Hareketli. Şen. Meltemli.
Furnishing : Eşya. Tefrişat. Döşe. Mefruşat. Ekipman. Mobilya. Tefriş. Malzeme. Donanım.
Walk : Eşlik etmek. Adımla ölçmek. Gezmek. Yürüyüşe çıkarmak. Dolaşmak. Taşımak (iterek). Yürütmek. Yürüterek yormak. Gezdirmek.
Shuffling : Ayaklarını sürüyen. Hilebaz. Hilekar. Karılma. Dolambaçlı. Devşirim. Karma. Kaçamaklı.
Gaits : Koşma tarzı. Gidiş. Demarş. Yürüme eylemi. Yürüme biçimi. Yürüyüş şekli.
Walking synonyms : walk to, staff, jaunting, animated, upholsteries, truncheoned, furniture, shamble, prowl, promenading, gait, outing, gressorial, airy, perambulation, somnambulism, bounciest, truncheons, roams, travel, american sailing association, toddled, toddle, toddling, laying, trekking, pavement, treads, promenade, beany, bio, marchers, ferula.
Walking zıt anlamlı kelimeler, Walking kelime anlamı
Distant : Irak. Samimiyetsiz. İlgisiz. Soğuk. Hafif. Uzakta. Uzaktan. Irak (yer). Mesafeli. Uzak.

Bu kısımda Walking kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Walking ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Walking anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Walking ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.