Yürüyüş nedir, Yürüyüş ne demek

"Yürüyüş" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Fazla yağlarını eritmek için karısı ile yürüyüşe çıkan fabrikatör..." - H. Taner
  • "Ordu arızalı fakat kısa bir yoldan yürüyüşe tekrar başladı." - F. F. Tülbentçi

Edebi terim anlamı:

Bir edebiyat eserinde olguların gidişi.

Bilimsel terim anlamı:

Bir ayak yerden kalkarken öteki ile öne basma kuralına bağlı olarak belli bir uzaklığa yürüyerek ulaşma.

Bu yolla, belli bir uzaklığa en kısa sürede yürüyerek ulaşmak amacıyla yapılmış olan yarış.

İngilizce'de Yürüyüş ne demek? Yürüyüş ingilizcesi nedir?:

walking

Fransızca'da Yürüyüş ne demek?:

action

Yürüyüş hakkında bilgiler

[Bakınız: yürüme]

Yürüyüş tanımı, anlamı:

Yürüme : Yürümek işi.

Yürüyüş düzenlemek : Bir olayı protesto etmek veya bir konuya dikkat çekmek amacıyla toplu yürüyüş tertip etmek.

Yürüyüş yapmak : Bir olayı protesto etmek veya bir konuya dikkati çekmek amacıyla topluca yürümek. spor amacıyla yürümek.

Yürüyüşe çıkmak : Dolaşmaya, gezintiye çıkmak.

Yürüyüşe geçmek : Bir yerden başka bir yere gitmek için yürümeye başlamak. bir yeri almak için o yöne doğru ilerlemek.

 

Yürüyüş bandı : Koşu bandı.

Yürüyüş kolu : Belli bir bölgeye ulaşmak veya bulunulan bir bölgeden ayrılmak amacıyla bir kumanda altında, düzenli yürüyüş yapan piyade, zırhlı veya motorlu birliklerin tümü. Bir amaç doğrultusunda bir yöne veya yere giden topluluk.

Cebri yürüyüş : Bir yere kuvvet yetiştirmek veya düşmandan önce varmak için yapılmış olan hızlı yürüyüş.

Sessiz yürüyüş : Bir düşünce, davranış veya uygulamayı, yersiz bularak karşı çıkmak amacıyla sessiz olarak yapılmış olan toplu yürüyüş.

Ayı yürüyüşü : Kol ve bacakları açıp gererek yürüme.

Doğa yürüyüşü : Belli kurallar ve grup anlayışı içinde doğada yapılmış olan uzun yürüyüşler.

Fil yürüyüşü : Ellerin ve ayakların gergin bir biçimde birbirine çok yakın basarak yapılmış olan bir yürüyüş biçimi.

Gösteri yürüyüşü : Bir topluluğun duygularını dile getirmek için ana yollar ve alanlarda yürüyerek yapılmış olan gösteri.

Kaplumbağa yürüyüşü : Çok ağır yürüyüş.

Karga yürüyüşü : Çömelmiş durumda, çift ayakla sıçrayarak yapılmış olan yürüyüş.

Mehter yürüyüşü : Ağır aksak giden iş. İki adım ileri, bir adım geri yapılmış olan yürüyüş.

Ördek yürüyüşü : Ördek gibi badi badi yürüme.

Yürü : "devam et, git" anlamında kullanılan bir söz.

Karga kekliği taklit edeyim derken kendi yürüyüşünü şaşırmış : "görgüsüz kişi, görgülü kişinin yaptığını yapmaya kalkışırsa beceremez, kendisinin doğal davranışını da yitirir, gülünç duruma düşer" anlamında kullanılan bir söz.

 

Spor : Bir hücreli hayvanların çok özelleşmiş olan üreme hücresi. Çiçeksiz bitkilerde üreme organı. Kullanışı rahat, kolay olan. Bedeni veya zihni geliştirmek amacıyla kişisel veya toplu olarak gerçekleştirilen, bazı kurallara göre uygulanan hareketlerin tümü.

Olay : Önemli tarihsel olgu, fenomen. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka.

Protesto : Bir davranışı, bir düşünceyi, bir uygulamayı haksız, yersiz, gereksiz bularak karşı çıkma, kabul etmeme. Değerli evrak niteliğindeki borç senedinin ödenmemesi durumunda, özel bir biçime bağlı ve belli hukuki sonuçlar doğuran bildirim. Herhangi bir davranışın haksız, yersiz, gereksiz görülerek onaylanmadığını bildiren resmî açıklama.

Dikkat : Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık. İlgi, özen. "Dikkat ediniz!" anlamında kullanılan bir uyarma sözü.

Çekmek : Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. İçki içmek. Yol, ay sürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Kaçan ilmeği örmek. Herhangi bir anlama almak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Daralıp kısalmak. Döşemek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Yürütmek, sürmek. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Yollamak. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Örtmek, giymek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Hoşa gitmek, sarmak. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Germek. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. Herhangi bir engel kurmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Öğütmek. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. Taşıma gücü olmak. Atmak, vurmak. İçine almak, emmek. Asmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Tartıda ağırlığı olmak. Boya, badana vb. sürmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Aynısını yazmak veya çizmek.

Topluca : (toplu'ca) Toplu olarak, beraber. Vücutça biraz dolgun.

Birlik : Bir arada olma durumu, vahdet. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.

Yürüyüş etmek : Saldırmak, hücum etmek.

Yürüyüş kayası : (zooloji)

Yürüyüş kurulu : Yürüyüşlerin kurallara uygunluğunu denetleyip, tartışmalı durumları çözümlemekle yükümlü bir başkan ile ayrı uluslu on üyeden oluşan kurul.

Yürüyüş ile ilgili Cümleler

  • Yürüyüş için canım dışarı çıkmak istedi.
  • Ali her sabah yürüyüşe gider.
  • Köpeğimin adı Belysh. Bu yaz ona pençesini çıkarmasını öğrettim. Her sabah erkenden kalkıp onu besliyorum. Sonra yürüyüşe çıkarız. O beni diğer köpeklerden korur. Ben bisiklet sürmeye gittiğimde, o yanımda koşuyor. Onun bir arkadaşı var, adı Chernyshka. O onunla oynamaktan hoşlanıyor. Belysh çok kibar ve zeki bir köpek.
  • Yürüyüş için dışarı çıktı.
  • Balıkçılık, avcılık, yürüyüş ve kayakçılık popülerdir.
  • Yürüyüş gitmek ister misiniz?
  • Yemeklerden sonra yürüyüş yapmaktan hoşlanırım.
  • Yürüyüş egzersizin sağlıklı bir şeklidir.
  • Önümüzde uzun bir yürüyüşümüz var.
  • Yürüyüş için dışarı çıkmayı canın istiyor mu?
  • Yürüyüş için dışarı çıkabilir miyim?
  • Ben yürüyüşten sonra tamamen bitkin düştüm.
  • Biz parkta yürüyüşe gidiyoruz.
  • Yürüyüş için dışarı çıkmaya ne dersin?

Diğer dillerde Yürüyüş anlamı nedir?

İngilizce'de Yürüyüş ne demek? : adj. gressorial

n. gait, hike, pace, tread, walk, walking

Fransızca'da Yürüyüş : marche [la], allure [la], course [la], démarche [la], footing [le], pas [le]

Almanca'da Yürüyüş : n. Einmarsch, Lauf, Marsch, Wanderung

Rusça'da Yürüyüş : n. движение (N), ход (M), походка (F), шаг (M), ходьба (F), поступь (F), маршировка (F), поход (M), марш (M), пробег (M), прогулка (F), моцион (M), аллюр (M)