Water vascular system türkçesi Water vascular system nedir

  • Vasküler sistem.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Derisi dikenlilerde sölomu kapsayan, ağzın çevresini saran bir çember kanal ile bundan ayrılan beş ışınsal kanaldan yapılmış bir sistem. çember kanal poli keselerine bağlıdır. ışınsal kanallar yan kanallar aracılığıyla tüp ayaklarla (ambulakral ayaklar) birleşmiştir. birleşme yerinde ampuller bulunur. bu sistem taş kanal aracılığı ile vücut dışındaki sıvıyla bağlantı halindedir. kanalların içinde taşınan su, hayvanın hareketini özel bir biçimde sağlar. ambulakral sistem.
  • Su kanal sistemi.

Water vascular system ingilizcede ne demek, Water vascular system nerede nasıl kullanılır?

Water : H2o; yer yüzeyinin en büyük bölümünü oluşturan, kimyaca çok kalımlı, renksiz, kokusuz, tatsız sıvı. Ağız sulanmak. Sulandırmak. Harelemek. Kimyasal formulü h2o olan, 4o c’de maksimum yoğunluğa ulaşan, sıvı, gaz veya buz olarak dünya yüzeyinin % 70,8’ini kaplayan bileşik. Su vermek. Sulanmak. Sulamak. Yaşarmak.

Vascular : Arnalı. Damar cinsinden, kan veya sıvı nakleden kanala ait olan. damarlı, kan damarları olan. Vasküler. Damarsal. Damarla ilgili. Damar. Damar ile ilgili. Damarlı.

System : Aralarında ilişki bulunan ve amaca göre çevresinden belirli sınırlarla ayrılmış özdek, olay ve süreçlerin seçilmiş kümesi. Sistem. Usul. Evren. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, uzay, sosyoloji, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Düzen. Aralarında ilişkiler bulunan, böylece belli bir işlevi olan bir bütün oluşturacak biçimde etkileşen nesneler topluluğu. bir dizgeyi oluşturan nesneler arasında kişiler, makineler, yordam, izlence ya da veriler bulunabilir. ayrıca bu nesneler de kendi başlarına birer dizge niteliği taşıyabilir; bu durumda dizgenin altdizgelerinden söz edilir. Aralarında karşılıklı işlevsel bağlılıklar bulunan bir dizi öğenin oluşturduğu bütünlük. Şebeke. Ağ.

 

Vascular system : Damar jüyesi. Hayvanlarda kan ve lenf sıvısının taşındığı sistem. ksilem ve floemden oluşan bitki dokularında, ksilem tarafından su ve suda erimiş maddelerin, floem tarafından fotosentez ürünlerinin taşınmasını sağlayan sistem, iletim sistemi, vasküler sistem. Damar sistemi. Ksilem ve floemden oluşan bitki dokularında, ksilem tarafından su ve suda erimiş maddelerin, floem tarafından fotosentez ürünlerinin taşınmasını sağlayan sistem. iletim sistemi, damar sistemi. Vasküler sistem. İletim sistemi.

Blood vascular system : Kan damarları jüyesi. Kan damarları sistemi.

İngilizce Water vascular system Türkçe anlamı, Water vascular system eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Water vascular system ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ambulacral system : Derisi dikenlilerde sölomu kapsayan, ağzın çevresini saran bir çember kanalla, bundan ayrılan farklı sayıda ışınsal kanaldan yapılmış bir sistem, ambulakral sistem.

 

Acacia : Arap zamkı. Mimoza. Akasya sakızı. Akasya. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Salkım ağacı.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

A cells : A hücresi. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. Alfa hücreleri.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Abramis zonu.

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein.

Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

Aardwolf : Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli.

Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.

Vascular system : Hayvanlarda kan ve lenf sıvısının taşındığı sistem. ksilem ve floemden oluşan bitki dokularında, ksilem tarafından su ve suda erimiş maddelerin, floem tarafından fotosentez ürünlerinin taşınmasını sağlayan sistem, iletim sistemi, vasküler sistem. Damar sistemi. Ksilem ve floemden oluşan bitki dokularında, ksilem tarafından su ve suda erimiş maddelerin, floem tarafından fotosentez ürünlerinin taşınmasını sağlayan sistem. iletim sistemi, damar sistemi. İletim sistemi. Damar jüyesi.

Water vascular system synonyms : a cell, abiotic factor, abambulacral area, a site, abiotic environment, a chromosome, aardvarks, aardvark.