Wayfare türkçesi Wayfare nedir

Wayfare ingilizcede ne demek, Wayfare nerede nasıl kullanılır?

Wayfarer : Yaya yolcu. Yaya. Yolcu.

Wayfarers : Yaya yolcu. Yayalar.

Wayfaring : Yolculuk eden. Yaya yolculuk eden.

Wayfarings : Yaya yolculuk eden. Yolculuk eden.

Way ahead : Çok önde.

Way behind : Çok arkada.

Way in : Giriş. Yol girişi. Girilecek yol.

Way of behaving : Yol.

Way leave : Geçiş hakkı.

Way bill : Nakliye senedi. Taşıma senedi. Hamule. Taşıma belgiti. Konşimento. Hamule senedi. Taşıyıcının iki tıpkılı olarak düzenlediği ve bir tanesini imzalayarak mal ile birlikte alıcıya gönderdiği belgit.

İngilizce Wayfare Türkçe anlamı, Wayfare eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wayfare ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Commutes : Değiş tokuş etmek. Değiştirmek. Hafifletmek (cezayı). Evle iş arasını trenle gidip gelmek. Çevirmek. Hafifletmek. Ev ile iş arasında gidip gelmek. Takas etmek. Değiş-tokuş etmek.

Social insurance : Sosyal güvenlik. İşçi, işveren ve bazı ülkelerde devletin yaptığı katkılarla finanse edilerek işçilere işsizlik, kaza, hastalık ve ihtiyarlık gibi durumlara karşı korumak amacıyla hizmet verebilmek için devletin oluşturduğu sigorta sistemi. İçtimai sigorta. Toplumsal güvenliğin sağlanabilmesi için kişinin güven altına alınması. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Devlet ya da diğer bir kamu tüzel kişiliğince kurulan ve çalışan topluluğu içine alan güvence örgütü. Toplumsal güvence. İşçi güvencesi. Sosyal sigorta.

 

Social welfare : Sosyal yardım. Devlet veya bir özel teşkilat tarafından sağlanan sosyal hizmetler. Bir toplumu oluşturan iktisadi karar birimlerinin sağladıkları fayda ve tatmin düzeyi. krş. sosyal göstergeler. Sosyal gönenç. Sosyal refah. Toplumsal yardım. Toplumsal refah. İktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir toplulukta işsizlik, yoksulluk vb. toplumsal sorunları gidermek amacıyla yapılan kamusal ya da özel çalışmalar.

Financial aid : Maddi destek. Maddi yardım. Parasal yardım. Fona gereksinimi olan iktisadi birimlere diğer iktisadi birimler tarafından uygun koşullarda veya hibe biçiminde sağlanan mali destek. Finansal yardım. Finans yardımı. Para yardımı. Mali yardım. Nakdi yardım.

Chemical warfare : Kimyasal madde. Kimyasal silah. Kimyasal harp. Kimyasal savaş. Kimyasallarla yapılan savaş.

Civil war : İçsavaş. Milli savaş. Bir ulusun içinde türlü anlayıştaki topluluklar arasında çıkan savaş. İç savaş.

Trek : Kağnı ile gitmek. Uzun ve zorlu bir yolculuk. Uzun ve zor yolculuk. Öküz arabası ile göç etmek. Göç etmek. Trekking. Uzun ve zor yolculuk yapmak. Kağnı ile gitme. Göçmek. Öküz arabasıyla yol almak.

Trip : Yanılmak. Sürçmek. Gezi. Tökezlemek. Çelme takmak. Düşürmek (birıni). Belli bir başlangıç noktasından varış yerine değin tek bir taşıtla gidilmesini içeren insan devinimi. Çelmek. Ayağı takılmak.

 

Journeys : Geziye çıkmak. Seyahatler.

Wayfare synonyms : international jihad, iw, armed combat, information warfare, bioattack, bw, pogy, biologic attack, hot war, biological attack, pogey, limited war, have a trip, take a trip, travel, voyage, combat, travelling, relief, biological warfare, aggression, military action, make a journey, chemical operations, economic aid, jihad, peregrination, tour, get about, engagement, war of nerves, go places, excurse.

Wayfare zıt anlamlı kelimeler, Wayfare kelime anlamı

Cold war : Soğuk savaş. İkinci dünya savaşı sonrasında sovyetler birliği ve doğu müttefikleriyle birleşik devletler ve batı müttefikleri arasında çıkan siyasi ve ekonomik çekişme.

Obedient : Söz dinler. Ram. Uysal. İtaatkar. Yumuşak başlı. İtaatli. Sadık. Söz dinleyen.

Wayfare ingilizce tanımı, definition of Wayfare

Wayfare kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of journeying. Passage. To go to and fro. To journey. Travel. To travel.