Have a trip türkçesi Have a trip nedir

Have a trip ingilizcede ne demek, Have a trip nerede nasıl kullanılır?

Have : Zorunda olmak. Aldatmak. Elde etmek. -si olmak. Dolandırmak. Almak. Yapmak. Etmek. Bulunmak. Kabul etmek.

A : Belirli bir tür veya nitelikteki. (herhangi) bir. En yüksek not. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Argonun simgesi. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Amperin simgesi. Bir. Miktar belirtir. Atom ağırlığı.

Trip : Yolculuk. Gezi. Hafif adımlarla dans etmek. Ayağı takılmak. Çelmek. Sıçramak. Sürçmek. Seğirtmek. Hata yapmak. Düşürmek (birıni).

Have a baby : Bebeği olmak. Çocuk sahibi olmak. Doğurmak.

Have a bad name : Kötü şöhreti olmak. Adı çıkmış olmak.

Have a bad night : Kötü bir gece geçirmek.

Have a bad record : Kötü tanınmak. Kötü şöhreti olmak.

Have a ball : Çok eğlenmek. İyi eğlenceler. Güzel zaman geçirmek. Çılgınca eğlenmek. Çok iyi vakit geçirmek. Balomuza gelin. Güzel eğlenmek.

Have a bad time : Çok sıkıntı çekmek. Eğlenmedi. Kötü vakit geçirdi. Sıkıcı zaman geçirdi. Kötü zaman geçirmek.

Have a bash : İlk defa denemek. Teşebbüs etmek. Bir denemek. El atmak. Girişmek. İlk kez denemek.

İngilizce Have a trip Türkçe anlamı, Have a trip eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have a trip ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Commute : Takas etmek. Banliyödeki ev ile şehirdeki işyeri arasında her gün gidip gelmek. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Evle iş arasını trenle gidip gelmek. Hafifletmek. Değiş-tokuş etmek. Değiştirmek. Değiş tokuş etmek. Öndeleme.

Commutes : Değiş-tokuş etmek. Hafifletmek (cezayı). Takas etmek. Değiştirmek. Hafifletmek. Evle iş arasını trenle gidip gelmek. Ev ile iş arasında gidip gelmek. Çevirmek. Banliyödeki ev ile şehirdeki işyeri arasında her gün gidip gelmek.

Take a ride : Gezintiye çıkmak. Dolaşmaya çıkmak. Gezmeye gitmek. Atla gezintiye çıkmak. Yolculuk yapmak.

Make a journey : Yolculuk yapmak. Seyahate çıkmak.

Be on the road : Yola çıkmış olmak. Seyahatte olmak. Yolculuk halinde olmak. Seyahat halinde olmak. Tur halinde olmak. Yolda olmak.

Excurse : İçinden geçmek. Bir uçtan bir uca seyahat etmek. Bir ucundan girip diğer ucundan çıkmak. Başından geçmek. Arasından geçmek.

Journeyed : Yolculuk yapmak. Seyahat. Yolculuk. Gezinti yeri. Geziye çıkmak. Yolculuk etmek. Mesafe. Sefer.

Get about : Gezmek. Yayılmak. Duyum almak. Yayılmak (söylenti). Gezinmek. Yayılmak (haber veya söylenti). Yürümek. Oradan oraya koşuşturmak. Dolaşmak.

Go places : Hayatta ilerlemek. Mesleğinde ilerlemek. Bahtı açık olmak. Dünyayı dolaşmak. Dünyayı gezmek. Başarılı olmak. Başarmak (argo terim).

Journeys : Seyahatler. Geziye çıkmak.

Have a trip synonyms : journey, peregrinate, travel, take a trip, journeying.