Weak point türkçesi Weak point nedir

  • Zaaf.
  • Zayıf nokta.
  • İnsanın zayıf tarafı.
  • Zayıf yön.

Weak point ile ilgili cümleler

English: She has got a lot of weak points.
Turkish: Onun bir sürü zayıf noktası var.

English: Everyone has both strong and weak points.
Turkish: Herkesin hem güçlü hem de zayıf noktaları vardır.

English: Jale has got a lot of weak points.
Turkish: Jale'nin bir sürü zayıf noktası var.

English: Mathematics is her weak point.
Turkish: Matematik onun zayıf noktasıdır.

Weak point ingilizcede ne demek, Weak point nerede nasıl kullanılır?

Weak : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Dayanıksız. Takatsiz. Sertliği az olan, karanlık bölümleriyle aydınlık bölümleri arasında kesin ayırım bulunmayan (görüntü). Açık. Aciz. Hastalıklı. Yetersiz. Güçsüz. Yavan.

Point : Sivriltmek. Göstermek. Çıkmak (çıban vb). Nokta. Çevirmek. Noktalamak. Uç. Uç vermek. Topun kurallara uygun olarak geri çevrilememesi ya da başlama atışının kullanılmaması sonucu tarafların kazancını ya da yitirimini belirleyen birim. Tenis, bilgisayar, masa tenisi alanlarında kullanılır.

Weak acid : Yeğni asit. Yükünleşme denge durganı küçük olduğundan bulunduğu ortama az sayıda hidrönyum yükünleri h3o+ veren asit. Protonlarına ilgisi yüksek, çok az iyonlaşan veya protonlarını suya çok az veren asit. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Zayıf asit.

 

Weak argument : Cılız mantık yürütme. Zayıf tez. İnandırıcı olmayan akıl yürütme. Zayıf sav.

Weak as a kitten : Çok narin.

Weak base : Zayıf baz. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sıvı çözeltide sadece kısmi olarak iyonlaşan baz. Yeğni baz. Yükünleşme denge durganı küçük olduğundan bulunduğu ortamda az sayıda hidroksil yükünleri oh- veren baz.

İngilizce Weak point Türkçe anlamı, Weak point eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Weak point ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Disability : Malullük. Yetkisizlik. Ehliyetsizlik. Kısıt. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Erksizlik. İş göremezlik hali. Sakınca. Yetersizlik.

Vices : Çapkınlık. Özür. Vekil. Ahlaksızlık. Mengene. Kusur. Huysuzluk (at). Kötülük.

Foible : Kusur. Boş yere meziyet sayılan taraf. (bir kimseye özgü) özellik. Zayıf yan. Aptalca alışkanlık. Merak.

Disabilities : Sakatlık. Mahzur. Ehliyetsizlik. Güçsüzlük. Sakınca. Yetersizlik. Maluliyet.

Infirmity : Zayıflık. Güçsüzlük. Sakatlık. Kusur. Zafiyet. Kararsızlık. Bedensel ve zihinsel güçsüzlük. Halsizlik.

Frailties : Zayıflık. Zayıflık (umut veya şans vb'nde). İnce ve güçsüz olma. Hafif ve kırılgan olma. Kolay kırılma. İrade zayıflığı. Narinlik. İnce ve zayıf nahif olma.

Lameness : Topallık. Zayıflık. Aksaklık. Sakatlık. Bir veya birden fazla bacakta görülen yürüyüş bozukluğu. Eksiklik.

Foibles : Zayıf yan. Kusur. Merak. Aptalca alışkanlık. (bir kimseye özgü) özellik. Boş yere meziyet sayılan taraf.

Vulnerable point : Kolayca yaralanabilen nokta. Savunmasız nokta. Hassas nokta.

Weakness : Sönüklük. Hasta oluş. Güçsüzlük. Cansızlık. Zayıflık. Kuvvetsizlik. Dayanıksızlık. Zayıf taraf. Halsizlik.

Weak point synonyms : frailty, weak spot, failing, blind side, failings, fondness, infirmities, soft spot.