Weighed türkçesi Weighed nedir

Weighed ile ilgili cümleler

English: Ali weighed himself.
Turkish: Ali kendini tarttı.

English: Ali weighed it.
Turkish: Ali onu tarttı.

English: Canadian officials weighed the supplies of each man.
Turkish: Kanadalı yetkililer, her insanın malzemelerini tarttı.

English: Ali weighed his options for a moment.
Turkish: Ali bir an için seçeneklerini tarttı.

English: Have you ever weighed yourself?
Turkish: Hiç kendini tarttın mı?

Weighed ingilizcede ne demek, Weighed nerede nasıl kullanılır?

Weighed down : Sıkılmış. Ezilmiş. Hükmedilmiş. Ağırlaştırılmış yükü ağırlaştırılmış. Ağırlık edilmiş.

Weighed out : Tartmak (paketlemek veya satmak üzere). Tartılmak. Tartmak. Yarıştan önce tartılmak (cokey).

Weighed the possibilities : Opsiyonları düşündü. Seçenekleri hesapladı. Olanakları tarttı. Alternatifleri göz önünde bulundurdu.

Be weighed down : Yük taşıyor olmak. Beli bükülmek. Sorunlu olmak. Yüklü olmak (dert veya keder). Sorunu olmak. Belini bükmek (bir görev veya sorumluluk vb). Yüklü olmak. Problemi olmak. Yük sahibi olmak.

 

Being weighed : Tartılmış olma. Tartılma. Ağırlığı hesaplanmış olma. Ağırlığı kontrol edilme.

Weigh against : Aleyhine olmak.

Overweighed : Ağır basmak. Daha ağır gelmek.

Unweighed : Tartılmamış.

Weighers : Kantarcı. Kantar. Tartan. Kantar memuru. Tartı. Tartıcı. Çeki görevlisi. Tartı ya da kantar görevlisi.

Checkweigher : Checkweighman. Otomatik kantar. Kantar. Kömür madencileri tarafından seçilen madenden çıkarılan malzemeleri kontrol ederek inceleyip doğruluğunu onaylayan temsilci.

İngilizce Weighed Türkçe anlamı, Weighed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Weighed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Plumb : Şakul. Anlamaya çalışmak. Ölçmek. Düzeltmek. Adamakıllı. Anlamını çıkartmaya çalışmak. Derinlemesine araştırmak. İskandil etmek. (çekülle) düzeltmek. Düşey olarak.

Scale out : Çekmek (ağırlık). Dağıtıklaştırmak.

Weigh : Ağırlığında olmak. Belirli bir ağırlık çekmek. Çekmek.

Alleviate : Kısmen gidermek. İçine su serpmek. Yüreğine su serpmek. Azalmak. Hafifletmek. Hafifletme. Hafifleme. Azalma. Azaltmak. Hafiflemek.

Incumber : Güçlük çıkartmak. Engel olmak. Ayak bağı olmak. Güçlük çıkarmak (encumber olarak da yazılır). Ağırlık olmak. Engellemek.

Weightiness : Çok ağır olma durumu veya niteliği. Ağırlılık. Önemlilik. Etkili olma. Ağırlık.

Mattering : Fark etmek. Önemli olmak. Mesele. Farketmek. İltihaplanmak. Cisim. Madde. Önem taşımak. Konu.

Chew the cud : Enine boyuna düşünmek. Tartıp biçmek. Derin derin düşünmek. Geviş getirmek. Kafa patlatmak. Uzun uzun düşünmek. Kafada evirip çevirmek. Kafa yormak.

 

Crushes : Kahretmek. İtişmek. Öğütmek. Araç ile çiğnemek. Ufalamak. Buruşmak. Sıkmak. Ezmek.

Cumbering : Sıkmak. Engellemek.

Weighed synonyms : throw weight, bombarding, gaging, cumbers, deliberated, deliberate, appeasing, cogitating, crush, weightlessness, besets, astringes, librate, besieges, cogitates, ponders, inconvenienced, alleviating, gauged, heavy, chewed, come on, calculates, deliberates, bear down, appease, balance, cogitated, coin, deliberating, debated, allayed, incumbering.

Weighed zıt anlamlı kelimeler, Weighed kelime anlamı

Heavy : Ağır. Yoğun (trafik). Fedai. Ağırlıklı. Şiddetle. Ağır siklet. Başrol oyuncusu. Ağır şekilde. Ağır çekmek. Çok.

Light : Gerçekleşmek. Işık vermek. Işık tutmak. Hafif. Göze uyarımda bulunan ve beyin tarafından yorumlandığında görme duyusuna, yani görülebilir ışığa yol açan elektromıknatıs ışınım. başka bir deyişle, ışımayla yayılan ve görme duyusuyla algılanan erke biçimi. (bu elektromıknatıs ışınım, 4x10-7 m ile 7,7x10-7 m arasındaki dalga uzunluklarında yer alır. dalga uzunluklarındaki değişiklikler gözde değişik duyulara yol açarak değişik renkleri oluşturur). Aydınlatmak. Yakmak. Işık saçmak. Görme organına bağlı ya da görme organı aracılığı ile olan bütün duyulanma ve algıların vergisi. görme organını uyarabilen ışınım. İnmek (attan veya arabadan).

Lightness : Çabukluk. Yeğnilik. Sürat. Keyiflilik. Hafiflik. Yumuşaklık. Açıklık. Önemsizlik. Atiklik. Neşelilik.

Weighed antonyms : natural object, heaviness.