Wiglet türkçesi Wiglet nedir
- Küçük peruk.
- Postiş.
- Parça peruk.
Wiglet ingilizcede ne demek, Wiglet nerede nasıl kullanılır?
Wiglets : Küçük peruk. Postiş. Parça peruk.
Wigless : Peruksuz.
Porwigle : Tetari. İribaş.
Twigless : Dalsız.
Wiglike : Peruğumsu. Peruğa benzer.
Scratch wig : Kafanın yanlızca bir bölümünü kapatan kısa peruk türü.
Wig : Peruka. Peruk. Haşlamak. Sertçe azarlamak. Takma saç. İnsan saçından ya da at kuyruğundan yapılan yapay saç.
Wigged : Peruk giyen. Peruk takan. Peruklu. Yapay saç takan.
Wiggery : Peruk.
Wigeon : Fiyu. Kazlar (anseriformes) takımının, ördekgiller (anatidae) familyasından, iskandinavya, kuzey rusya, sibirya'nın güneyinden kamçatka'ya kadar uzunan bölgelerde kuluçkaya yatan, türkiye'de yalnız kış aylarında görülen, göl ve bataklıklarda yaşayan, göç sırasında ve kış aylarında deniz kenarlarında da görülen ve yeşil baş ördekten daha küçük olan bir tür. ıslık çalan ördek. Her kanadında beyaz bir benek olan avrasya kökenli bir tatlı su ördeği. Fiyu ördeği. Yaban ördeği. Parlak beyaz bir başı olan kuzey amerika'ya özgü bir yaban ördeği. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ana vatanı avrupa olan, göl ve nehir kıyılarındaki sazlıklarda yaşayan, çiftler halinde beslenen, kolay üreme yeteneğinde olan ördek ırkı.
İngilizce Wiglet Türkçe anlamı, Wiglet eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Wiglet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Sea : Deniz. Umman. Denizle ilgili. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı tuzlu su kütlesi. Okyanus. Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları. Derya. Dalga.
Postiche : Takma saç. Taklit. Takma. Yapma.
Hairpieces : Peruka (erkek). Takma saç. Peruka. Meç.
Shake : Çırpmak. Sarsma. Oturtmak. Atlatmak. Silkelemek. Titreme. Üzmek. Sarsıntı. Sallamak. Çalkalamak (sıvıyı).
Hair extension : Ek saç.
Joggle : Hafifçe sallanmak. Hafifçe sarsmak. Geçme parçası. Hafifçe sarsılmak. Yavaşça sallamak. Diş. Çentik. Birleştirmek. Diş yapmak. Sallamak.
Toupees : Küçük erkek perukası. İbikli baştankara. Peruk.
Wag : Şakacı. Hareket ettirmek. Sallanmak. Gırgır kimse. Okulu kırmak. Sallamak. Şakacı kimse. Sallanış. Mizah. Asmak (okul).
Lake : Karalar üzerindeki çeşitli etkenlerle meydana gelen çukur yerlerin, zamanla sularla dolması sonucunda oluşan, suları tamamen boşaltılamayan, genellikle derin durgun su kütlesi. Koyu kırmızı boya. Lake boya. Lal rengi boyarmadde. Mississippi eyaletinde yerleşim yeri. Göl. Abanoz rengi boya. Karalar üzerinde, dört yanından kapalı ve oluşumlarıyla ayrımlı çanakları dolduran, az çok geniş ve derin, tuzlu ya da tatlı su örtüleri. Kırmızı boya maddesi.
Recess : Dinlenmek. Ara vermek. Yatak. Dinlenme. Tatil yapmak. Tatil. Ara vermek (toplantıya). Dinlenme anı. Ara verme. Yuva.
Wiglet synonyms : body of water, toupee, waggle, hairpiece, fiord, jiggle, toupet, fjord, cove, wiglets, agitate, water, loch.

Bu kısımda Wiglet kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Wiglet ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Wiglet anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Wiglet ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.