Wig türkçesi Wig nedir

Wig ile ilgili cümleler

English: Does your wig make you deaf?
Turkish: Peruğun seni sağır yapar mı?

English: Ali put his wig back on.
Turkish: Ali yine peruğunu taktı.

English: His name was Geppetto, but to the boys of the neighborhood he was Polendina, on account of the wig he always wore which was just the color of yellow corn.
Turkish: Onun adı Geppetto'ydu fakat mahallenin çocuklarına göre tam sarı mısır renginde her zaman taktığı peruktan dolayı o, Palendina oldu.

English: Ali is wearing a wig.
Turkish: Ali bir peruk takıyor.

English: Ali pulled off his wig.
Turkish: Ali peruğunu çıkardı.

Wig ingilizcede ne demek, Wig nerede nasıl kullanılır?

Wig maker : Oyuncuların saçlarını yapan, takma saç, sakal, bıyık hazırlayan kimse. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Berber.

Wig out : Kafayı bulmak. Sarhoş olmak. Aşırı derecede korkmak. Dehşete düşmek. Korkudan balatayı sıyırmak (she woke up in the hospital and did not know where she was so she wigged out {gözlerini hastanede açtı ve nerede olduğunu anlayamayınca dehşete kapıldı}). Balatayı sıyırmak. Balatayı yakmak. Şalteri atmak. Tepesi atmak.

 

Scratch wig : Kafanın yanlızca bir bölümünü kapatan kısa peruk türü.

Wigeon : Yaban ördeği. Kazlar (anseriformes) takımının, ördekgiller (anatidae) familyasından, iskandinavya, kuzey rusya, sibirya'nın güneyinden kamçatka'ya kadar uzunan bölgelerde kuluçkaya yatan, türkiye'de yalnız kış aylarında görülen, göl ve bataklıklarda yaşayan, göç sırasında ve kış aylarında deniz kenarlarında da görülen ve yeşil baş ördekten daha küçük olan bir tür. ıslık çalan ördek. Parlak beyaz bir başı olan kuzey amerika'ya özgü bir yaban ördeği. Fiyu. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Her kanadında beyaz bir benek olan avrasya kökenli bir tatlı su ördeği. Fiyu ördeği. Ana vatanı avrupa olan, göl ve nehir kıyılarındaki sazlıklarda yaşayan, çiftler halinde beslenen, kolay üreme yeteneğinde olan ördek ırkı.

Wigeons : Parlak beyaz bir başı olan kuzey amerika'ya özgü bir yaban ördeği. Yaban ördeği. Fiyu. Her kanadında beyaz bir benek olan avrasya kökenli bir tatlı su ördeği.

Wiggles : Hareket etmek. Kıpır kıpır oynamak. Kıpırdaşmak. Kıvrılmak. Kıpırdatmak. Kımıldatmak. Rahat durmamak. Oynamak. Oynatmak. Kıpırdamak.

Wiggled : Kıpırdaşmak. Rahat durmamak. Oynamak. Kıpır kıpır oynamak. Kıvrılmak. Kıpır kıpır oynatmak. Kıpırdamak. Oynatmak. Hareket etmek. Kımıldatmak.

Wiggler : Olta solucanı. Sivrisinek larvası. Tezgah üzerinde parça kenarını veya ortasını bulmaya yarayan bir gereç. Bir taraftan diğerine hareket eden şey veya kimse. Yersolucanı. Solucan. Toprak solucanı.

Wiggle : Rahat durmamak. Oynamak. Kıpırdaşmak. Kıpır kıpır oynamak. Kıpırdamak. Oynatmak. Kıpır kıpır oynatmak. Kımıldatmak. Kıvrılmak. Kıpırdatmak.

 

Wiggeries : Peruk.

İngilizce Wig Türkçe anlamı, Wig eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wig ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

False hair : Takma saç (ör. peruk). Suni saç.

Toupees : İbikli baştankara. Küçük erkek perukası. Küçük peruk.

Postiche : Taklit. Yapma. Takma. Postiş.

Burn up : Alev alev yanmak. Yakmak. Yakıp yok etmek. Yanıp bitmek. Daha canlı yanmak. Paylamak. Küplere bindirmek. Tamamen yanmak. Nükleer yanma.

Bawling out : Paylama. Azarlama. Azarlamak. Bağırıp çağırmak.

Objurgation : Azarlama. Paylama. Azar.

Boil : Kaynama. Haşlanmak. Fokurdamak. Pişmek. Kaynama çekidi. Kaynatmak. Kısaltmak. Fokurdatmak. Kaynatma. Çıban.

Extensions : Saç örme. Saç örgüsü. Saç uzatma. Uzantı.

Call somebody over the coals : Gözünü korkutmak. Azarlamak.

Wig synonyms : horsehair wig, perukes, wigging, toupee, boils, berated, hairpieces, hairpiece, tongue lashing, wigs, bawled, bawl out, bawl, wiggery, bastes, bawls, grizzle, periwigs, came down on, baste, peruke, chiding, berates, berate, periwig, basted, wiggeries, scolding.

Wig ingilizce tanımı, definition of Wig

Wig kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A covering for the head, consisting of hair interwoven or united by a kind of network, either in imitation of the natural growth, or in abundant and flowing curls, worn to supply a deficiency of natural hair, or for ornament, or according to traditional usage, as a part of an official or professional dress, the latter especially in England by judges and barristers. To scold. To censure or rebuke. To hold up to reprobation.