Willless türkçesi Willless nedir

Willless ingilizcede ne demek, Willless nerede nasıl kullanılır?

Will be open to the public : Umuma açık olacak. İnsanlara açık olarak. Halka açık olacak.

Will be punished : O ceza alacak. Cezalandırılacak. Kendisine ceza verilecek.

Will create works : Bağımsız olarak ya da bir sözleşme uyarınca hazırlığı yapılmış ve yazılmasını bekleyen yapıtlar. Yaratılacak yapıtlar.

Will decrease : Düşecek. Azalacak. Daha az olacak. Daha düşük olacak. Küçülecek.

Will do : Yeter. Yetecek. Yeterli olur. Yeterli olacak (örneğin this room will do. {bu oda yeter.}). Yeterince iyi.

Will power : Motivasyon. Kararlılık. Buyurum. Buyrum. İrade gücü.

Will o the wisp : Yanıltıcı. Aldatan veya yanlış yöne sevk eden şey. Bataklıklarda gece görülen ve yakamoza benzeyen parıltı. Aldatıcı. Bataklık alevi.

Will increase : Gelişecek. Büyüyecek. Daha büyük olacak.

Will of iron : Dış kaynaklar tarafından etkilenmeyen irade gücü. İnatçı istek. Değiştirilemez irade. Demir irade.

Will never forget : Hep hatırında olacak. Asla unutmayacak. Daima hatırlayacak.

İngilizce Willless Türkçe anlamı, Willless eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Willless ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Malady : Hastalık. Dert. İllet.

Toxemia : Bakteri zehirlerinin kana geçmesi sonucu meydana gelen zehirlenme hali. metabolik bozukluklardan kaynaklanan durum. Kan zehirlenmesi. Kan ağılanımı. Toksemi.

Averse : Karşı. Gönülsüz. İçtinap. Aksi görüşte olan. Karşı olan. Karşıt. Muhalif. Zıt. Hoşnutsuz.

Flaccid : Flasid. Zayıf. Gevşek. Yumuşak. Sarkık.

Passion : Hastalık. Arzu. Tutkunluk. Düşkünlük. Aşk. Güçlü duygu. İhtiras. Şevku-teheyyüç. Ani öfke. Hırs.

Irresolute : Mütereddit. Tereddüdlü. Tereddütlü. İkircimli. Duruksun. Tereddüt eden. Kararsız.

Indispose : Rahatsız etmek. Keyfini kaçırmak. Soğutmak. Bozmak. Zayıflatmak. Hasta etmek. Hevesini kırmak. Elverişsizleştirmek.

Amyloidosis : Amiloidozis. Amiloid adı verilen lifli protein bileşiğinin birçok veya tek bir organda hücre dışında birikmesiyle oluşan metabolizma hastalığı. kimyasal olarak etkisiz olan bu proteinler başta böbrekler olmak üzere karaciğer, dalak, böbrek üstü bezi ve mide-bağırsak kanalında birikir. Dokulara ve organlara amiloid çöküntüler birikiminin neden olduğu hastalık (patoloji). Amiloidoz.

Anuria : İşeyememe (tıp veya medikal terimi). İdrara çıkartamama. İdrarsızlık. İdrar çıkartamama. Anüri.

Toxaemia : Kan zehirlenmesi. Kan ağılanımı. Toksemi.

Willless synonyms : catastrophic illness, gas embolism, air embolism, gastrointestinal disorder, ozone sickness, toxaemia of pregnancy, growth, coyest, intestate, flabbiest, feeble minded, indisposition, decompression sickness, half hearted, weak minded, gutless, disinclined, caisson disease, condition, grudging, prostration, incontinent, jaded, sickness, abandon, hypermotility, grudgingly, flabbier, weak kneed, backward, volitionless, coyer, lead poisoning.

 

Willless zıt anlamlı kelimeler, Willless kelime anlamı

Wellness : İyi durumda olma. Sıhhat. Güçlülük. Sağlıklı olma. Kuvvetlilik. Sıhhatli olma durumu. Sağlıklı olma durumu. Sağlıklılık. Zindelik. İyilik.

Good health : İyi oluş (fiziksel veya ruhsal). Hastalığı olmayan durum. İyi sağlık durumu. Sağlık. Sağlıklı olma. İyilik.

Successful : Başarılı. Muvaffak. Başarıya ulaşan şey. Parlak.