Wines türkçesi Wines nedir

Wines ile ilgili cümleler

English: Do you like French wines?
Turkish: Fransız şarapları sever misiniz?

English: Ali knows wines.
Turkish: Ali şarapları biliyor.

English: What are some of your favorite French wines?
Turkish: Senin en sevdiğin Fransız şaraplarından bazıları nedir?

Wines ingilizcede ne demek, Wines nerede nasıl kullanılır?

Wineshop : Şarap dükkanı.

Wineshops : Şarap dükkanı.

Wineskin : Şarap tulumu.

Wineskins : Şarap tulumu.

Blowiness : Şiddetli rüzgar esintisi. Rüzgarlılık.

Sinewiness : Sinirlilik.

Entwines : Dolaştırmak. Tırmanmak. Kıvırmak. Örmek. Etrafını sarmak. Birbirine geçirmek. Sarmak. Bükmek.

Shadowiness : Loşluk. Karanlık. Belirsizlik. Bulanıklık. Pusluluk. Gölgeli olma.

Intwines : Bükmek. Örmek. Dolaştırmak. Kıvırmak. Sarmak. Tırmanmak.

Intertwines : Birbirine dolaşmak. İç içe geçmek. Birbirine geçirmek. Örülmek. Sarılmak. Bir halatın uçları gibi birbirine sarmak. Birbirine sarmak. Birbirine sarılmak. Birbirine geçmek. Birbirini örmek.

İngilizce Wines Türkçe anlamı, Wines eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wines ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dine : Yemeğe davet etmek. Ziyafet vermek. Yemek vermek. Yemek yemek. Günün esas yemeğini yemek. Akşam yemeği vermek. Akşam yemeğini yemek. Akşam yemeği yemek.

 

Hosted : Konuk etmek. Evsahipliği yapmak.

Negus : Limon suyu. Sıcak su. Etiyopya (habeşistan) imparatorlarının sanı. Negüs. Şeker ve hindistancevizi karışımı bir içki. Habeş hükümdarı. Şarap ve sıcak su karışımı. Eskiden habeşistan hükümdarı. Necaşi. Şarap.

Alcoholic drink : İçki. Dem. Alkollü içki.

Way : Usul. Huy. Gelenek. Gidişat. Kolcuğun veya anahtarın konumlarından her biri. İnsanların, bir yerden başka bir yere gitmek üzere üzerinden ya da içinden geçtikleri, yerleşim yerlerinin gelişme doğrultusunu yakından etkileyen ve düzentasarlarda önemli bir öge oluşturan yerler. İş alanı. Uzakta. Davranış. Yöntem.

Table wine : Masa şarabı. Sofra şarabı.

Feasted : Doya doya yapmak. Ziyafette yiyip içmek. Ziyafet. Bayram yapmak. Yiyip içmek. Zevk almak. Ziyafet vermek. Eğlendirmek. Ziyafet çekmek. İyi beslemek.

Vermouth : Vermut.

Agency : Tecimyerlerin çalıştıkları yerlerinin, ücret paylarının ya da genel olarak yapmış oldukları işlemlerinin tümü. Aktör. Acenta. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Acentelik. Temsilcilik, temsilcilik işyarı, temsil ilişkileri, temsil yetkileri, temsil anlaşması gibi konular üzerinde çalışma ve iş yapma gücü. Şirket veya kuruluş adına birtakım etkinlikler yapmakla görevlendirilen kurum veya kuruluş. Aracılık. Fail. Acente temsilciliği.

Intoxicant : Sarhoş edici içki. Sarhoş edici (içki). Sarhoş eden madde. Sarhoş edici. İntoksikan. Zehirleyici. Sarhoş eden. Zehirlenmeye neden olan, intoksikan. zehirlenme yapan herhangi bir madde.

 

Wines synonyms : maconnais, sacramental wine, dessert wine, mulled wine, macon, jug wine, blush wine, varietal wine, cotes de provence, rhone wine, altar wine, generic wine, pink wine, rose wine, entertain, wined, dines, bordeaux, generic, sparkling wine, inebriant, vino, rose, feting, white wine, dubonnet, vintage, means, entertains, varietal, burgundy, feted, burgundy wine.

Wines zıt anlamlı kelimeler, Wines kelime anlamı

Generic : Genelleyici. Kapsamlı. Genel. Cinsle ilgili. Genel özellikleri olan. Cinse özgü. Üretken. Soyuna özgü. Soysal.

Varietal : Sepaj şarap. Varietal şarap. Monosepaj şarap. Türlü. Muhtelif. Türsel. Farklı.

Tasteless : Uygunsuzluk. Kabak. Yavan (yemek). Yavan. Tat alma yeteneği olmayan. Lezzetsiz. Tadı tuzu yok. Tatsız. Midesiz. Zevksiz.

Wines antonyms : generic wine, varietal wine.