Working out türkçesi Working out nedir

Working out ile ilgili cümleler

English: I had difficulty working out the problem.
Turkish: Sorunu çözmede zorluk çektim.

English: Ali is accustomed to working outside.
Turkish: Ali dışarıda çalışmaya alışıktır.

English: Ali ate a light lunch before working out.
Turkish: Ali dışarıda çalışmadan önce hafif bir öğle yemeği yedi.

English: You might want to try working out a bit.
Turkish: Dışarıda biraz egzersiz yapmayı denemek isteyebilirsin.

English: Everything is working out just as Tom predicted.
Turkish: Tom'un tahmin ettiği gibi her şey işe yarıyor.

Working out ingilizcede ne demek, Working out nerede nasıl kullanılır?

Working : Çalışma. İşlenme. Yeterli. Çalıştırma. İşletme. Emekçinin düşünsel veya bedensel gücünü bir mal veya hizmet üretim sürecinde kullanması. krş. emek. Mayalanma. Çalışan. İşleyen. Çalışmayla ilgili.

Out : Dışarı atmak. Ortaya çıkmak. Dışarıda. Meydana çıkmak. Kovmak. Nakavt etmek. Dışarı çıkarmak. Çıkarmak. Kendini belli etmek. Dışarı.

Working advance : İş öndeliği. İşin bitiminden sonra hesaplaşmak üzere işi yapacak olan kişilere önceden ödenen para.

Working advances : İş öndelikleri. İşin bitiminden sonra sayışılmak üzere genellikle işletmeler adına yapılacak her tür hizmetler karşılığı kişilere önceden ödenen para.

 

Working age : Çalışma yaşı.

Working agreement : Geçici anlaşma.

İngilizce Working out Türkçe anlamı, Working out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Working out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Demodulation : Modüle edilmiş bir mesajı çözme (bilgisayar, telekomünikasyon). Geri modülasyon. Kip çözme. Demodülasyon.

Disincorporation : Çözülme. Bir şirketten ayrılma. Dağıtma. Tüzel kişiliği sona erdirme. Tüzel kişiliğini kaldırma. Dağılma.

Solubilization : Çözünürleştirme.

Undoing : Mahvolma sebebi. Felaket nedeni. Yapmama. Felaket. Telafi. Feshetme. Mahvolma nedeni. Mahvetme. Bozulma.

Solving : Çözüm. Kulak tırmalayıcı.

Resolution : Ayrışma. Ara kararı. Teklif. Çözülüm (müzik terimi). Metanet. Çözülme. Eritme. Azimlilik. Azim. Bir optik dizgenin, birbirine yakın iki noktayı seçiklikle aktarabildiği en küçük uzaklık. gözün aynı özelliği gösteren niteliği.

Solution : Çözüm. Çare. İzah. İçinde birden artık kimyasal tur bulunan tektürel evre. Bir maddenin, çözücü sıvı içinde çözünmesiyle oluşan homojen karışım, eriyik, solusyon, solüsyon. Çıkar yol. Birbirine benzemeyen molekül yapısındaki iki ya da daha çok özdeğin tektörel karışımı. Ara verme. Çözelti.

Confection : Şekerleme yapma. Karışım hazırlama. Hazır giyim. İmal. Konfeksiyon. Bonbon. Şekerleme. Şeker.

Cadillacing : Michigan eyaletinde şehir. Rahat. Sakin olma. (argo) sakin.

Thawing : Erime. Çözülme. Eritmek. Açılmak. Rahatlatmak. Açmak. Buzun çözülmesi. Buz çözülmesi. Eritme.

 

Working out synonyms : disengaging, apparare, undoings, unraveling, provision, settlement, resolving, adjustment, preparations, obviation, settlements, untieing, making ready, concoction, adjustments, preparation, concoctions, facture, preparing, unravelling, removal, grooming, settling, accommodation, working, arranging, demodulations, removals, preparative, confections.