Solving türkçesi Solving nedir
Solving ile ilgili cümleler
English: He had no difficulty solving the problem.
Turkish: Problemi çözmede bir zorluk çekmedi.
English: Do you like solving puzzles?
Turkish: Bulmaca çözmeyi sever misin?
English: He had no difficulty in solving the problem.
Turkish: Sorunun çözümünde hiç güçlük çekmedi.
English: Ali tried solving the problem.
Turkish: Ali sorunu çözmeyi denedi.
English: He found no difficulty in solving the problem.
Turkish: Problemi çözmede hiç zorlanmadı.
Solving ingilizcede ne demek, Solving nerede nasıl kullanılır?
Problem solving method : Sorunu anlama ve tanımlama, varsayımsal bir çözüm biçimi tasarlama, bu çözüm biçimini doyurucu kanıtlar buluncaya değin deneme gibi etkinlikleri kapsayan düşünme ve uygulama yolu. Sorun çözme yöntemi.
Problem solving : Sorun çözme. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Problem çözümü. Problem çözme. Karmaşık bir durumla karşılaşan bireyin, bu durumun üstesinden gelip amaca ulaşabilmesi için göstermesi gereken girişim ve ansal bileştirme yeteneği. Yeni olay ya da durumlar karşısında var olan ilişkileri ortaya çıkarma, yeni ilişkiler kurma ve güdülen amaca göre belli bir sonuç elde etme işi.
Absolving : Tenzih etmek. Suçunu bağışlamak. Aklamak. Kurtarmak. Temize çıkarmak. Affetmek. Bağışlamak. Beraat ettirmek. Arılamak. Allah adına günahı affetmek.
Dissolving : Parçalarına ayrılan. Erime. Eriyen. Parçalarına bölünen. Çözülen. Eritme. Katı, sıvı, gaz evrelerinde bulunan özdeklerin, molekül ya da atomlarını bir arada tutan kuvvetleri yenerek bir başka özdeğin içinde dağılmaları olayı. Çözünme. Parçalanan. Dağılan.
Dissolving power : Eritme gücü.
Resolving : Ayırmak. Tahlil etmek. Dönüştürmek. Çözme. Çözümlüyor. Aklına koymak. Karara varmak. Halletmek. Haline getirmek. Karar vermek.
Solvable : Solvabl. Eriyebilir. Çözümlenebilir. Halledilebilir. Çözümü mümkün. Çözülebilir. Erir. Çözünür. Çözülür. Çözünebilir.
Solvable group : Çözülebilir grup.
Solvancy : Ödeme gücü. Kişinin, borçlarının tümünü karşılayabilecek ve ödeyebilecek bir yetenek ve güçte bulunması.
Solvate : Solvent ve çözünen madde kullanarak bir bileşim oluşturmak (kimya). Solvent ve çözünen madde kullanarak bir bileşik oluşturmak. Solvat.
İngilizce Solving Türkçe anlamı, Solving eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Solving ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Remedies : Yasal yollar. Çare. Deva. Dava yolu. Derman. Düzeltme yolları. Tedavi. İlaç.
Working : Çalışma jüyesi. Temel. Bir yapıtın biçiminin değiştirilerek başka bir türden yapıt durumuna getirilmesi, sözgelişi romandan tiyatro yapıtı yapılması ya da başka bir düzene konulması. İş. Mayalanma. İşleme tarzı. Çalıştırma. İşlenme. Emekçinin düşünsel veya bedensel gücünü bir mal veya hizmet üretim sürecinde kullanması. krş. emek. Çalışma.
Earsplitting : Gacır gucur. Sağır edici (ses). Sağırlaştırıcı. Kulakları sağır edici. Sağır edici. Rahatsız edici derecede yüksek sesli. Kulakları sağır eden.
Formula : Bir doğa yasasının, uzbilimsel simge dili ile anlatımı. Birçok değişkenin bir araya gelmesinden oluşan bağımsız masal. bk. değişken. Reçete. Bir kavram, işlem ya da değerin simgesel anlatımı ya da eşitliği. Denklem. Mama. Bağıntı. Formül. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır.
Resolutions : Dokunun iyileşmesi. Niyet. Ayırma. Çözünme. Teklif. Ayrışma. Azim. Karar. İltihabın iyileşmesi.
Demodulation : Geri modülasyon. Modüle edilmiş bir mesajı çözme (bilgisayar, telekomünikasyon). Kip çözme. Demodülasyon.
Removal : Giderme. Kovulma. Taşınma. Kaldırma. Sökme. Çıkarma. Yerini değiştirme. Taşıma. Ortadan kaldırma.
Untieing : Açmak. Halletmek. Çözmek. Çözülmek.
Undoing : Felaket. Mahvolma sebebi. Yıkım. Bozulma. Mahvetme. Açma. Telafi. Mahvolma nedeni. Felaket nedeni.
Healer : Doktor. Şifacı. Üfürükçü. İnsanları iyileştirdiğini öne süren kişi. Çare. İyileştirici şey. İyileştiren kimse. İyileştirici. Tedavi.
Solving synonyms : rougher, shrilled, removals, disincorporation, healers, solution, rasping, denouements, obviation, thawing, roughest, settling, discordant, analysis, raspings, shrills, accommodation, unraveling, adjustments, rough, resolving, solubilization, resolution, working out, shifts, finding, unravelling, denoument, disengaging, determination, denouement, adjustment, shrill.

Bu kısımda Solving kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Solving ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Solving anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Solving ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.