Wound türkçesi Wound nedir

  • Yaralamak.
  • Bere.
  • Yumuşak dokuları oluşturan ögelerin kesici, yaralayıcı veya bunlara benzer araç veya gereçlerle birbirinden ayrılması. ateşli silah yarası, ısırık yarası, septik ve aseptik yara gibi değişik yara tipleri vardır.
  • Kalbini kırmak.
  • İncitmek.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Cerh etmek.
  • Yara.
  • Vurmak.
  • Sarılı (bobin).
  • Yaralanma.

Wound ile ilgili cümleler

English: Ali died from a self-inflicted gunshot wound to the head.
Turkish: Ali kafaya kendi açtığı kurşun yarasından öldü.

English: Ali wanted to find a doctor who would treat his gunshot wound without reporting it to the police.
Turkish: Ali polise bildirmeden onun silah yarasını tedavi edecek bir doktor bulmak istiyordu.

English: His wound was bleeding.
Turkish: Onun yarası kanıyordu.

English: Clocks used to be wound every day.
Turkish: Saatler her gün kurulurdu.

English: Her wound seems to be mortal.
Turkish: Yaraları ölümcül görünüyor.

Wound ingilizcede ne demek, Wound nerede nasıl kullanılır?

Wound core : Sarılmış çekirdek.

Wound covering : Yara kabuğu. Yaralarda iyileşme sürecinde yırtılan damarlardan akan ve pıhtılaşan kan, eksudat ve lökositlerden oluşan yaranın enfekte olmasını önleyen örtü veya kabuk.

Wound dressing : Pansuman. Yara sarma. Yarayı sargılama. Yara kapatma. Sargı beziyle yarayı sarma. Yaranın dış etkilerinden korunmasını sağlamak ve yaranın iyileşmesine yardımcı olmak amacıyla uygulanan işlemlerin tümü. Yara pansuman malzemesi. Yaraya bandaj sarma. Yara örtü malzemesi.

 

Wound hormones : Yara hormonları. Yaralanmış bitki hücrelerinin meydana getirdiği ve yara civarındaki dokuyu uyararak yeniden büyümeyi sağlayan maddeler. nekrohormon.

Wound myiasis : Yara miyazisi. Yara miyazı. Travmatik miyazis.

Auto wound ac transformer dimmer : Yalnızca dalgalı akımda en çok kullanılan ve sevilen karartıcıdır. bu karartıcı insan gözüne uygun biçimde derecelendirilmiş olarak ışıtaca giden voltajı istendiği gibi azaltıp çoğaltabilir. bunların «autrastat», «powerstat», «variac» ve «radiastat» türleri vardır. Özdönüştürücü karartıcı.

Concentric wound coil : Merkezlenerek sarılmış bobin.

Occlusive wound dressing : Akıntısı olmayan drenajsız veya yüzeysel yaraların üzerine dörde veya sekize katlanmış bir gazlı bez konduktan sonra plasterle bölgeye tutturulmasıyla uygulanan pansuman çeşidi. Koruyucu pansuman.

Wound tumour virus : Yara tümör virüsü. Çok çeşitli bitkilerin hastalanmasına sebep olan çift iplikli rna içeren bir bitki virüsü.

Double wound coil : Çift sargılı bobin.

İngilizce Wound Türkçe anlamı, Wound eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wound ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Galled : Kızmak. İncinmek. Gücendirmek. Kızdırmak. Yaralı. Sürterek yara yapmak. Sürtmek. Yara olmak. Ovalamak. Yaralanmış.

Cut : İndirimli. Kesmek. Sulandırmak. Kamçılamak. Kesilmiş. Hadım etmek. Topsuz giriş. Kurguyu, kurgulamayı gerçekleştirmek. kurgu, kurgulama eylemi. İndirilmiş. Yontmak.

 

Aggrieving : Rencide etmek. Mağdur etmek. Üzmek. Kederlendirmek. Kırmak. Gücendirmek. Mağdur duruma düşürmek.

Beat : Alt etmek (argo terim). Sıklıkları yakın iki dalganın girişimi ile oluşan ve sıklığı, sıklıklar çıkarımına eşit olan dalga. Yenmek. Pataklamak. Yuvasından çıkarmak (av). Güdülen amaca göre, namlunun ortaya da esnek bölümü ile, karşı namluya birden yapılan vuruş. Dövmek. Darbe. Çırpmak. Vuruş.

Harm : Fena etmek. Kötülük etmek. Zedelemek. Zararı dokunmak. Hasar. Fenalık etmek. Ziyan. Kötülük yapmak. Zeval vermek.

Sprain : Burkulmak. Burkmak. Burkulma. Burkulmak (bilek veya ayak vb). Burkulmayla incinme.

Traumatization : Fiziksel ve veya veya duygusal hasara veya şoka sebep olma. Travmatizasyon. Ruhen sarsılma. Travmaya neden olma.

Maim : Sakat etmek. Sakatlamak.

Scathe : Ziyan. Hasar. Felaket. Zarar vermek. Yakmak. Zarar. Kavurmak.

Gashing : Bıçak yarası. Derin yara. Uzunca bıçak yarası. Kesik. Kertmek. Derin yara açmak. Yarık. Yarık açmak. Kesmek.

Wound synonyms : pip, sorer, sorest, raw wound, subluxate, sores, sore, boff, hurt, give offense, a band, break, traumatise, torture, birched, pull, wrick, slash, chafe, shocks, chafes, skin, wrench, chafed, aggrieves, balmorals, biffed, bruising, indentation, shoot, cut up, bring down, lacerations.

Wound zıt anlamlı kelimeler, Wound kelime anlamı

Uncoiled : Çözülmek. Açılmamış (kangal). Çözmek (kangal). Açmak.

Wound ingilizce tanımı, definition of Wound

Wound kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A hurt or injury caused by violence. To hurt by violence. To produce a breach, or separation of parts, in, as by a cut, stab, blow, or the like. Specifically, a breach of the skin and flesh of an animal, or in the substance of any creature or living thing. A cut, stab, rent, or the like.