Written report türkçesi Written report nedir

Written report ile ilgili cümleler

English: Don't dash off a sloppily written report filled with mistakes.
Turkish: Hatalarla dolu uyduruk biçimde yazılmış bir raporu karalama.

Written report ingilizcede ne demek, Written report nerede nasıl kullanılır?

Written : Yazılmış. Tahriri. Yazılı. Yazıya dökülmüş.

Report : Hazır bulunmak. Rapor vermek. Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Sunmak (yasa vb.). Borsa oyuncusunun vade sonunda fiyatının yükseleceğini beklediği bir taşınır değeri satın almak için parayı temin edemediği durumda, kendisi adına bu ödemeyi yapacak üçüncü bir kişiyi komisyon karşılığında devreye sokarak vade tarihini dolaylı olarak ertelemesi. Rapor. Söylemek. Anlatmak. Nakletmek. İhbar etmek.

Written accord : Bir işçi ya da işverenin kendi kuruluşunun kendi çalışmaları ile işçilerine sağladığı hakların o kuruluşla bağımlı olmayanlara da uygulanabilmesi için izin verdiğini bildirmesi. Yazılı olur.

Written agreement : Yazıtı anlaşma. Yazılı sözleşme. Kontrat. Yazılı anlaşma. Yazılı mukavele. Yazılı anlaşma veya kontrat. Sözleşme.

Written amulet : Üçgen, dikdörtgen, kare biçimlerinde dürülmüş bez, mumlu bez, muşamba ya da madenden yapılmış silindir biçimindeki birer küçük koruncak içine konan ; üzerlerinde tanrı, yalvaç, melek, ilgilinin ya da anasının adı, kutsal kitaplardan aktarmalar, dinsel sözcükler, büyülü formüller ya da açıklamalı söylenlerden biri bulunan kağıtlardan oluşan ve taşıyanı dokuncalardan koruduğu gibi, ona üstün güçle iyi bir yazgı sağladığına inanılan muska türü. bk. muska, insan muskası, hayvansal muska, taş muska, bitkisel muska. Yazılı muska.

 

Written appeal : Kağıt üzerinde bulunulan yazılı talep. Yazılı başvuru. Yazılı talep.

İngilizce Written report Türkçe anlamı, Written report eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Written report ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Official report : Resmi rapor. Zabıt varakası. Zabıt. Mazbata.

Minutest : Zabıtname. Önemsiz. Zabıt tutmak. Minik. Ayrıntılı. Bir saatin altmışta biri. Dakika. Dakik. An. Zabıt.

Record : Seslendirme eylemi. Kayda almak. Bir birim gibi işlem gören, ilişkin veriler ya da sözcükler kümesi. Kayda geçirmek. Yazmak. Kaydetmek. Sicil. Plak. Herhangi bir veri saklama ortamına, tutanak eklemek ya da günlemek amacıyla yazmak. Not etmek.

Minute : Önemsiz. Çok titiz. Çok küçük. Ayrıntılı. Zabıt tutmak. An. Kısa süre. Zaman dakikası; bir saatlik zaman süresinin altmışta biri.

Protocols : Protokol. İletişim kuralları. Resmi nezaket kuralları.

Records : Kayıtlar. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Kayıt. Evrak. Siciller. Arşiv. Tarihsel belgelerle, devlete ilişkin belgelerin korunduğu yer, dosyaların saklandığı oda. Zabıtlar. Kayıtla sınırla.

Minuted : Zabıt tutmak. Zabıt. Saat tutmak. Bir saatin altmışta biri. Zabıtname. Dakika. An. Rapor. Tutanak tutmak.

 

Proceeding : Hareket tarzı. Ç. Yöntem. İlerleme. İleri gitme. Dava muamelesi. Düzenek. Davranış. Yargılama usulleri.

Protocol : Resmi nezaket kuralları. Zabıtname. Anlaşma. Protokol yapmak. Bilgisayar, hukuk, iktisat alanlarında kullanılır. Düşünce ve amaç bakımından birleşip uyuşma. krş. sözleşme. Teşrifat. Protokol. Bir anlaşmaya ekli.

Written report synonyms : minutes of the proceedings, minutes, proceedings, minute book, minuting, minuter, acta.