Yüksük nedir, Yüksük ne demek

  • Dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde gereç.
  • Köklerin ucunda bulunan ve kökün üretken dokusunu korumaya yarayan oluşum, kalensöve

Yerel Türkçe anlamı:

Değirmende taşlar ortasına konulan yatay demir yatak.

Çekirgenin yer altına gömdüğü yumurta torbası.

Baldır kemiğinin kalça kemiği ile birleştiği eklem.

Develerin ağzına takılan ipten örülmüş ağızlık.

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

börk (botanik)

Bilimsel terim anlamı:

İçinde eritme ya da yakma işlemleri yapılan, porselen, grafit ya da metal küçük kap.

İngilizce'de Yüksük ne demek? Yüksük ingilizcesi nedir?:

crucible

Osmanlıca Yüksük ne demek? Yüksük Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

kalensöve

Yüksük anlamı, kısaca tanımı:

Yüksük kadar : Çok az, az miktarda.

Yüksük kına : Yalnız bir tek parmağın baş kısmına sürülen kına.

Yüksük makarna : Yüksük biçiminde olan makarna.

Yüksük otu : Sıracagillerden, kalp hastalıklarının iyileştirilmesinde kullanılan bir alkaloit veren, çiçekleri yüksük biçiminde olan bitki (Digitalis purpurea).

Dikiş : Dikme işi. Giysi dikme işi, terzilik. Dikilecek şey. Giysi üzerinde gözle görülen dikilmiş iplik yolu. Dikilen yer.

İğne : Oltanın ucundaki küçük çengel. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Dokunaklı söz. Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. Bazı araçların ucu sivri parçaları.

 

Batma : Yıkılma, çökme. Bir gök cisminin (ay, güneş, yıldız vb.) ufkun altına inmesi. İflas etme. Batmak işi. Yok olma, inkıraz.

Önlemek : Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak, önüne geçmek. Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak.

Parmak : Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri. İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri. İnç. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. Eni bu organ kadar olan. Bir işe karışmış olma ilgisi. Arşının yirmi dörtte biri.

Kesik : Kesilmiş olan. Parası olmayan. Tarla, bağ ve bahçe çevresine açılan hendek. Tutkun, hayran. Gazete, dergi vb.nden kesilmiş yazı, kupür. Kesilmiş olan yer. Takım kadrosuna alınmamış (oyuncu). Çiğ sütten yapılmış olan yağsız peynir, çökelek, ekşimik. Kısa. Kesilerek bozulmuş olan. Aralıklı.

 

Koni : Bu yüzeyle sınırlı katı cisim. Durağan bir noktadan geçen ve kapalı bir eğriye dayanarak hareket eden bir doğrunun çizdiği yüzey, mahrut. Bu biçiminde olan. Çembersel bölge üzerindeki her noktanın çember düzlemi dışındaki bir nokta ile birleşiminden oluşan geometrik cisim.

Yüksükcük : Yüksükotu, Digitalis purpurea. Aşık kemiği.

Yüksükotu : (botanik)

Diğer dillerde Yüksük anlamı nedir?

İngilizce'de Yüksük ne demek? : n. collet, ferrule, thimble

Fransızca'da Yüksük : dé [le]

Almanca'da Yüksük : n. Fingerhut

Rusça'da Yüksük : n. наперсток (M)