Yağla nedir, Yağla ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Et kıyılan tahta.

Yağla ile ilgili Cümleler

  • Ali bisiklet zincirini yağladı.
  • Polisi görünce tabanları yağladı.
  • Ali benim için patenlerimi yağladı.
  • Yağlanmayı engelleyen çok iyi bir şampuan biliyorum.
  • Ali vücut yağlarından dört paunt verdi.
  • Doymamış yağlar sağlıklı bir diyet için gerekli.
  • Onları nerede yağladın?
  • Onları nerede yağladınız?
  • Makinenin yağlanmaya ihtiyacı var.
  • Bu bisikleti yağla.
  • Yağlama sistemi kötü dizayn edilmişti.
  • Eugenia yüzü temizlemek ve cildi korumak için en sevdiği yağları bizimle paylaştı.

Yağla ile ilgili Atasözü veya Deyim

kasap, yağı bol bulunca gerisini yağlar : “elinde kendisine gerekli olandan fazla şey bulunan kimse, bunu gereksiz yere savurup telef eder” anlamında kullanılan bir söz.

yağlayıp ballandırmak : çok överek anlatmak.

yüreğinin yağı (veya yağları) erimek : çok üzülmek çok korkmak.

Yağla tanımı, anlamı

Aşırı yağlandırma : Yağ besisi

Basınçlı yağlama : Yağlama yağının yağlanacak yerlere basınçlı olarak gönderilmesi.

Bileşik yağlar : Hidrolize olduklarında yağ asitleri ve gliserolden başka, protein, karbonhidrat, kükürt veya azot gibi bileşenleri de açığa çıkaran yağlar.

Doymamış yağlar : Doymamış yağ asitlerinin gliserinle oluşturdukları yağiar.

 

Eterik yağlar : Aromatik ve eterik yağlar olarak ayrılan değişik kimyasal yapıdaki ve özel kokuları olduğundanesans diye de adlandırılan ve hardal, papatya, kekik, nane gibi birçok bitkiden izole edilen, bitkilere karakteristik koku veren, antibakteriyel, antiviral etkileriyle idrar yolları, solunum ve sindirim sistemi hastalıklarında tedavi amaçlı kullanılan yağlar, uçucu yağlar.

Karaciğer yağlanması : Karaciğer hücrelerinde normalin üstünde lipit depolanması ve buna bağlı olarak karaciğer işlevlerinin engellenmesi.

Karışık yağlar : İç yağ, tavuk yağı, asit yağ, lokanta yağları gibi muhtelif yağların karıştırılmasından oluşan ve rasyonlara enerji kaynağı olarak katılan yağlar.

Kedilerin karaciğer yağlanması : Karaciğerde yağ birikimi, aşırı kilo alma ve şeker hastalığı gibi iç salgı hastalıkları ve çeşitli zehirlere bağlı olarak gelişen, kedilerin karaciğerinde aşırı trigliserit birikimi ve şiddetli karaciğer işlev bozukluklarıyla belirgin bir sendrom, kedilerin hepatik lipidozisi.

Net enerji yağlanma : Net enerjinin besi hayvanlar için kullanılan verim payı değeri, NEy.

Oda yağlama : Yeni yapılan evde dostlara verilen ziyafet.

Örgün yağlama : Özellikle büyük araçlarda ve yol makinelerinde birçok bölümün yağ boruları aracılığıyla bir tek yerden yağlanması.

Perivajinal yağların prolapsusu : Perivajinal bölgesi aşırı yağlı etçi ırk düvelerde, doğum sırasında vajina duvarının bir noktadan yırtılarak perivajinal bölgedeki yağların dışarı çıkması.

Tabanları yağlamak : Uzak bir yere yayan gitmeye hazırlanmak. hızlıca koşmak, kaçmak.

 

Temel katı yağlar : Memeliler tarafından sentezlenmeyen ve besinle alınması gereken yağ asitleri. Örnek: linoleik asit, linolenik asit.

Temel sıvı yağlar : Bitkilerde bulunan, karakteristik kokuları olan, böcek çekiciler ya da mantar bulaşmasını önleyici olarak da görev yapan, terpenlerden ve benzenlerden çıkarılan uçucu sıvı yağ karışımları.

Uçucu yağlar : Eterik yağlar.

Yağlaç : Hamura, ekmeğe yağ sürmekte kullanılan, ucu bezli deynek. Bir turp çeşidi. Un ve su karıştırılarak pişirilip, üstüne yağ dökülerek yenilen bulamaç.

Yağlağı : Kağnıların dingilini yaklamak için, içinde sabun, bezir yağı saklanan, boynuzdan yapılmış kap.

Yağlama birimi : Elektrolitik teneke yapımında, çelik saçların kaplama işleminden sonra, yüzeylerin, yükseltgenmeye karşı korunması için bir yağ ile örtüldüğü bölüm.

Yağlamaç : Sacda pişmiş, üstüne tereyağı sürülmüş ekmek.

Yağlaman : Balkon.

Yağlambaç : Sacda pişmiş, üstüne tereyağı sürülmüş ekmek.

Yağlandıra ballandıra : Aşırı derecede öğerek.

Yağlar : Yağ asitlerinin karışık yapılı alkollerle meydana getirdiği esterler. Yağ asitleriyle gliserolün esterleşmesinden oluşan, hayvan ve bitki dokusunda bulunan benzen, eter ve kloroform gibi organik eriticilerde çözünen ancak suda çözünmeyen temel organik bileşikler. İzmir şehri, Kiraz belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Yağlar arasındaki sinerjik etki : Yağ karışımlarının enerji değeri karışıma dâhil edilen yağların her birinin ayrı ayrı ölçülen değerlerinin toplamından daha yüksek olması.

Yağlarda asitlik derecesi : Yüz gram yağda serbest durumda bulunan yağ asitlerini nötrleştirmek için gereken N alkali çözeltisinin ml sayısı, asitlik indeksi.

Yağlardaki peroksit sayısı : Peroksit değeri.

Yağların acılaşması : Özellikle doymamış yağ asitlerinin çevre sıcaklığı ve ışık yoğunluğunun etkisiyle okside olması ve hidroperoksitlerin oluşması, daha sonra aldehit ve ketonlara parçalanması olayı.

Yağların formaldehitle işlenmesi : Yağca zengin materyal veya yağın formaldehitle işlenmiş proteinle emulsiye edilip korunması işlemi.

Yağların kristalleştirilmesi : Hayvansal yağların rafine edilip sertleştirilmesi, erime noktası 46-48 dereceye yükseltilmesi, oksidasyona karşı stabilize edilmesi ve son olarak püskürtme cihazında taşıyıcı madde olan nişastayla yağ damlacıkları ince bir biçimde püskürtülmesi, şok etkisi yapacak biçimde soğutularak kristalleştirilmesi olayı.

Yağların seröz atrofisi : Seröz atrofi.

Yağlaş : Un ve su karıştırılarak pişirilip, üstüne yağ dökülerek yenilen bulamaç. Nişastayla yapılan bir yemek. Kavrulmuş mısır unu suyla pişirilip üstüne eritilmiş yağ dökülerek yapılan bir çeşit yemek.

Yağlayabilme : Yağlayabilmek işi.

Yağlayabilmek : Yağlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Yemlik yağlarda kalite : Yağlarda bulunan su miktarı, çözünmeyen maddeler (tortu), titre değeri, sabunlaşmayan maddeler, sabunlaşma değeri, iyot değeri, toplam yağ asitleri, serbest yağ asitleri, antibesleme faktörleri, pestisit kalıntıları gibi ölçütler.

Yemlik yağların depolanması : Yağların ışık geçirmez plastik kaplar (neopren hariç) içinde, serin yerde, hava, nem ve metallerle teması mümkün olduğunca önlenecek biçimde yapılan depolama.

Yağlama : Yağlamak işi. Küçük tabak büyüklüğünde açılan yufkaların tavada pişirilmesinden sonra aralarına kıymalı iç konulup üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek hazırlanan bir yemek.

Yağlama yağı : Hareket eden yüzeylerde sürtünmeyi azaltmak amacıyla kullanılan genellikle rafine edilmiş bir yağ türü. Motor ve makine parçalarının yağlanmasında kullanılan madde.

Yağlamak : Yağ sürmek. Dalkavukça övmek, yağ çekmek. Sürtünen iki yüzey arasına, kaymayı kolaylaştırmak için yağlı bir madde sürmek.

Yağlanma : Yağlanmak işi.

Yağlanmak : Yağlama işi yapılmak, yağ sürülmek, yağ konulmak. Yağ oluşmak. Yağdan kirlenmek. Yağ sürünmek.

Yağlatma : Yağlatmak işi.

Yağlatmak : Yağlama işini yaptırmak.

Yağlayıcı : Makine, motor vb.ni oluşturan parçaları yağlama işinde kullanılan araç.

Yıkama yağlama : Genellikle benzin istasyonlarında bulunan, otomobillerin yağ kontrollerini ve temizliğini yapan servis.

Diğer dillerde Yağız don anlamı nedir?

İngilizce'de Yağız don ne demek ? : black color