Yarasa nedir, Yarasa ne demek
Yarasa; bir hayvan bilimi terimidir.
- Yarasalardan, ön ayakları perdeli kanat biçiminde gelişmiş, vücudu yumuşak sık kıllarla kaplı, iskeletleri hafif yapılı, uçabilen memeli hayvan (Vespertilio)

"Yarasa" ile ilgili cümleler
- "Çırpındı üç yarasa kanadı karanlıkta / Gün görmeyen gözleri üçünün de hanlıkta" - F. N. Çamlıbel
Fransızca'da Yarasa ne demek?:
sphénoïde
Osmanlıca Yarasa ne demek? Yarasa Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
huffaş
Yarasa hakkında bilgiler
Yarasa (Latince: Chiroptera), uçma yeteneğine sahip memeliler takımı.
Yarasanın 200 cins ve 17 familya içinde 900 – 1000 türü vardır. Kanatları açık durumdaki boyları 5 cm'den 150 cm'ye kadar değişebilir. Dünyanın her bölgesinde yaşarlar, ancak tropikal bölgelerde sayıları daha fazladır. Yarasalar çok miktarda böcek tükettikleri için, dünyanın dengesi açısından büyük önem taşırlar. Yarasanın vücudu fareye benzer ve genellikle ince bir kürkle kaplıdır. Yarasaların kulakları çoğunlukla çok büyük ve kıvrımlıdır. Burun ve kulaktaki bu çıkıntılar, duyu organı görevi görür, ses titreşimlerini almaya ve iletmeye yarar. Bazı yarasalar yalnız yaşar, mağaralarda, yarıklarda, içi oyuk ağaçlarda veya tavan aralarında. Diğer türler ise sürüler halinde yaşar. Kuzey bölgelerdeki yarasalar kışın göç ederler veya kış uykusuna yatarlar. Yarasalar baş aşağı tutunarak uyurlar. Geceleri aktif olan yarasaların koklama ve tat alma duyuları çok iyi gelişmiştir. Meyveyle beslenenler dışında, yarasaların görme duyuları iyi gelişmemiştir. Çıkardıkları çok yüksek frekanslı ses dalgalarının, etraflarındaki cisimlere çarpıp geri dönmesi yardımıyla yönlerini bulurlar. Bu sesler, çoğunlukla insanlar tarafından duyulmaz. Birçok yarasa türünde, erkek ve dişi çiftleşme mevsimi dışında bir araya gelmez. Dişi çoğunlukla her yıl yaz aylarında bir tane yavru doğurur. Yeni doğan yavru birkaç gün anne tarafından taşınır, anne yavrunun yanında olmadığı zamanlarda ise yavru, tünekte bırakılır. Yavrular birkaç hafta içinde uçmaya başlar. Yarasaların yaşam süresi yaklaşık 20 yıldır.
Dünyada 18 familyaya bağlı, 986 tür yarasa varken Türkiye’de 4 familyaya bağlı, 30 tür yarasa bulunmaktadır.
Yarasa ile ilgili Cümleler
- Yarasa çığlık atıyor.
- Bu mağara yarasalarla dolu.
- Yarasalar genellikle karanlıkta uçar.
- Yarasa adam, Robin'le arkadaştır.
- Birçok insan yarasaların kuş olduğuna inanıyor.
- Yarasalar genelde karanlıkta uçar.
- Ali bir yarasa kadar kör.
- "Yakında soğuk olacak." dedi anne yarasa. "Daha ılık bir yere uçacağız ve bütün kış orada kalacağız. Göçün anlamı budur. Diğer yarasalarla buluşacağımız mağaraya yolculuk edeceğiz. Bu bizim için harika bir zaman."
- O, bir yarasa kadar kör.
- Yarasa, bir kuş olmaktan ziyâde, bir sıçandır.
- Yarasa adam kimi kurtardı?
- Yarasa adam, yarasa aracına biniyor.
- Ali bir yarasa tarafından ısırıldıktan sonra kuduzdan öldü.
Yarasa anlamı, kısaca tanımı:
Kanat : Yan, taraf. Angıç. Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ. Meclis, parti vb. topluluklarda düşünce yönünden özellik gösteren taraflardan her biri. Kapı, pencere, dolap gibi dikine açılıp kapanan şeylerin kapağı. Bir uçağın havada durmasını sağlayan taşıyıcı aerodinamik güçlerin etkilediği yatay yüzey. Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri, cenah. Balıklarda yüzgeç. Fırıldak biçiminde olan şeylerde kol. Futbol, hentbol vb. takım oyunlarında hücum hattının sağ ve sol bölümü.
Gelişmiş : Gelişme gösteren, ümranlı.
Kaplı : Ciltli. Kaplanmış olan. Kabı olan.
Yarasalar : Yarasa türlerini içine alan memeliler takımı.
Ayak : Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Vücudun belden aşağı bölümü. Bacak. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Basamak. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Göl ayağı. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Halk edebiyatında uyak.
Perdeli : Perde sağlamak için parmaklarla basılacak yerleri olan (çalgı). Duvaklı. Perdesi olan veya perde ile örtülü bulunan.
Biçim : Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Tarz. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Biçme işi.
Yumuşak : Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Sessiz, hafif. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Kolaylıkla işlenebilen. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı.
İskelet : Bir şeyi oluşturan temel çatı. Yumuşak bölümleri dökülmüş, ölü bir vücudun kemiklerinin bütünü. Kuru, çıplak. Bir eserin genel planı. Çok zayıf. İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı, teşrih.
Hafif : Önemli olmayan. Gücü az olan, belli belirsiz. Kalınlığı veya yoğunluğu az olan. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Etkisi az olan, sert karşıtı. Güç veya yorucu olmayan, kolay. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Çok dik olmayan (sırt, yokuş).
Yapılı : Vücudu gelişmiş, iri. Yapısı herhangi bir nitelikte olan.
Sahip : Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse. Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse.
Yarasa form : Kuduz hastalığının yarasalardan bulaşan bir formu.
Yarasa gözlü : Gece görüp gündüz görmeyen.
Yarasa sinekbiti : Genel olarak yarasalardan kan emen bir çeşit sinekbiti.
Yarasacıl :
Diğer dillerde Yarasa anlamı nedir?
İngilizce'de Yarasa ne demek? : n. bat, flying fox
v. become, befit, behoove, suit
Fransızca'da Yarasa : chauve-souris (chauves-souris) [la]
Almanca'da Yarasa : n. Flattertier, Fledermaus
Rusça'da Yarasa : n. мышь: летучая мышь (F)

Bu kısımda Yarasa nedir? Yarasa ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Yarasa tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Yarasa hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.