Yawning türkçesi Yawning nedir

Yawning ile ilgili cümleler

English: Ali is yawning.
Turkish: Ali esniyor.

English: Ali couldn't stop yawning.
Turkish: Ali esnemesini durduramadı.

English: I couldn't help yawning.
Turkish: Kendimi esnemekten alamadım.

English: You've been yawning for the past hour.
Turkish: Son bir saattir esniyorsun.

English: I am yawning because I feel sleepy.
Turkish: Esniyorum çünkü uykum var.

Yawning ingilizcede ne demek, Yawning nerede nasıl kullanılır?

Yawning chasm : Esneme boşluğu. Dünyada derin delik.

Yawningly : Esneyerek. Esneye esneye.

Cause to yawn : Esnetmek.

Yawn : Genişlemek. Nefes vermeyi takiben ağzın genişçe açılıp ağız boşluğunun yutağa kadar görülmesi biçiminde uzun bir nefes alma olayı. Esneyerek söylemek. Yarılmak. Derin bir çukur açmak. Esneme. Esnemek. Çok sıkıcı. Açılmak.

Yawned : Esneme. Genişlemek. Yarılmak. Esnemek. Esneyerek söylemek. Derin bir çukur açmak. Açılmak. Çok sıkıcı.

Yawners : Sıkıcı program. İlginç olmayan gösteri (argo terim). Bunaltıcı şov. Esneyen kimse. Esneyen.

Yaw : Yalpa yaptırmak. Yunuslama hareket etmek. Rotadan çıkmak. (gemi) rotadan çıkmak. Yanlış yola saptırmak. Yanlış yola sapmak. (uçak) yalpa vurmak. Tereddüd etmek. Sağa sola sapmak. Yalpalatmak.

 

Yawing : Rotadan çıkmak. Sapma hareketi. Yalpa vurmak. Gezme. Tereddüd etmek.

Yawner : Esneyen. Sıkıcı program. İlginç olmayan gösteri (argo terim). Bunaltıcı şov. Esneyen kimse.

Yaw rate : Rotadan sapma oranı (uçak veya geminin). Sapma oranı.

İngilizce Yawning Türkçe anlamı, Yawning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Yawning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Shimmy : Balkıma. Titremek. Yalpa yapmak. Şimi dansı. Gömlek. Uçak tekerleğinde meydana gelen anı ve sert titreşim. Yalpalamak. Şimi dansı yapmak. Şimi.

Dilater : Büyüyen. Genleşen. Genişleyen veya büyüyen şey. Vücudun bir boşluğunu genişleten kas. Kanal genişletici alet. Vücut kanallarını genişletmek için kullanılan ameliyat aleti. Genişleyen kimse veya şey.

Stretch : Uzam. Germe. Esneklik. Gerginleştirmek. Bir güç altında uzamış örneğin geri çekilen kısmı. Gerilme. Büyütmek. Uzamak. Uzatmak. Esneme yapmak.

Blanker : Açık. Şaşırmış. Açık yer. Görüntüsüz (televizyon terimi). Boş. Çıkarmak. İfadesiz. Anlamsız. Sövmek. Feshetmek.

Caverns : Kayalık yamaçlardaki veya kaya diplerindeki kovuklar. Mağara. Geniş yeraltı açıklığı. Patolojik doku boşluğu. İn. Büyük mağara. Kavern. Oyuk. Büyük ve derin mağara.

Abysms : Uçurum. Sonsuz derinlik (şiir). Sonsuz derinlik.

Flexion : Bükülüm. Bükülme. Kıvrım. Çevrilme. Burkulma. Eğilme. Dirsek. Büküm. Çekim (dilbilgisi terimi).

Stretching : Uzatma. Esnetme. Türlü nedenlerle kısalan kasları açmak ve uzatmak için bağlı bulundukları eklemlerde yapılan esnek, yaylı ve zorlu germe devinimi. Germe. Genleşme. Gerinme. Gerilme. Streçleme.

 

Blank : Açık yer. Silmek. Yazısız kağıt. Sövmek. Boş. Feshetmek. Boş kağıt. Boş yer.

Flection : Kıvrım. Büküm. Eğilme. Bükülme. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Bükün. Çekim (dilbilgisi terimi).

Yawning synonyms : cavern, expanding, oscitation, abyss, bendings, caverning, abysm, dilaters, expansive, yawners, area, widening, broadening, cavitation, distentions, flexions, opened, shimmying, increscent, blanking, blankness, resilience, stretches, blankest, bending, black out, abysses, open, broadenings, yawner, distention, aperture, dilatational.

Yawning zıt anlamlı kelimeler, Yawning kelime anlamı

Closed : Donmuş. Bloke edilmiş. Kapalı. Basına kapalı. Kapatılmış. Kapanık. Yumuk. Örtük. Kapanmış.