Stretch türkçesi Stretch nedir

  • Genişleme.
  • Gerinme.
  • Germek.
  • Esneme yapmak.
  • Gerilmek.
  • Uzatma.
  • Germe.
  • Kasmak.
  • Uzamak.
  • Gerginleştirmek.
  • Elastiki uzama.
  • Aralıksız süre.
  • Yayılmak.
  • Bir güç altında uzamış örneğin geri çekilen kısmı.
  • Uzam.
  • Süre.
  • Gerinmek.
  • Yetmek.
  • Esneklik.
  • Hapis süresi.
  • Uzatmak.
  • Esneme.
  • Esnemek.
  • Gerginlik.
  • Geniş yer.
  • Gerilme.
  • Uzama.
  • Büyütmek.
  • Bir gücün etkisi altında numunenin uzunluğunun artması özelliği.

Stretch ile ilgili cümleler

English: Come and stretch me a hand.
Turkish: Gel ve bana elini uzat.

English: During the intermission I got up to stretch my legs.
Turkish: Molada bacaklarımı germek için kalktım.

English: I need to stretch my legs.
Turkish: Bacaklarımı uzatmam gerekiyor.

English: Everybody in the car said they wanted to get out and stretch their legs.
Turkish: Arabaki herkes arabadan çıkmak ve bacaklarını germek istediğini söyledi.

English: I can't stretch my right arm.
Turkish: Sağ kolumu geremiyorum.

Stretch ingilizcede ne demek, Stretch nerede nasıl kullanılır?

Stretch a point : Bir istisna yapmak. Bir şeye göz yummak. Abartmak. Ayrıcalık yapmak.

Stretch a rule : Kuralı harfi harfine uygulamamak. Kuralın bir kısmını görmezlikten gelmek.

Stretch and skew : Uzat ve eğ.

Stretch mark : (özellikle hamilelikte) çatlak. Deride çatlak.

Stretch of imagination : Hayal gücünü zorlama.

 

Stretch oneself out : Gerinmek.

By every stretch of the imagination : Hayal gücünü biraz zorlayarak. Hayal gücünü kullanarak. Hayal gücünü zorlayarak.

Stretch standing : Gergin duruş. Vücudun, ayak uçları üzerinde dayalı ve gerili bulunduğu durum.

Stretch out : Germek. Boylu boyunca uzanmak. Uzatmak. Uzanmak. Arayı açmak. Uzatmak (kollar veya bacaklar). Esnetmek. Alabildiğine uzatmak (uzuvlarını).

Stretch to window : Pencereyi kapla.

İngilizce Stretch Türkçe anlamı, Stretch eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stretch ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Shimmy : Şimi. Titremek. Uçak tekerleğinde meydana gelen anı ve sert titreşim. Yalpa yapmak. Gömlek. Yalpalamak. Şimi dansı. Balkıma. Şimi dansı yapmak.

Racked : Rafa koymak. Rüzgarda uçuşmak (bulut). Rafa kaldırmak. Eziyet etmek. Askıya asmak. İşkence etmek. Kirayı çok artırmak. Kirayı artırarak eziyet etmek.

Belabored : Pataklanmış. Dövmek. Benzetmek. Saldırılmış. Üzerinde fazla durmak. Pataklamak. Çok uzatmak. Lafı uzatmak. Benzetilmiş. Kötü dövülmüş.

Branch out : İşi genişletmek. Gelişmek. Genişlemek. Branşlaşmak. Dallanıp budaklanmak. Dallanmak. Dal budak salmak.

Stiffen : Kuvvetlenmek. Pekişmek (bir duygu). Güçlenmek. Tutulmak. Koyulaştırmak. Pekişmek. Pekiştirmek (bir duyguyu). Katılaşmak. Kolalamak.

Continuance : Kesiksizlik. Süreklilik. Erteleme. Sürüp gitme. Devam. Bir süreç ya da gidişin aralıksız süregelmesi. Devam etme. Temdit. Kalıcılık.

Answers : Karşılık vermek. Uymak. Cevaplar. Cevap vermek. Bakmak (kapı). Yerine getirmek. Tanıma uymak. Yanıtlamak. Karşılamak. Kefil olmak.

 

Extension : İlave. Germe, açma. uzatma. Ek. Kapsam. Uzatılma. Aktarım eki. Talim veya terbiye. Genişletme. Artırma.

Space : Mesafe. Müddet. Üçü uzaysal ve biri zamansal olmak üzere dört-boyutlu sınırsız sürem. Espas. Bilgisayar, fizik, uzay alanlarında kullanılır. Aralamak. Gözlem,gözlem simgeleri ya da çizgelerin içinde konum kazandığı üçboyutlu çerçeve. Boşluk.

Aggrandizes : Artırmak. Yüceltmek. Çoğaltmak. Abartmak.

Stretch synonyms : stretch along, distemper, prolongation, amplify, tensing, distance, aggrandised, be enough, gamut, yawn, lasted, stretch oneself, dur, blowing up, contango, belaboring, get longer, blow up, diffuses, continuations, reaches, aggrandize, distensions, answered, lasts, agitation, bulged, tensions, limpness, distempers, oscitation, ballooning, gaped.

Stretch zıt anlamlı kelimeler, Stretch kelime anlamı

Relax : Gevşemek. Gevşetmek. Yumuşamak. Zayıflatmak. Dinlenmek. Rahatlatmak. Hafifletmek. Dinlendirmek. Relaks. Yumuşatmak.

Shrink : Büzülmek. Psikiyatrist. Suyu çekilmek. Küçülmek. Azalmak. Daraltmak. Küçültmek. Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması. Büzmek. Büzüşmek.

Stretch antonyms : unstrain.

Stretch ingilizce tanımı, definition of Stretch

Stretch kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Effort. To reach. To put forth. Reach. To be drawn out in length or in breadth, or both. To extend. As, a stretch of the limbs. To reach out. As, the iron road stretches across the continent. The lake stretches over fifty square miles. A stretch of the imagination. To spread. Act of stretching, or state of being stretched. Strain. To be extended. Struggle.