Çatana nedir, Çatana ne demek

Çatana; bir denizcilik terimidir.

  • Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur, istimbot

"Çatana" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Süslü, hususi birçok çarklı çatanalar geçer." - A. Ş. Hisar

Yerel Türkçe anlamı:

Saman taşımak için arabaya yapılmış olan parmaklık.

Ona buna sataşan.

Çatana anlamı, kısaca tanımı:

Çatanacı : Çatana işleten kimse.

Filika : Cankurtaran sandalı.

Büyük : Üstün niteliği olan. Önemli. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Niceliği çok olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Büyük abdest.

İslim : Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar, istim.

Deniz : Aydaki düzlükler. Çokluk, yoğunluk. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Geniş alan.

Tekne : Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası. Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü. Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü. Havza. Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap. Bir tür küçük deniz taşıtı. Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü, ineç, kemer karşıtı.

 

Küçük : Küçük abdest. Niteliği aşağı olan, bayağı. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Geri aşamada. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Kısık, parlak olmayan (ses). Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan.

Vapur : Su buharı gücüyle çalışan gemi.

Çatanacılık : Çatanacının yaptığı iş.

Çatanah : Feslere dikilen altın süs.

Çatanak : Daldaki meyve kümesi. Ağaç dalı. İki dal arası: Kuş çatanağa yuva yapmış. Bacakların gövdeye birleştiği yer. Birbirine bağlanmış iki bohça. Çatallı, pürüzlü.

Çatanaklı : Dallı, budaklı.