Önkü nedir, Önkü ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

O (nesne): Öngünü getir.

İlk, önceki, birinci : Önkü kocam çok iyiydi.

[Bakınız: öngü, öngü].

Orada, burada, şurada.

İşte, o.

Yanındaki.

Gösterme edatı (Simav).

Önkü anlamı, tanımı

Önkücü : Istar'da alt dokuma iplerini üste, üst dokuma iplerini alta geçirmeğe yarayan ağaç düzen. (Güllüce Gümüşhacıköy Amasya)

Önküllü : Öğle vakti. O biçimde : Tamam işte önküllü yapçâsın.

Önküme : Bir bağıntısı için A kümesi.

Önkünç : Ödünç.

Önkünü : Onu : Önkünü getir.

Önkürde : Orada, şurada. [Bakınız: öngürde, öngürde]. önde. Orada: önküresi hankırası. “orası neresi.

Önküre : Orada, şurada.

Önkürü : Ön, önünde. Oradan.

Orada burada : Her yerde.

İlk önce : Önce, en önce, en başta.

Gösterme : Göstermek işi. Teşhir, sergileme.

Yanında : Bir şeye, bir kimseye göre, nispetle.

Birinci : Bir sayısının sıra sıfatı. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf.

Önceki : Önce olan, evvelki, mukaddem, sabık.

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Şurada : Şu yerde.

Burada : Bu yerde.

Öncek : İş önlüğü. Bebek önlüğü. Peştemal. Eteklik. Önce, önceden. Önlük, peştemal. Kadınların çalışma sırasında bellerine doladıkları peştemal. (Alayunt Kütahya). Dikdörtgen biçiminde kadın iş önlüğü. (Yalvaç Isparta). Önlük.

 

Orada : Sözü edilen yerde. İşaret edilen görece olarak uzak yerde.

Simav : Kütahya iline bağlı ilçelerden biri.

Diğer dillerde Önkoyut anlamı nedir?

İngilizce'de Önkoyut ne demek ? : postulate