Çarık nedir, Çarık ne demek

"Çarık" ile ilgili cümle

  • "Tozla örtülmüş çarıklarının eskiliği belli olmuyor." - Ö. Seyfettin
  • "Kızı bu çarık sözünün para cüzdanı manasına geldiğini bilmeden dinler." - R. H. Karay

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Pulluğun sağa sola kaçmasını önleyen yassı demir. (*Bor -Niğde)

Arabalardaki falakaların ucunda bulunan demirler. (*Yalvaç -Isparta)

Almanca'da Çarık ne demek?:

sabot

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Bursa şehrinde, Karacabey ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Uşak ilinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Çarık anlamı, tanımı:

Çürük çarık : Sağlam olmayan, işe yaramaz.

Venüsçarığı : Salepgillerden, esmer kırmızımtırak renkte olan, çiçekleri çarığa benzeyen, güzel bir süs bitkisi (Ceypripedium calceolus).

Çarıkçı : Çarık yapan veya satan kimse.

Çarıklı : Ayağına çarık giymiş.

Çarıklı erkanıharp : Kurnaz veya uyanık köylü.

Çarıklık : Çarık yapmaya elverişli. Çarık konulacak yer.

Çarıksız : Çarığı olmayan veya çarık giymemiş.

 

Kuru gayret çarık eskitir : "bir iş rastgele bir çabayla değil amaca doğru planlı bir biçimde yürümekle başarılır" anlamında kullanılan bir söz.

Sığır : Geviş getirenlerden, boynuzlu büyükbaş evcil hayvanların genel adı. Anlayışsız, kaba saba kimse.

Deri : İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. Bu tabakadan yapılmış. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. Toplantı, düğün. İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten.

Delik : Cezaevi. Küçük hayvan yuvası. Dar, küçük açıklık. Delinmiş olan. Dar, küçük çukur.

Şerit : Dar, uzun kıyı parçası. Dar, uzun dokuma veya kumaş parçası. Bir kara yolunda trafik çizgileri ile ayrılmış bölümlerden her biri. Şeritgillerden, vücudu yassı, birbirine kenetlenmiş boğumları bulunan ve bazısı metrelerce boyda olan bir bağırsak asalağı, tenya, sığır tenyası, sığır şeridi, abdestbozan. Herhangi bir maddenin dar, düz, ince ve uzun parçası.

Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

Araba : Bu taşıtın aldığı miktarda olan. Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı.

Yokuş : Aşağıdan yukarıya gittikçe yükselen eğimli yer, iniş karşıtı.

Çene : Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik. Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Köşe. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık.

 

Para : Kuruşun kırkta biri. Kazanç. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.

Çarık çıkartmaz : Kolera hastalığı.

Çarık kapmaca : Bir çeşit oyun.

Çarık örtü : Her yüzü üçgen olan çatı.

Çarıkağaz : Büyük ağızlı.

Çarıkballı : Manisa kenti, Kula belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Çarıkbozdağ : Manisa ili, Alaşehir ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Çarıkçılık : Çarıkçının yaptığı iş.

Çarıkçorabı : Tek şişle örülen çorap. (Yeşilova *Aksaray -Niğde)

Çarıkkaralar : Manisa şehrinde, Alaşehir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Çarıkköy : Balıkesir ilinde, Edincik nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Diğer dillerde Çarık anlamı nedir?

İngilizce'de Çarık ne demek? : n. sandal

Almanca'da Çarık : n. Opanker