Öfke nedir, Öfke ne demek
- Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap

"Öfke" ile ilgili cümleler
- "Fahri'nin gözlerinde karanlık bir ifade var, umutsuzluk, öfke karışımı bir şey." - A. Ümit
Bilimsel terim anlamı:
Engellenme, incinme ya da gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi.
İngilizce'de Öfke ne demek? Öfke ingilizcesi nedir?:
anger
Fransızca'da Öfke ne demek?:
fureur
Öfke hakkında bilgiler
[Bakınız: kızgınlık]
Öfke ile ilgili Cümleler
- Ali her zaman öfkesini açıkça gösterir.
- Öfkelendim.
- Öfkeli adamı yatıştırmaya çalıştı.
- Ali davranış şekli beni öfkelendiriyor.
- Öfke ve hayal kırıklığı için minnettarım.
- O sadece öfkesini göstermek için tabağı kırdı.
- Öfkelendi.
- Öfkelenmemeyi ve sabırlı olmayı bilmem lazım.
- Kesinlikle çok öfkeliyim. Birisi arabamı kilitlemiş.
- Öfkeleri bir türlü dinmiyordu.
- O, öfkeyle odadan çıktı.
- Ali öğrendiğinde öfkelenecek.
- Öfke yönetim sorunun var mı?
- Ben öfkeli olabilirim.
Öfke anlamı, kısaca tanımı:
Kızgınlık : Öfkeli olma durumu. Kızgın, ısınmış olma durumu. Hayvanların çiftleşme isteği.
Öfke baldan tatlıdır : "öfkeye kapıldığında bağırıp çağırmak insanı rahatlatır" anlamında kullanılan bir söz.
Öfke ile kalkan ziyanla oturur : "öfkesine kapılarak iş gören sonunda güç duruma düşer" anlamında kullanılan bir söz.
Öfke topuklarına çıkmak : Çok öfkelenmek.
Öfke yüzü göstermek : Çok sinirlendiğini belli etmek.
Öfkeden kudurmak : Fazla sinirlenmek.
Öfkesi başına sıçramak : Çok öfkelenmek.
Öfkesi kabarmak : Çok kızmak, sakinleşmişken yeniden öfkelenmek, tekrar sinirlenmek.
Öfkesini çıkarmak : Öfkeli kişi haksız yere ilgisiz birine çatmak.
Öfkesini kusmak : Kızgınlıkla ağır hakaret etmek.
Öfkeye kapılmak : Çok sinirlenmek, kızmak, hiddetlenmek.
Öfkesi burnunda : Çok öfkeli (kimse).
Öfkelendirme : Öfkelendirmek işi.
Öfkelendirmek : Öfkelenmesine yol açmak, kızdırmak.
Öfkeleniş : Öfkelenme işi.
Öfkelenme : Öfkelenmek işi.
Öfkelenmek : Öfkeli duruma düşmek, kızmak, hiddetlenmek.
Öfkeli : Öfkelenmiş, kızgın, hiddetli bir biçimde. Öfkelenmiş, kızgın, hiddetli.
Öfkesiz : Öfkelenmeyen. Kızgın olmayan.
Öfkesizlik : Öfkesiz olma durumu.
Engelleme : İstek, gereksinim veya bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi. Engellemek işi. Siyasi kuruluşlar vb.nde tartışma yöntemlerinin bütün imkânlarından yararlanılarak kanunların tartışılmasını ve oylanmasını düzenli bir biçimde önlemek, geciktirmek amacıyla yapılmış olan girişimler, obstrüksiyon.
İncinme : İncinmek işi.
Gözdağı : Sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, yıldırma, tehdit.
Gösteri : Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat.
Saldırganlık : Saldırgan bir biçimde davranma. Bireyin kendi düşünce ve davranışlarını dıştaki direnmelere karşı, zorla karşısındakine benimsetme çabası. Saldırgan olma durumu.
Tepki : Bir cismin kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki, aksülamel, reaksiyon. Herhangi bir etkiye cevap olarak doğan, genellikle olumsuz söz veya davranış. Karşılık verme.
Hiddet : Öfke, kızgınlık.
Öfke baldan tatlıdır : öfkeye kapıldığında bağırıp çağırmak insanı rahatlatır anlamında kullanılan bir söz.
Öfke ile kalkan ziyanla oturur : öfkesine kapılarak iş gören sonunda güç duruma düşer anlamında kullanılan bir söz. İlgili cümle: "Hanım, dedi, yapmayın, öfke ile kalkan ziyanla oturur!" O. C. Kaygılı.
Öfke nöbeti : Özellikle küçük çocukların herhangi bir şeyi yapmaları engellendiği zaman gösterdikleri güçlü ve olağanüstü kızgınlık.
Öfke yüzü göstermek : çok sinirlendiğini belli etmek. İlgili cümle: "Hayatında kimseye sert muamele etmedi ve öfke yüzü göstermedi." N. F. Kısakürek.
Öfkeden deliye dönmek : fazla sinirlenmek. İlgili cümle: "Torununu gizlice tavan arasında saklamakta olduğunu öğrendiğinde öfkeden deliye dönmüştü." A. Kulin.
Öfkelenebilme : Öfkelenebilmek işi.
Öfkelenebilmek : Öfkelenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Öfkence : Öksürük.
Öfkesellik : Uyaranlar karşısında güç ve önemlerine uygun düşmeyecek biçimde aşırı tepki yapma eğilimi.
Öfkesi kabarmak : çok kızmak, sakinleşmişken yeniden öfkelenmek, tekrar sinirlenmek.
Diğer dillerde Öfke anlamı nedir?
İngilizce'de Öfke ne demek? : n. anger, rage, fury, pet, temper, wrath, bate, berserker rage, choler, displeasure, dudgeon, exasperation, flare, flare up, frenzy, fume, heat, huffiness, indignation, ire, irritation, paddy, pash, passion, sound and fury, spunk, steam, storm, wax
Fransızca'da Öfke : colère [la], animosité [la], courroux [le], emportement [le], humeur [la], irritation [la], rogne [la]
Almanca'da Öfke : n. Zorn, Wut, Grimm, Gereiztheit, Erbitterung, Bösartigkeit, Unwille, Hitze, Galle
Rusça'da Öfke : n. гнев (M), ярость (F), зло (N), раздражение (N), негодование (N), возмущение (N)

Bu kısımda Öfke nedir? Öfke ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Öfke tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Öfke hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.