Önsayıt nedir, Önsayıt ne demek

Önsayıt; Yöntem Bilimi alanında kullanılan bir terimdir.

Teknik terim anlamı:

Tümdengelimci her dizgenin temelini oluşturan, tüm çıkarım ve kanıtlamalarda kullanılan, ancak kendileri kanıtlanmadan geçerli sayılan ilksavlar.

Önsayıt tanımı, anlamı

Önsayı : Bir kitabın basılıp son biçimini almadan önce, eleştirilmesi, ilânının yapılması, diziminin hazırlanması gibi amaçlarla gerekli yerlere gönderilen biçimi

Tümdengelim : Tümel bir önermeden tikel bir önermeye, yasalardan olaylara, etkenden etkiye geçme yolu, talil, dedüksiyon.

Kanıtlanma : Kanıtlanmak işi.

Kanıtlama : Kanıtlamak işi, ispatlama.

Geçerli : Yürürlükte olan, uygulanan, meri, muteber. Beğenilen, tutulan.

Sayılan : Vergi.

Çıkarım : Çıkarma işi. Belli önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarından, yanlışlıklarından, başka önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarını, yanlışlıklarını çıkarma, istidlal.

Temeli : Yalnız, tek : Temeli birücük uşağı var.

Tümden : Tümüyle, bütünüyle.

İlksav : [Bakınız: belit]. Mantıksal ilksav ya da özel ilksav. bk. belit.

Sayıl : Deniz kıyısı. Ermiş, bilen, vâkıf. Dilenci. Yöney ve gereyler gibi, birkaç bileşkenli ya da öğeli olmayıp tek bir sayı ile belirlenen nicelik. Yalnızca büyüklüğü ile belirlenen, doğrultu özelliği olmayan (nicelik). Bir oyutun (çoğunlukla da R ya da C oyutunun) öğelerinden biri. Bir ölçek aracılığıyla ölçüye vurulan nesne ya da özelliklerin bir sayı dizgesinin birimlerine göre aldığı değer. “Saygı gör, sözün dinlensin değerin artsın anlamında kullanılan bir isim”.

 

Temel : Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz.

Kanıt : Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge, delil, iz, argüman. Sonurguya ulaşan bir uslamlamanın dayandığı gerçek, delil. Anlaşmazlık konusu olan şeyde, yargıcın kanılarını oluşturan şey, delil.

Geçer : Yürürlükte bulunan, geçerliği olan, kullanılan. Geçme özelliği olan. Geçer not. Beğenilen, makbul, mergup.

Kendi : İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz. Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz.

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

Ancak : "Yalnızca" anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir. "Lakin, ama, fakat, yalnız" sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz. "Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün. En erken.

 

Dizge : Bir bütün oluşturacak biçimde birbirine bağlı ögelerin bütünü, manzume, sistem. Bir ilkeye veya dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler, bilgiler, öğretiler bütünü, manzume, meslek, sistem.

Kend : Kasaba, şehir.

Geçe : Herhangi bir saat başını geçerek, geçerken. Karşılıklı iki yandan her biri, yaka. Taraf, yön. Eski türkçe keç-e: Karşı taraf; öte (Erzincan Merkez). Taraf. Taraf, yan.

Diğer dillerde Önsayıt anlamı nedir?

İngilizce'de Önsayıt ne demek ? : presupposition