Kendi nedir, Kendi ne demek

Kendi; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zamir olarak kullanılır.

  • İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat.
  • Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz.
  • "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz.
  • Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz

"Kendi" ile ilgili cümle

  • "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."
  • "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar." - B. Felek
  • "Kendileri evde yoklar mı?"
  • "Ankara Palas'ta kendisine dörtte üç oranında indirim yapılırdı." - Ç. Altan

Yerel Türkçe anlamı:

Kendisi

Karı ve kocanın birbirinden söz ederken kullandıkları takma ad.

Eski evlerde tahıl ve kimi gereçler konulan, tandıra benzer çamur fıçı.

Fransızca'da Kendi ne demek?:

spontané

Kendi hakkında bilgiler

Kendi, adıyla tanınan ve gerçek adı Nuray Ülker olan Türk oyuncu ve şarkıcı.

4 Şubat 1987 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. 4 yaşında klasik bale eğitimi almaya başladı. 1 yıl piyano eğitimi aldıktan sonra lisedeyken 4 sene bateri çaldı. Pera Güzel Sanatlar Lisesi'nde piyano dersleri aldı. Voleybol ile ilgilendi. Şan dersleri aldı. Kendi, 2009 yılında “Aksi Single” albümüyle müzik dünyasına adım attı. Daha önce modellik ve Number 1 TV’de VJ’lik yaptı; reklam filmlerinde, dizilerde oynadı. Hey Girl dergisinin kapak kızı yarışmasında da ilk 10’a kaldı. 2010 yılında "Havalar Güzel" şarkısını çıkartmıştır.

 

14 yaşındayken Aşkına Eşkıya dizisinde, daha sonra 15-16 yaşlarında Gurbet Kadınları ve Cennet Mahallesi dizisinde rol aldı. "Evcilik Oyunu" yarışmasında görev aldı. Pembe takıntısı olan Ülker'in, evi ve arabası pembe renktedir. Ayrıca tiner kokusuna alerjisi vardır. Son olarak 2012 yılında Star TV'de yayınlanan Benzemez Kimse Sana adlı yarışma programında yarışmacı olarak görev aldı.2011 yılında "Postmodern" adlı single'ı çıkartmıştır.İlk klibini "Lalale" ve 2'nci klibini "Kelden Adam"a çekmiştir.

1 yıl aradan sonra yeni single çalışması "Aşka İnanmaz"ı yayınlamıştır.Sözlerini Murat Çekem'e Müziğini Yordancho Vasilikoski,Aranjesini Erhan Bayrak üstlenmiştir.Bir de Murad Küçük yönetmenliğinde klip çekilmiştir.Şarkı İspanya, Bulgaristan ve Türkmenistan müzik kanallarında yayınlanan HİT’S Chart listesinde, aralarında Beyonce, Kesha, Miley Cyrus ve Shakira’nın da olduğu en iyi 40 şarkı arasına girmeyi başardı.

 

Kendi ile ilgili Cümleler

  • Satürn kendi ekseni üzerinde çok hızlı dönen çok büyük bir gaz gezegendir.
  • Kendi açımdan bakıyorum tabii.
  • Tom'un kendi odası var.
  • Kendi adına konuş Tom.
  • Bu banka her zaman kendi çıkarlarını gözetir.
  • Bu sabah uyandığımda, kendimi biraz rahatsız hissettim.
  • Kendi adımı bile hatırlamıyorum.
  • Kendi adıma korkum var mı?
  • Kendi adıma bir kuruşum bile yok.
  • Ali kendini şaşkına dönmüş buldu.
  • Ali kendisinin evrenin merkezi olduğunu düşünür.
  • Kendi adıma olan hayallerimi biliyorsunuz; yardım edecek misiniz?
  • Birkaç dakika önce onun hakkında sadece ben kendim duydum.
  • Kendi adına konuş.

Kendi tanımı, anlamı:

Kendi ağzıyla tutulmak : Suçu, yalanı veya iddiasının yanlışlığı kendi sözüyle ortaya çıkmak.

Kendi alemine dalmak : Çevre ile ilgisini kesip iç dünyasına kapanmak. eğlenceye, zevküsefaya kapılmak.

Kendi ayağı ile gelmek : Kendi isteğiyle gelmek.

Kendi derdine düşmek : Kendi sorunu sebebiyle başka şeyle ilgilenememek.

Kendi düşen ağlamaz : "kendi zararına kendisi neden olanın yakınmaya hakkı olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Kendi göbeğini kendi kesmek : Gereksinim duyduğu yardım, başkalarınca esirgendiğinde işini kendi görmek.

Kendi gölgesinden korkmak : Çok korkak olmak, bir sakınca söz konusu olmayan işlere girişmekten bile korkmak.

Kendi haline bırakmak : İlgilenmemek, karışmamak.

Kendi havasında gitmek : Yalnız başına, istediği gibi davranmak.

Kendi hesabana çalışmak : Uğraştığı işi sadece kendisi için yapmak.

Kendi içine çekilmek : Başkasıyla ilişki kurmamak, yalnız başına kalmak, inzivaya çekilmek.

Kendi kabuğuna çekilmek : Kabuğuna çekilmek.

Kendi kanatlarıyla uçmak : Hiç kimsenin desteği veya yardımı olmaksızın yaşamak veya bir işi olumlu sonuca ulaştırmak.

Kendi keyfine gitmek : İsteğine uygun davranmak.

Kendi köşesinde yaşamak : Yalnız başına yaşamak.

Kendi kendini didiklemek : Kendi kendini harap etmek, üzmek.

Kendi kendini yemek : Açığa vurmadan içten içe üzülmek.

Kendi kuyusunu kendi kazmak : Kendine zarar verecek davranışta bulunmak.

Kendi söyler kendi dinler : "ne söylediği anlaşılmaz, söylediği şeylere önem verilmez" anlamında kullanılan bir söz.

Kendi üstüne yormak : Alınmak.

Kendi yağıyla kavrulmak : Elinde bulunanla geçinip kimseye muhtaç olmamak.

Kendimi bildim bileli : Öteden beri, eskiden beri.

Kendinde olmamak : Bilinci, aklı yerinde olmamak.

Kendinde toplamak : Kendi üzerinde bulundurmak, kendi varlığı içinde yer almasını sağlamak.

Kendinden geçmek : Bilinci işlemez olmak, kendini kaybetmek, bayılmak. bir şey karşısında coşkuya kapılmak, duygulanmak. uykuya dalmak, uyuyakalmak.

Kendine dert etmek : Bir şeyi üzüntü konusu yapmak.

Kendine gel : "aklını başına topla" anlamında kullanılan bir uyarma sözü.

Kendine gelmek : Durumu düzelmek. aklı başına gelmek. ayılmak.

Kendine hisse çıkarmak : Ders almak.

Kendine kıymak : Kendini öldürmek.

Kendine mal etmek : Başkasının yaptığı işi kendisi yapmış gibi göstermek. benimsemek veya saymak.

Kendine yedirememek : Başkasının kendisine yaptığı işi, onur kırıcı sayarak tepki ile karşılamak. kendisinin başkasına yapması söz konusu olan işi, kişiliği için onur kırıcı saydığından yapmamak.

Kendine yontmak : Çıkan her fırsattan yararlanarak hep kendi çıkarını sağlamak.

Kendini adamak : Kendini vermek.

Kendini ağır satmak : Nazlanmak, gönülsüz davranmak. huylarını yavaş yavaş ortaya koymak.

Kendini alamamak : İstemeyerek bir işi yapma durumuna girmek.

Kendini aşağı görmek : Kendini başkalarından değersiz görmek.

Kendini ateşe atmak : Bile bile tehlikeli bir işe girişmek.

Kendini atmak : Vakit geçirmeden hemen gitmek.

Kendini avutmak : Oyalanmak.

Kendini beğendirmek : Başkalarına hoş, iyi, yetenekli görünmek.

Kendini beğenmek : Başkalarını küçümseyerek kendini üstün görmek.

Kendini bırakmak : Kendine özen göstermemek. gevşek, rahat bir biçimde kalmak. çevre ile ilgisini keserek yalnız bir konuyla uğraşmak.

Kendini bilmek : Ağırbaşlı olmak. durum ve onuruna yakışacak biçimde davranmak. baliğ olmak. kendinin ve çevresinin bilincine varmak. aklı ve muhakemesi yerinde olmak.

Kendini bir şey sanmak : Kendini olduğundan çok değerli görmek.

Kendini bir yerde bulmak : Farkında olmadan bir yere ulaşmış olmak.

Kendini bulmak : Kişilik kazanmak. maddi ve manevi konularda durumunu düzeltmek. kendine gelmek.

Kendini dağıtmak : Farklı işlerle aynı anda uğraşmaktan kötü durumda olmak. ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek.

Kendini dar atmak : Güçlükle ve ivedi olarak bir yere sığınmak, kaçmak.

Kendini dev aynasında görmek : Kendini olduğundan çok üstün görmek.

Kendini dinlemek : Hastalık kuruntusu içinde bulunmak. yalnız, sakin kalmak.

Kendini dirhem dirhem satmak : Özelliklerini azar azar ortaya koymak. çok nazlı davranmak, ağırdan almak.

Kendini düşünmek : Daima kendi çıkarını kollamak, bencil davranmak.

Kendini ele vermek : Yaptığı bir davranış veya söylediği bir sözle kendi suçunu ortaya çıkarmak.

Kendini fasulye gibi nimetten saymak : Kendini çok önemli biri gibi görmek.

Kendini göstermek : Ortaya çıkmak, belirmek. beğenilecek niteliklerini ortaya koymak. pas alabilmek için boş alana kaçmak.

Kendini harap etmek : Sıkıntı veya üzüntüden perişan olmak.

Kendini hissettirmek : Varlığını belli etmek.

Kendini kapının dışında bulmak : Kovulmak, işten atılmak, bir yerden istenmeden uzaklaştırılmak.

Kendini kaptırmak : Bir şeyin etkisinden kurtulamayacak duruma düşmek. uğraşmaya başladığı bir işten kendini kurtaramamak.

Kendini kaybetmek : Aşırı duygulanma dolayısıyla çevrede olup bitenin farkına varamamak. bayılmak.

Kendini koyuvermek : Kendine özen göstermemek, kötümser olmak.

Kendini matah sanmak : Kendini olduğundan daha fazla değerli kabul etmek.

Kendini naza çekmek : İstekli olduğu hâlde yapmacıklı hareketlerle isteksiz gibi davranmak.

Kendini paralamak : Çok çaba ve özen göstermek.

Kendini satmak : Para karşılığı erkeklerle birlikte olmak. kendisinde olmayan iyi nitelikleri varmış gibi göstermek.

Kendini sıkmak : Kendini zorlamak, çaba göstermek.

Kendini sıyıramamak : Kurtulamamak.

Kendini sokağa atmak : Sıkıntıdan dolayı rahatlamak amacıyla açık havaya çıkmak.

Kendini tartmak : Ne durumda olduğunu öğrenmek için kendini yoklamak.

Kendini temize çıkarmak : Aklandırmak.

Kendini toparlamak : Sağlığına kavuşmak. çeki düzen vermek. herhangi bir konuda eskiden kötü olan durumunu düzeltmek. bir konuda dikkatini yoğunlaştırmak.

Kendini tutamamak : Bir durum karşısında sessiz ve heyecansız kalamamak. kendine hâkim olamamak.

Kendini tutmak : Dayanmak, sabretmek. kendine hâkim olmak.

Kendini vermek : Bir şeye bütün varlığıyla bağlanmak, başka her şeyle ilgisini kesip tek şeyle aşırı ölçüde ilgilenmek.

Kendini yemek : Açığa vurmadan gizli gizli üzülmek.

Kendini yiyip bitirmek : Kendi kendini yemek.

Kendini yoklamak : Duygu, düşünce ve beden bakımından kontrol etmek.

Kendi adına : Yalnız kendi için, kendi hesabına.

Kendi başına : Kimseye sormadan. Başkasının payı veya yardımı olmaksızın.

Kendigelen : Umulmadık bir zamanda gelen ve gelişinden sevinç duyulan (kimse veya şey).

Kendi halinde : Hiçbir şeye karışmayan, sessiz. Hiçbir şeye karışmadan, sessizce.

Kendi kendine : Yalnız başına. Başkasının yardımı ve ortaklığı olmadan. Kimseye danışmaksızın. Kimseyle ilgisi, ilişkisi olmadan. Kendiliğinden. Kendisine.

Kendi payına : Kendi adına, kendine göre.

Kendine has : Kendine özgü.

Kendine mahsus : Kendine özgü.

Kendine özgü : Bir kimse veya şeye özgü olan, kendine mahsus, kendine has.

Kendi beslek : Özbeslenen.

Kendi halinde bırakmak : Üzerinde çalışmayarak geliştirmemek veya bakımsız bırakmak, işlememek.

Kendi kendine gelin güveyi olmak : İlgilinin nasıl karşılayacağını düşünmeden bir işi olmuş bitmiş sayarak sevinmek.

Kendiliğinden : Dış etkilerin zorlaması olmadan iç sebeplerle oluşan. (ke'ndiliğinden) Başka şeylerin etkisi olmaksızın, kendi kendine, bizatihi. İnsan eliyle ekilmeden yetişen, hudayinabit. İradesiz olarak gerçekleşen (hareket), spontane.

Kendiliğinden üreme : Her türlü bilimsel üreme olayının dışında, yoktan var olmayı anlatan bilim dışı kuram.

Kendiliğindenlik : Dıştan bir belirleme ile değil, kendi kendine gerçekleşen etkinlik, spontaneizm.

Kendilik : Bir nesnenin varlığını veya tözünü oluşturan şey.

Kendince : Kendine göre, kendi bakımından.

Kendinden : Kendi aklından, kendi kendine.

Kendine süsü vermek : Gerçeğe aykırı olarak kendisinde veya herhangi bir şeyde üstün bir nitelik ve değer varmış gibi göstermek.

Kendir : Kenevirden yapılmış. Kenevir.

Kendirci : Kendir yetiştiren kimse.

Kendircilik : Kendircinin yaptığı iş.

Kendirgiller : İki çeneklilerden, kendir, şerbetçi otu, Hint keneviri vb. bitkileri içine alan bir familya.

Kendirik : Deriden veya çadır bezinden yapılmış olan ve hamur tahtasının altına serilen yaygı.

Kendisince : Kendince.

Aç tavuk kendini arpa ambarında sanır : "insanlar, yokluğunu, yoksulluğunu çektikleri şeyler için olmayacak hayaller, düşler kurar" anlamında kullanılan bir söz.

Ağlar gözden sahte sözden kendini sakın : "kendini acındıranlardan kork" anlamında kullanılan bir söz.

Akarsu çukurunu kendi kazır : "bir şeyi yapma isteği ve gücü bulunan kimse, uygun bir çalışma yönü ve alanı bulur" anlamında kullanılan bir söz.

Akılları pazara çıkarmışlar herkes yine kendi akılını almış : "insan kendi aklını başkasınınkinden üstün görür" anlamında kullanılan bir söz.

Alçak yerde tepecik kendisini dağ sanır : "bilgili kimselerin bulunmadığı yerde cahil kişi bilgiçlik taslar" anlamında kullanılan bir söz.

Ata malı mal olmaz kendin kazanmak gerek : "babadan kalan mal kalıcı değildir, çabuk biter; kişinin gerçek malı, kendi çalışmasıyla elde ettiği maldır" anlamında kullanılan bir söz.

Bıçağı kestiren kendi suyu insanı sevdiren kendi huyu : "bir şeyin, bir kimsenin değeri, kendisinde aranılan özel niteliklerle artar" anlamında kullanılan bir söz.

Çocuğa iş buyuran ardınca kendi gider : "çocuk kendisine ısmarlanan işi yapamayacağından işi buyuran kimsenin onun arkasından gitmesi gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

El için kuyu kazan evvela kendisi düşer : "başkasına tuzak hazırlayan kimse, bu tuzağa ondan önce kendisi düşer" anlamında kullanılan bir söz.

El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanır : "deneyimsiz kişi kendisinin herkesten üstün olduğunu, her işi yapabileceğini sanır" anlamında kullanılan bir söz.

Eşeği dama çıkaran yine kendi indirir : "yanlış yapan kimse, yanlışı yine kendisi düzeltir" anlamında kullanılan bir söz.

Fasulye gibi kendini nimetten saymak : Kendine çok değer vermek, kendini bir şey sanmak.

Gelin altın taht getirmiş çıkmış kendisi oturmuş : "toplum içine giren bir kimsenin kendi kullanacağı eşyasının değerli olup olmaması başkalarını ilgilendirmez" anlamında kullanılan bir söz.

Her dağın derdi kendine göre : "herkesin kendi durumuna bağlı olarak sorunları vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Her horoz kendi çöplüğünde öter : "herkes ancak kendi çevresinde bir değer taşır ve sözünü orada geçirebilir" anlamında kullanılan bir söz.

Her koyun kendi bacağından asılır : "herkes kendi davranışlarından sorumludur, herkes hatasının cezasını kendisi çeker" anlamında kullanılan bir söz.

Herkes aklını pazara çıkarmış yine kendi aklını almış : "insanlar kendi akıllarını başkalarının aklından üstün görürler" anlamında kullanılan bir söz.

Herkes kendi ayıbını bilmez : "insan kendi kusurunu göremez, bilemez" anlamında kullanılan bir söz.

Herkes kendi ölüsü için ağlar : "hiç kimse başkasının acısını içinde duymaz, onun yüreğini sızlatan ancak kendi acısıdır" anlamında kullanılan bir söz.

İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır : "başkasına zararı dokunacak bir davranışı yapmadan önce iyi düşün, kendi kendini eleştir" anlamında kullanılan bir söz.

İnsan kendini beğenmese çatlar : "herkes kendini beğenir; bu, kendi aklını beğenmesinin sonucudur" anlamında kullanılan bir söz.

İt kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgesi sanırmış : "başkasının korumasıyla iş yapan akılsız kişi, desteklendiğini unutarak kendi gücüne inanır" anlamında kullanılan bir söz.

Karga kekliği taklit edeyim derken kendi yürüyüşünü şaşırmış : "görgüsüz kişi, görgülü kişinin yaptığını yapmaya kalkışırsa beceremez, kendisinin doğal davranışını da yitirir, gülünç duruma düşer" anlamında kullanılan bir söz.

Kazdığı çukura kendisi düşmek : Başkası için hazırladığı kötülüğe kendi uğramak.

Kerameti kendinden menkul : Sahip olduğu nitelikleri abartarak söyleyen kimse için kullanılan bir söz.

Kimse kendi memleketinde peygamber olmaz : "insanların kendi çevrelerinde değeri bilinmez" anlamında kullanılan bir söz.

Kişi ne yaparsa kendine yapar : "iyilik yapan iyilik, kötülük yapan kötülük bulur" anlamında kullanılan bir söz.

Kişinin kendine ettiğini kimse edemez : "bir kimse kimi zaman tedbirsizliği yüzünden öyle yanlış iş yapar, başını öyle derde sokar ki böyle bir kötülüğü başkaları ona yapamaz" anlamında kullanılan bir söz.

Komşunu iki inekli iste ki kendin bir inekli olasın : "başkasının daha iyi durumda olmasını iste ki Tanrı da seni ondursun" anlamında kullanılan bir söz.

Köpeğe gem vurma kendini at sanır : "kendisine değeri varmış gibi davranılan değersiz kişi, gerçekten değeri bulunduğuna inanır" anlamında kullanılan bir söz.

Sana vereyim bir öğüt kendi ununu kendin öğüt : "kişi kendi işini kendisi yapmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Şeyhin kerameti kendinden menkul : Büyük işler gördüğünü söyleyen birinin sözüne inanılmadığını anlatmak için söylenen bir söz.

Ta kendisi : (ta kısa söylenir) o kimse, tastamam kendisi.

Terzi kendi söküğünü dikemez : "insanlar başkalarına yaptıkları hizmetleri kendilerine yapamazlar" anlamında kullanılan bir söz.

İyelik : Sahiplik.

Ekler : İçi krema ile doldurulmuş bir pasta türü.

Kişi : Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Erkek. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Eş, koca.

Anlatma : Anlatmak işi, ifham, ilam, tefhim.

Dönüşlülük : Dönüşlü olma durumu.

Zamir : Kişi, dönüşlülük, gösterme, soru ve belirsizlik kavramları vererek varlıkların yerini tutan söz, adıl. İçyüz.

Vurgu : Konuşma, okuma sırasında bir hece veya kelime üzerine diğerlerinden daha farklı olarak yapılmış olan baskı, aksan.

Gerçek : Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Gerçeklik. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Doğruluk. Temel, başlıca, asıl. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Yapay olmayan. Yalan olmayan. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan.

Kendi başına kayıt silme : Kütüğe yazımı, ilgili yönetim eliyle doğrudan doğruya, yasalarda gösterilen nedenlerle silme.

Kendi biten : Yaban armudu. Beyaz ve iri taneli bir cins üzüm.

Kendi havasında gitmek : yalnız başına, istediği gibi davranmak.

Kendi ikil eklem : İkillisi kendiyle özdeş olan eklem. || Krş.. ikil eklem. Örn. (…) kendi ikil bir eklemdir.

Kendi ikil önerme : Herhangi bir ikillisi ile eşdeğer olan önerme.|| Krş.. ikil önerme. Örn. pqVqrVpr biçimindeki önermeler kendi ikil önermelerdir.

Kendi kendine döllenme : Genellikle konakların bağırsaklarında tek olarak bulunan büyük sestodlarda ön halkalarda sperm olgunlaşırken orta ve arka halkalarda oositler olgunlaşması. Genellikle konakların bağırsaklarında tek olarak bulunan (Taenia solium) büyük sestodlarda ön halkalarda sperm olgunlaşırken, orta ve arka halkalarda oositler olgunlaşmaktadır.

Kendi kendine yemlenme : Ahır dışındaki ot yığınına veya silaj hendeğine sığır veya koyunların salıverilerek ancak yem zayiatını önlemek için yeri değiştirilebilen parmaklık konularak hayvanların istediği kadar veya belirli bir süre serbestçe kaba yem yemelerini sağlayan basitleştirilmiş bir yemleme sistemi.

Kendi kendini düzeltme yasası : Birçok halkbilim olay, ürün ve anlatılarının, iç ve dış etkenler altında değişikliklere uğramasına karşın, onların yine eski duruma gelmelerini sağlayan oluşum, bk. örgenüstü, denge, halkbilimsel denge.

Kendi resmi : (Resim) Bir ressamın aynadan ya da fotoğraftan bakarak yaptığı kendi başresmi.

Kendi tomu : Kendir tohumu

Diğer dillerde Kendi anlamı nedir?

İngilizce'de Kendi ne demek? : adj. respective

adv. of one's own

n. self

Fransızca'da Kendi : même, lui-même; en personne, personnellement

Almanca'da Kendi : adj. eigen

PROn. selbst

Rusça'da Kendi : adj. собственный

adv. лично

pron. себя, сам, свой