Illness türkçesi Illness nedir
- Rahatsızlık.
- Sayrılık.
- Çor.
- Hastalık.
- Maraz.
- İllet.
Illness ile ilgili cümleler
English: A childhood illness left her blind.
Turkish: Bir çocukluk hastalığı onu kör bıraktı.
English: Ali kept his illness a secret.
Turkish: Ali hastalığını bir sır olarak tutuyor.
English: At what rate did the illness spread?
Turkish: Hastalık ne oranda yayıldı.
English: A sudden illness prevented him from going there.
Turkish: Ani bir hastalık oraya gitmesini engelledi.
English: A sudden illness forced her to cancel her appointment.
Turkish: Ani bir hastalık onu randevusunu iptal etmeye zorladı.
Illness ingilizcede ne demek, Illness nerede nasıl kullanılır?
Advantage by illness : Hastalıktan avantaj sağlama.
Genetic illness : Kalıtsal hastalık. Genler ile geçen hastalık. Genetik hastalık.
Mental illness : Zihinsel hastalık. Akıl hastalığı. Ruhsal bozukluk.
Recover from an illness : Hastalıktan iyileşmek. Hastalığı geçmek.
Seized with illness : Hasta düşmüş. Hasta olmuş.
Pelagial gillnet : Ağı kaldırma gücü batma gücünden fazla olan, bu nedenle de suda yüzeyde veya yüzeye yakın yüzer halde bulunan ağın iki ucundan çapa veya ağırlıklarla dibe sabitleştirilen, sığ deniz ve göllerde pelajik balıkların avcılığında kullanılan avladığı balığa göre ad alan galsama ağları. Yüzey galsama ağı.
Chillness : Serinlik. İlgisizlik. Soğukluk.
Gillnets : Solungaç ağı kullanarak balık tutmak. Solungaç ağıyla balık avlamak. Galseme ağı. Galsama ağı. Galsame ağı.
Stillness : Dinginlik. Durgunluk (sularda). Sessizlik. Durgunluk. Sessiz yer. Hareketsizlik.
Shrillness : Tizlik. Delip geçen. Keskin (bir ses hakkında). Tiz seslilik. Yüksek ve tiz olma özelliği.
İngilizce Illness Türkçe anlamı, Illness eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Illness ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Discomfort : Üzmek. Ağrı. Dert. Sıkıntı vermek. Sıkıntı. Rahatsız etmek. Bozmak. Keyfini kaçırmak. Rahatsızlık veren şey. Rahatını kaçırmak.
Decompression sickness : Dalgıç hastalığı. Gaz kabarcığı hastalığı. Dalgıcın bedeninde basıncın hızla düşmesi sonucu oluşan fiziksel durum. Dekompresyon hastalığı. Düşük basınç hastalıgı. Vurgun yeme. Vurgun. Vurgu. Basınç hastalığı.
Collapse : Başarısızlık. Ani düşüş. Portatif olmak. Kollabe. Sönmüş, çökmüş. Çökertme. Güçten düşme. Açılır kapanır olmak (iskemle veya masa). Bilgisayar, coğrafya, veterinerlik, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Cesaretini yitirmek.
Discomforted : Rahatsız etmek. Rahatını kaçırmak. Üzmek. Sıkıntı vermek. Bozmak. Keyfini kaçırmak. Ağrı. Rahatını bozmak.
Fetish : Dikkat. Tapıncak. Aşırı ilgi. Geçici olarak ruhsal varlıklara barınaklık yaptıklarında doğaüstü bir güce erişilerek bulundukları yerlerle taşıyanlara kendi güçlerini katan, ruhların ayrılmasıyla güçlerini yitiren doğal ya da yapay nesnelerden her biri. bk. cancılık, tapıncakçılık. krş. büyü, din, muska. Fetiş. Put. İktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Marksist yaklaşımda tapılan nesne. Saplantı.
Food poisoning : Gıda kaynaklı hastalıkların genel adı. gıda yoluyla alınan toksinlerin neden olduğu hastalıklar. Patojenik veya toksik maddelerle kirlenmiş besinlerin yenmesi neticesinde meydana gelen hastalık (kusma ve ishalle karakterize). Gıda zehirlenmesi. Gıdalarda bozulma ve bulaşma sonucu oluşan toksik maddelerin gıdayla vücuda alınmasından sonra canlılarda meydana gelen patolojik durum. Besin zehirlenmesi.
Discomposure : Sinirlenme. Kaygı. Telaş.
Ailments : Rahatsızlıklar. Keyifsizlik.
Ill health : Sağlıksızlık. Sağlığın kötü olması. Bozuk sağlık durumu.
Addiction : Tiryakilik. Alışma. Tutkunluk. Bağımlılık. Düşkünlük. Tutku. Alışkanlık.
Illness synonyms : toxaemia of pregnancy, gastrointestinal disorder, catastrophic illness, ozone sickness, air embolism, gas embolism, ague, infirmities, lead poisoning, malady, indisposition, disease, illnesses, condition, ill being, complaint, discomfiture, balls ache, disorder, bad blood, aeroembolism, toxaemia, distempers, discomforting, distemper, anuresis, maladies, saturnism, annoyance, chastity, anuria, unhealthiness, distempered.
Illness zıt anlamlı kelimeler, Illness kelime anlamı
Wellness : Sağlık. Sıhhat. İyi durumda olma. Sağlıklılık. Sağlıklı olma durumu. Zindelik. Sıhhatli olma durumu. Güçlülük. Sağlıklı olma. Kuvvetlilik.
Good health : İyilik. İyi sağlık durumu. Sağlık. Hastalığı olmayan durum. İyi oluş (fiziksel veya ruhsal). Sağlıklı olma.
Illness ingilizce tanımı, definition of Illness
Illness kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Badness. Unfavorableness. The condition of being ill, evil, or bad.

Bu kısımda Illness kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Illness ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Illness anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Illness ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.