Imbuing türkçesi Imbuing nedir

Imbuing ingilizcede ne demek, Imbuing nerede nasıl kullanılır?

Imbue : Boyamak. Kafasına sokmak. Emdirmek. Telkin etmek. Aşılamak. Dolduruşa getirmek. Doldurmak.

Imbue with : -le doyurulmuş. Aşılamak (fikir). -le dolmuş. -le doldurulmuş. -le emdirilmiş. -ye doymuş.

Imbued : Kafasına sokmak. Aşılamak. Telkin etmek. Dolduruşa getirmek.

Imbued with : -le doyurulmuş. -le doldurulmuş. -ye doymuş. -le dolmuş. -le emdirilmiş.

Imbued with love : Aşk ile dolu. Sevgi ile dolu. Aşk dolmuş.

Imbues : Aşılamak. Doldurmak. Boyamak. Kafasına sokmak. Telkin etmek. Dolduruşa getirmek. Emdirmek.

Cumulonimbus cloud : Kümülonimbüs bulutu. Kümülonimbus bulutları. Kümülonimbüs bulut. Büyük koyu gri yağmur bulutu çeşidi.

Imbursement : Ödeme. Tediye.

Limburger : Güçlü bir tat ve kokuya sahip yumuşak beyaz peynir.

Cumulonimbus : Kumulonimbus. Kümülonimbüs. Koyu gri yağmur bulutu. Boranbulut. Kümülonimbus.

İngilizce Imbuing Türkçe anlamı, Imbuing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Imbuing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Imbrue : Bulaştırmak. Islatmak. Kirletmek.

Drum : Bilişim, madencilik alanlarında kullanılır. Sütun gövdesi. Kasnak. Bateri. Dom. Çağırmak. Tekrar ede ede öğretmek. Davul çalmak. Davul şeklinde şey.

 

Chimera : Canavar. Vehim. Ejderha. Genetik olarak farklı olan hücrelerin aynı vücutta bulunmaları durumu. Gerçekleşmesi imkansız düşünce. Başı aslan. Kimera. Hayal ürünü korkunç yaratık. Bedeni keçi ve kuyruğu yılandan ateş soluyan dişi mitolojik canavar. Tüm başlılar sınıfından hayvan.

Embeds : Gömmek. İçine katmak. Yerleştirmek. Oturtmak. İyice yerleştirmek. İçine oturtmak. Gömülmek. Sokmak. Kakmak.

Nurse : Tedavi etmek. Hemşire. Emzirmek. Bakılmak. Hemşirelik yapmak. İlgilenmek. Bakıcılık yapmak. Dert etmek. Kafaya takmak. Kollarına almak.

Impregnating : Döllemek. İçirmek. Hamile bırakmak.

Crowd : Ortaklaşa bir uyarı sonucu belli bir yerde toplanan ve dikkatlerini bu uyarının yol açtığı ortak duygusal ilgi üzerinde toplamış olup herhangi bir anda ortak eyleme geçebilecek olan insan topluluğu. Toplanmak. Kalabalık. Üşüşmek. Sıkıştırmak. Israr etmek. Doluşmak. Kalabalık etmek.

Ultrasonography : Doku içlerinin görüntülenmesi amacıyla bir ses kaynağından gönderilen ultrases dalgalarının dokulardan yansımalarının görüntü biçimine dönüştürülerek yorumlanması esasına dayanan görüntüleme yöntemi. Ultrasonografi. Ultrason. Sesötesi (teknikle) görüntüleme. Sesötesi fotograf çekimi. Ültrason.

Choke up : Tıkamak. Nutku tutulmak. Heyecandan konuşamamak. Tıkanıp kalmak. (pislik) tıkamak. Tıkanmak. Tıka basa doldurmak.

Radiology : İyonlaştırıcı ışınımın tıp ve endüstri alanlarındaki uygulanmasını inceleyen bilim dalı. Işımbilim. Fizik, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Işınbilim. Röntgenbilim. Radyoloji. Hastalıkların tanı ve tedavisinde radyoaktif ışınların ve diğer tekniklerin (ses dalgası, radyoizotop vb.) uygulanmasını konu alan bilim dalı. Röntgen ışınları ile ya da ışımetkin ışınlarla sayrılıklaran tanısı ve sağaltımı ile uğraşan tıp kolu.

 

Imbuing synonyms : mind's eye, pictorial representation, positron emission tomography, representational process, sonography, mental imagery, echography, infix, indoctrinate, imprint, clogs, goad into, congesting, decorating, picturing, radioscopy, pretense, imbued, imagery, impregnant, dyes, commands, pretence, clogging, imbruing, imagination, congests, congest, x raying, charge, inculcated, discolour, fertilizes.