Impeder türkçesi Impeder nedir

  • Engelleyen veya köstek olan kimse veya şey.
  • Geciktiren kimse veya şey.
  • Alıkoyan.

Impeder ingilizcede ne demek, Impeder nerede nasıl kullanılır?

Impeders : Geciktiren kimse veya şey. Alıkoyan. Engelleyen veya köstek olan kimse veya şey.

Impede : Engel çıkarmak. Engellemek. Ket vurmak. Engel teşkil etmek. Sürüncemede bırakmak. Geciktirmek. Ayak bağı olmak. Engel olmak. Sekte vurmak. Engel oluşturmak.

Impeded : Geciktirmek. Kösteklemek. [#alıkoyma Alıkoymak]. Ket vurmak. Engel olmak. Sekte vurmak. Sürüncemede bırakmak. Engel teşkil etmek. Ayak bağı olmak. Engel çıkarmak.

Impedence : İmpedans.

Impedes : Engel olmak. Sürüncemede bırakmak. Sekte vurmak. Engel oluşturmak. Geciktirmek. Ket vurmak. Kösteklemek. Engel çıkarmak. Engel teşkil etmek. Alıkoymak.

Impedance coil : Empedans bobini. Çeki bobini. Celi bobini.

Impedance angle : Empedans açısı. Celi açısı.

Impedance ratio : Celi oranı. Empedans oranı.

Impedance : Empedans (akustik). Direnç. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alternatif akım direnci. Empedans. Çeli büyüklüğü. Empedans büyüklüğü. Celi. İç direnç. Bir devrenin, dalgalı akımın geçişine gösterdiği direncin ölçüsü. (bu direnç, bu dalgalı akımı geçirmek için gerekli gerilimin (volt), devreden geçen akımın yeğinliğine (amper) bölünerek bulunur).

 

Impedance converter : Çeli dönüştürücü.

İngilizce Impeder Türkçe anlamı, Impeder eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Impeder ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clog : Engellemek. Dolmak. Takunya. Sıkıntı vermek. Tıkamak. Kösteklemek. Terlik. Doldurmak. Tıkanmak. Nalın.

Earth up : Toprak altında kalmak. Toprakla örtülmek.

Choke : Baskılamak. Nefesini kesmek. Tıkamak. Boğulmak. Boğarak öldürmek. Boğma. Ölmek. Kısmak. Tıkanmak. Bastırmak.

Screen : Perde. Sürekli olarak bir duvarda asılı duracak ya da gerektiğinde taşınabilecek biçimde yapılan ve göstericiden çıkan görüntüleri yansıtan düz yüzeyli bir eğitim aracı. bk. saydam perde. Göstermek. Beyazperde. Taramak (iyiyi kötüden ayırt etmek amacıyla). Bir oyuncunun, arkadaşının sayı yapmasını kolaylaştırmak amacı ile, bunu önlemek isteyen karşı takım oyuncusunun hareketini, ona dokunmadan kısıtlaması. Üzerine görüntü düşürmeye yarayan kumaş, cam ya da ışılışıldar düzlem gereç. bir aygıtı ya da bir yeri mıknatıssal ve elektriksel alanlardan yalıtmak için kullanılan demir engel. Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri. ilk kez seneca bölmüştür, beş perde - beş bölüm (bk. bölüm.) tiyatronun sahneyi seyirciye açan ve kapayan perdesi. ilk kez roma ve barok tiyatrolarında kullanılmıştır. bundan başka da bugünkü tiyatroda çeşitli perde biçimleri var: a) kulis perdesi, b) projeksiyon perdesi (bk. gergi,) c) arka perde, fon perdesi, ufak perde, d) ses perdesi: seste pesliği ve tizliği gösteren kesimler. Gergi. Siper etmek.

 

Stop : Kapamak. Karşı takımın çemberine doğru top sürerek ilerliyen oyuncunun birden duruvermesi. Son vermek. Bırakmak. Çeşitli ışık düzengeci açıklıklarında, bir merceğin bağıntılı açıklığını, başka bir deyişle, geçirdiği ışık niceliğini belirleyen sayı; merceğin odak uzunluğunun, ışık düzengeci açıklığına (çapına) bölünmesiyle elde edilir. (örneğin, odak uzunluğu 135 mm, ışık düzengeci çapı 30 mm olan merceğin f sayısı 135:30==4,5'tir ve f 4,5, f:4,5, f/4,5, 1:4,5 gibi çeşitli biçimlerde yazılır). Alıcının ya da bazı basım aygıtlarının mercek düzeni içinde bulunup, birbiri üzerine binen incecik maden yapraklardan oluşan, açılıp kapanarak, duyarkat üzerine gelen ışığın niceliğini düzenleyen düzenek. Çevirimin sona erdiğini, alıcının durdurulmasını bildirmek için yönetmenin, alıcı yönetmenine verdiği komut. Durdurma. Kes. Bir film gösterilirken, kuşaktaki herhangi bir resmi alıcı penceresi önünde istenildiği kadar tutma.

Block up : Tıkamak. Kapamak. Doldurarak kapamak (deliği veya boşluğu). Karşılamak.

Dam up : Baraj yapmak. Frenlemek. Engellemek. Bastırmak. Set çekmek.

Stifle : Gelişmesini engellemek. Soluk almasını engellemek. Bastırmak (bir duyguyu veya isyanı). Soluk almasını zorlaştırmak. Tutmak. Boğmak. Bastırmak. Tıkanmak. Boğulmak. Zaptetmek.

Obstruct : Menetmeye çalışmak. Tıkanmak. Engellemek. Engel oluşturmak. Tıkamak. Engel teşkil etmek. Engel olmak. Zorlaştırmak. Engel. Engellenmek.

Jam : Doğaçlama çalmak (caz). Sıkışmak. Tıkmak. Bastırmak. Sıkışıklık. Sıkışma. Takılmak. Sıkıştırmak. Sıkıştırarak bir geçidi doldurmak.

Impeder synonyms : barricado, bar, retaining, block out, barricade, land up, close up, preclusive, suffocate, hobble, inhibit, prevent, withholders, interfere, dam, choke off, occlude, hinder, back up, foul, stunt, congest, set back, impeders, tie up, keep, block off, blockade, asphyxiate, obturate, clog up, retentive, withholder.

Impeder zıt anlamlı kelimeler, Impeder kelime anlamı

Let : Başlama atışını türlü nedenlerle sayılmaz kılan ve atışın yenilenmesini bildiren hakem kararı. Gevşetmek. Yenilen. Bırakmak. Meydan vermek. Tenis, masa tenisi alanlarında kullanılır. Dirmek. Ses çıkarmamak. Koyvermek. Dürmek.

Free : Erkin. Serbestçe. Serbest. Bağımsız. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Muaf. Serbest bırakmak. Beleş. Rahatlatmak. Asalak olmayan, beslenme yönünden bağımsız, kendibeslek olan.

Unclog : Tıkanıklığı açmak (boru vb). Tıkanmış boruyu açmak. Bir engeli ortadan kaldırmak (tıkama, kapama, durdurma, vb.). Açmak (tıkanık bir şeyi). Bir blokajı açmak.