Imposed türkçesi Imposed nedir

Imposed ile ilgili cümleler

English: A new tax has been imposed on cigarettes.
Turkish: Sigaralara yeni bir vergi konuldu.

English: A heavy tax was imposed on whiskey.
Turkish: Viskiye ağır bir vergi konuldu.

English: A curfew was imposed on the city.
Turkish: Şehirde sokağa çıkma yasağı konuldu.

English: A new tax was imposed on wine.
Turkish: Şaraba yeni bir vergi konuldu.

English: A special tax was imposed on imported cars.
Turkish: İthal otomobillere özel bir vergi koyuldu.

Imposed ingilizcede ne demek, Imposed nerede nasıl kullanılır?

Self imposed exile : Kendi üzerine koyulmuş sürgün. Kendini sürgün etme.

Self imposed : Kendisini zorlamış. Kendini yüklemiş.

Superimposed : Eklemek. Üst üste getirmek. Üstüne koymak. Üst üste yapmak. Birleştirilmiş.

Superimposed image : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bindirme. Özel bir görsel etki sağlamak amacıyla aynı duyarkatın iki ayrı çevirimde kullanılması ya da iki ayrı çevirimin birbiri üstüne konarak aynı film üzerine basılması; bu durumda iki ayrı görüntü birbiri üstüne binmiş olarak ortaya çıkar. tv. aynı sonucun, ayrı alıcılardan gelen resimlerin aynı anda verilmesiyle televizyonda sağlanması.

 

Superimposed load : Ek yük. İlave yük.

Imposer : Gerektiren. Kendisini başkalarına dayatan kimse. Uygulayan. Dayatan.

Impose on : Etkilemek. Zahmet vermek. Birini sömürmek. -den faydalandı. Vermek (ceza). Empoze etmek. Sömürüldü. Zorla kabul ettirmek. Hile ile kabul ettirmek. Faydalanıldı.

Imposers : Kendisini başkalarına dayatan kimse. Uygulayan. Dayatan. Gerektiren.

Impose a tax : Vergi uyguladı. Vergi tarhı. Bir verginin uygulanmasını talep etti. Vergi salmak. Vergi getirdi. Vergiye bağlamak. Vergi koyma. Vergi koymak.

Superimposed title : Başka bir görüntü üzerine bindirmeyle alınmış yazı. Bindirmeli yazı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

İngilizce Imposed Türkçe anlamı, Imposed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Imposed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Avail : Kendisine yarar sağlamak. Yararlı olmak. Fayda sağlamak. İstifade etmek. Yararı olmak. Kar. Sonuç. Faydalı olmak. Yaramak.

Bullying : Zorbalık etmek. Korkutma. Dayılık. Fiziksel şiddet. Zorbalık. Efelenme. Sataşma. Zulmetmek. Tehdit.

Cumbered : Engellemek. Sıkmak.

Gripped : Yapışmak. Tutmak. Kavramak. İdrak etmek. Sıkmak. Dikkatini çekmek. Kavrama. Anlamak. Etkilemek.

Grips : Sıkıştırmak. Etkilemek. Çekmek. Tutmak. Sıkmak. Anlamak. İdrak etmek. Kavramak. Yakalamak.

Burdens : Sırtına yüklemek.

Defile : Bulaştırmak. Kutsal birşeye saygısızlık etmek. Tek sıra halinde yürümek. Dar geçit. Kirletmek. Dar boğaz. Lekelemek. Derbent. Uç boylarında bulunan küçük kale. dağ geçitlerinde kurulan karakol ya da karakol binası. iki dağ arasındaki geçit yeri, boğaz. Boğaz.

 

Capitalises : Faydalanmak. Büyük harflerle yazmak (ayrıca capitalize). Sermaye sağlamak. Çıkar sağlamak. Katılımcı olmak. Bir gelirin sermayesini hesap etmek. Finanse etmek. Sermaye olarak kullanmak. Büyük harflerle yazmak. Sermayeye çevirmek.

Capitalizes : Sermaye sağlamak. Sermaye olarak kullanmak. Büyük harflerle yazmak. Bir gelirin sermayesini hesap etmek. Sermayeye çevirmek. Katılımcı olmak. Sermayeleştirmek. Çıkar sağlamak. -i büyük harfle yazmak.

Imposed synonyms : avail oneself of something, coerce, be impressed, burdening, betraying, be touched, bear hard on, incumbers, capitalise, coerces, bullied, be affected by, capitalizing, benefitted, cumber, defiles, capitalising, encroach, abuses, bring pressure to bear on, encroaches, downloaded, obligatory, bludgeon, be taken with, capitalize, benefits, be urgent with somebody, cumbering, clamour down, downstream load, charge, betrays.

Imposed zıt anlamlı kelimeler, Imposed kelime anlamı

Optional : İsteğe bağlı. Zorunlu olmayan. Seçmeli. Seçimlik. Seçenekli. İstemli. Tercihe göre. Opsiyonel. Seçime bağlı.

Involuntary : Gönülsüz yapılan. İstemeyerek. İstemeyerek yapılan. İstençdışı. Bilinçsizce yapılan. İstemeden yapılan. İstenmeden yapılan. İradedışı. İrade dışı. İstemsiz.