Impound türkçesi Impound nedir

Impound ile ilgili cümleler

English: Hasan's car was impounded.
Turkish: Hasan'ın arabası haczedildi.

English: Cars parked illegally on this street will be impounded.
Turkish: Bu caddede yasa dışı park edilen arabalar çekilecek.

English: Tom's car was impounded.
Turkish: Tom'un arabası haczedildi.

Impound ingilizcede ne demek, Impound nerede nasıl kullanılır?

Impoundable : El konulabilir. Tutulabilir. Hapsedilebilir. Kapatılabilir. Kuşatılabilir. Haczedilebilir. Toplanabilir.

Impoundage : Haczetme. Hapis. Tutma. Tutukluluk. Kuşatma. El koyma. Kapatma. Sınırlama. Hapsedilme. İstimlak.

Impounded : Tutulmuş. Haczedilmiş. Kuşatılmış. Hapsedilmiş. El konulmuş. Kapatılmış.

Impounding : Toplamak. Başıboş hayvanları kapamak. El koymak. Haczetmek. Kapatmak.

Impoundment : Haczetme. Kapatılma. Müsadere. Tutulmuş su (baraj vb ile). Hapsetme. El koyma. Tutma. Baraj tarafından tutulan su. Zaptetme. Kuşatma.

Impolitely : Terbiyesizce. Kaba bir şekilde. Kabaca.

Impoliticly : İsabetsizce. Uygun olmayan bir şekilde. Aykırı bir şekilde. İsabetsiz bir şekilde. Mantıklı olmayan bir şekilde. Sağgörülü olmayan bir şekilde. Politik olmayan bir şekilde.

 

Impolite : İncitici. Kaba. Terbiyesiz. Görgüsüz. İnceliksiz. Nezaketsiz.

Impolitic : İsabetsiz. Amaca uymayan. Uygunsuz. Politik olmayan. Münasebetsiz. Sağgörüsüz. Akılsız. Aykırı.

Impolicy : Münasebetsizlik. Tedbirsizlik. Kötü politika.

İngilizce Impound Türkçe anlamı, Impound eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Impound ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Amasses : Bir araya getirmek. Top olmak. Biriktirmek. Yığmak. Bir araya gelmek.

Folds : Katlamak. Kapanmak. Bükmek. Sarmak. Enlemesine tomruk çatlakları. Kıvırmak. Kavuşturmak. Çökmek. Bükülmek.

Custody : Bakım. Gözaltı. Nezaret. Velayet. Vesayet. Tevkif. Sorumluluk. Gözetim bakım. Hapis.

Pen : Kaleme almak. Kalem. Tükenmez kalem. Ağıla koymak. Kağıda dökmek. Kodes. Kümes. Ağıl. Kuğu (dişi).

Capture : Yansıtmak. Egemen olmak. Tutsak etmek. Zoralım. Bir nükleer ya da atomik sistemin ek bir parçacık elde ettiği süreç. Yakalamak. Kapma. Esir alınma. Özelliğini yitirmeden korumak. Esir almak.

Apprehend : Endişe etmek. İdrak etmek. Korkuyla beklemek. Kavramak. Korkmak. Yakalamak. Anlamak. Tevkif etmek.

Appropriates : Tasarruf etmek. Özelleştirmek. Tensip etmek. Mülk edinmek. Üstüne oturmak. İç etmek. Münasip. Ayırmak. Uygun.

Commandeer : Müsademe etmek. Askerliğe mecbur etmek. Kendine mal etmek. (bir uçağı vb) kaçırmak. Askeri hizmette kullanmak üzere el koymak. Kendine maletmek. Askeri bir hizmete mecbur etmek. Benimsemek.

Encloses : Kuşatmak. İçine koymak. Çevrelemek. Etrafını çevirmek. Çevirmek (duvar veya çit vb ile). Eklemek. Çevirmek. İliştirmek.

 

Arrest : Yakalamak. Çekmek (dikkat). Durma, sürekli olan hareketin veya faaliyetin durması. Önünü almak. Önlemek. Gelen kimse. Geliş. Bitirmek. Bloke etmek.

Impound synonyms : pound up, accumulate, pen in, apprehended, gaol, adding up, penned, close down, detain, imprison, add, fold, attaches, distress, distresses, aggregates, coop up, accumulates, buying up, sequester, impounds, imprisoning, cap, distrain on, blind, aggregate, appropriate, buy up, capping, caps, bust, pounded, arrests.

Impound zıt anlamlı kelimeler, Impound kelime anlamı

Give : Koparmak. Vermek. Yapıvermek. Dogruluğunu kabullenmek. Bel vermek. Bulaştırmak. Hediye etmek. İtiraf etmek. Eğilmek. Tanımak.

Impound ingilizce tanımı, definition of Impound

Impound kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To impound a document for safe keeping. Hence, to hold in the custody of a court. To shut up or place in an inclosure called a pound. As, to impound stray cattle.