In person türkçesi In person nedir

In person ile ilgili cümleler

English: Ali told us that he'd come in person.
Turkish: Ali bize şahsen geleceğini söyledi.

English: Ali preferred to shop in person.
Turkish: Ali alışverişini görerek yapmayı tercih ediyordu.

English: Ali wanted to thank Mary in person.
Turkish: Ali Mary'ye şahsen teşekkür etmek istedi.

English: Ali gave the report in person.
Turkish: Ali raporu bizzat verdi.

English: Ali went there in person.
Turkish: Ali oraya bizzat kendisi gitti.

In person ingilizcede ne demek, In person nerede nasıl kullanılır?

In : İçeri. De. Tutulan. Da. Halinde. Dahili. İçinde. Çok moda olan. Olarak. İçeri doğru yönelen.

Person : Kişi. Karakter (tiyatro terimi). Can. Kişilik. Şahıs. Adam. Fiilin gösterdiği işin hangi şahıs tarafından yapıldığını belirten dil bilgisi kategorisi. kılışın, konuşanın ağzından ifade bulan biçimi şahıs (geldim, yazıyorum vb.); dinleyen şahıs (getirdin, okuyacaksın vb.); konuşan ve dinleyen dışındaki kişi veya nesne şahıs (ağlamış, gülüyor vb.)’tır. Tip. Beden. Fert.

In personam : Şahsi. Belli bir kişiye özgü olarak tasarlanmış. Sadece belirli bir kimseyle ilgili (latince). Kişisel.

Apply in person : Şahsen başvurmak.

 

Error in persona : Şahısta hata. Hatalı kimlik.

Judgment in personam : Şahsi karar. Parasal tazminatların ödemesini için bir kişi veya şirket hakkından verilen karar. (hukuk) şahsi borçlarla ilgili olan karar.

Judgement in personam : Açıklamaların belirli bir kişiye yönelik olduğu yasal karar. Şahsi karar.

İngilizce In person Türkçe anlamı, In person eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In person ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Privately : Başbaşa. Özellikle. Baş başa. Özel olarak.

Auto : Oto. Araba. Özdevinimli. Oto-. Otomobille gezmek. Otomatik. Abd'de otomobilin kısaltması. Kendinden.

Face to face : Karşı karşıya. Karşılıklı olarak.

Vis à vis : -e bakınca. Karşı karşıya. İle karşılaştırınca.

Itself : Kendini. Sadece. Kendinde. Kendisi.

Vis a vis : Karşılıklı olarak. Karşı karşıya. Karşılaştırıldığında. Bir şeye göre.

Self : Şahsi çıkar. Şahıs. Öz. Ben kavramı. Özellik. Özbenlik. Kişisel. Kişisel çıkar. Aynı.

Personally : Kendine gelince. Bana kalırsa. Kişi olarak. Kanımca. Kişisel olarak. Kişilik olarak. Kendi adıma.

Selfs : Şahsiyet. Ben kavramı. Kişilik. Özbenlik. Şahsi çıkar. Kişi. Zat. Özellik. Öz.

Respective : Ayrı ayrı. Sırasıyla. Herbiri kendisinin olan. Herkes kendi. Bir bir. Şahsi. İlgili. Kişisel.

In person synonyms : in the flesh, face each other, herself, own, individually, myself, selfing, by sight, face off, as large as life, none other but him, oneself, her, up against, him, himself, eyeball to eyeball, selves, several, manually, tete a tete, as big as life.