Face to face türkçesi Face to face nedir

Face to face ile ilgili cümleler

English: The two politicians met face to face for the first time.
Turkish: İki politikacı ilk defa yüz yüze görüştü.

English: We stood face to face with death.
Turkish: Ölümle yüz yüze kaldık.

English: At last, they met face to face.
Turkish: Sonunda yüz yüze görüştüler.

English: Ali wanted to talk to Mary face to face.
Turkish: Ali Mary ile yüz yüze konuşmak istedi.

English: He knows I don't like face to face meetings.
Turkish: O yüzyüze görüşmeleri sevmediğimi biliyor.

Face to face ingilizcede ne demek, Face to face nerede nasıl kullanılır?

Face : Şeref. Yüz ifadesi. Yüz yüze gelmek. Dış görünüş. Karşılamak. Uzbilimsel olarak iki boyutla gösterilen, bir özdeğin bir evresini öteki evrelerinden ya da başka özdekerden ayıran sınır yüzü. Surat. Yönelmek. Tavır. Astarlamak.

To : İla. Göre. Kala. -e göre. Karşı. Kadar. İle. E doğru. E. Ye.

Face to face meeting : Yüzyüze görüşme. Yüz yüze görüşme.

Face to face relation : Yüz yüze ilişki. Bireyler arasında karşı karşıya gelinerek ya da bir yaşam deneyimi paylaşılarak kurulan doğrudan ilişki.

Face to face talk : Yüzyüze konuşma. İki insanın bizzat buluşarak yaptığı görüşme veya tartışma. Yüz yüze konuşmak.

 

Face to the wall : Duvara karşı bakarak ayakta durmak. Duvara karşı durmak.

Face towel : Yüz havlusu.

Unable to face : Yüz yüze gelememek. - ile yüz yüze gelememek. Yüzleşememek. Karşı karşıya gelememek. - ile ilgilenememek.

Have the face to : Cüret etmek. Yüzü olmak.

Discuss face to face : Karşılıklı görüşmek.

İngilizce Face to face Türkçe anlamı, Face to face eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Face to face ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Up against : İle mücadele halinde. Kaderinde olmak. Yazgısında olmak. -e karşı.

Facing one another : Karşılıklı.

Face off : Buz hokeyinde hakem topu iki rakip takım oyuncusu arasında yere bıraktığında oyunun başlaması. Çarpışma. Doğrudan karşılaşma. Yüz yüze gelmek. Yüzleşme.

In the teeth of : Muhalefet ederek. Ona rağmen. Rağmen. Doğrudan doğruya. -e rağmen.

Over against : Buna karşın. Bunun karşılığında. Karşısında. Buna karşılık.

Face each other : Alıştırmalarda, eşlerin birbirine yüzleri dönük durması.

Mutually : Bilmukabele. Mütekabilen. Karşılıklı. Nezaket.

Tete a tete : Başbaşa. Özel görüşme. Karşılıklı.

Vis à vis : İle karşılaştırınca. -e bakınca.

Face to face synonyms : facing each other, eyeball to eyeball, vis a vis, reciprocally, correlatively, one another, in person.