In public türkçesi In public nedir

  • Halkın önünde.
  • Herkesin önünde.
  • [#açık Açıkça].
  • Halka açık olarak.
  • Elaleme karşı.
  • Milletin içinde.
  • Aleni olarak.
  • Ortalık yerde.
  • Herkesin içinde.
  • Alenen.

In public ile ilgili cümleler

English: I've never spoken in public before.
Turkish: Daha önce herkesin önünde hiç konuşmadım.

English: I like to spend time in public libraries.
Turkish: Halk kütüphanelerinde zaman geçirmek istiyorum.

English: Couples don't usually hold hands in public here.
Turkish: Çiftler burada halk içinde genellikle el ele tutuşmazlar.

English: Everyone has the right to freedom of thought, conscience and religion; this right includes freedom to change his religion or belief, and freedom, either alone or in community with others and in public or private, to manifest his religion or belief in teaching, practice, worship and observance.
Turkish: Herkesin, fikir, vicdan ve din hürriyeti hakkı vardır; bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyeti, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık olarak veya özel surette, öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle izhar etmek hürriyetini içerir.

English: Kissing one's spouse in public is considered acceptable behavior in some countries.
Turkish: Ulu orta birinin eşini öpmesi, bazı ülkelerde normal bir davranış olarak görülür.

 

In public ingilizcede ne demek, In public nerede nasıl kullanılır?

In : İçeriye. Gelmiş olan. İç. De. Çok moda olan. Da. İçeri doğru yönelen. Mevsimi gelmiş. Halinde. İktidardaki.

Public : Otel. Ulusal. Herkesçe bilinen. Herkesin bildiği. Halk için. Kamuya ait. Ahali. Umumi. Halka açık. Seyirciler.

Decline in public support : Halk onayının azalması. Halk desteğinin gerilemesi.

Law prohibiting smoking in public places : Halka açık yerlerde sigara içilmesini yasaklayan kanun. Kamu mülkiyeti olan alanlarda sigara içilmesine izin verilmediğini belirten kanun.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad light : Kötü bir ışıklı. Negatif bir yolla. Kötü bir ışıkta. Kötü bir yolla.

In a bad fix : Sıkıntıda. Zor bir halde. Zor bir durumda. Zor durumda.

İngilizce In public Türkçe anlamı, In public eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In public ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Above ground : Toprağın üzerinde. Yer üstü. Yer yüzeyinden yukarda. Yeryüzünde. Canlı. Yerden bitip yükselerek. Yerüstünde. Yaşayan. Açıkçası.

Communicatively : İletişimsel olarak. Konuşkan bir biçimde. Açık yürekli olarak. Geveze bir biçimde. Çekinmeden.

Open and above board : Açık bir şekilde. Ortada. Açıkta.

Candide : Parlak biçimde. İçtenlikle.

Expansively : Bol bol. Yayılmacılıkla. Geniş veya yaygın olarak. Coşkuyla. Açık açık. Taşarak. Geniş kapsamlı. Genişlemecilikle. Ulu orta.

Unreservedly : Harbi bir şekilde. Sınırlamadan. Karşılıksız olarak. Koşulsuz. Kalben. Koşulsuzca. Şartsızca.

Overtly : Açıktan açığa. Açık şekilde. Açık bir biçimde.

 

Openly : Ele güne karşı. Açıktan. Açık açık. Göstere göstere. Saklısız gizlisiz. Göz göre göre. Resmen. Apaçık. Açık olarak.

Demonstratively : Açıklayıcı bir şekilde. Açıklayarak. İnandırıcı bir şekilde. Duygu veya düşünceleri gösteren bir şekilde. Açıklayan veya resimleyen bir şekilde. Demonsratif olarak. Göstererek.

In public synonyms : avowedly, clear, for all the world to see, declaredly, in broad daylight, bluntly, in common, allegedly, directly, visibly, definitely, clearly, publicly, above board, baldly, in full view, cloudlessly, concretely.