In use türkçesi In use nedir

  • Kullanılıyor.
  • Hukuk alanında kullanılır.
  • Kullanılmakta.
  • Kullanılan.
  • Yürürlükte olan (geçerli).
  • Kullanımda.
  • (oda veya cihaz) meşgul.
  • [#geçer Geçerli].

In use ile ilgili cümleler

English: I like shopping in used-book stores and in used-clothing shops.
Turkish: Ben ikinci el kitapçılarda ve ikinci el giyim dükkanlarında alışveriş yapmayı severim.

English: France's currency was the franc, and its symbol was ₣. While it is no longer used in France, francs are still in use in some former French colonies such as Guinea.
Turkish: Fransa'nın para birimi franktı ve sembolü "₣" idi. Frank Fransa'da artık kullanılmıyor ama Gine gibi bazı eski Fransız kolonilerinde hâlâ kullanılmaktadır.

English: The tunnel is still in use today.
Turkish: Tünel bugün hala kullanımda.

English: He deals in used cars.
Turkish: O, ikinci el araba ticareti yapar.

English: Driverless cars are now widely in use.
Turkish: Sürücüsüz arabalar artık yaygın olarak kullanımda.

In use ingilizcede ne demek, In use nerede nasıl kullanılır?

In : İçeriye. Gelmiş olan. Halinde. Tutulan. İçeri doğru yönelen. İçeri. İç. İktidardaki. Da. Olarak.

Use : Adet edinmek. Yararlanmak. Faydalanmak. Davranmak. Yapmış olmak. Kullanmak. Harcamak. Bir toprağın ya da yapının hangi amaçlarla kullanıldığını ya da düzentasarda hangi amaçla kullanılacağını belirleyen tasarlama terimi. bk. toprak kullanımı. İçmek (sigara içki vb'ni).

 

In use light : Kullanımda ışığı. Kullanılıyor ışığı.

Agent in use : Aracı kullanımda.

Be in use : Kullanılmak. Kullanımda olmak. Kullanılmakta olmak.

Drive in use : Sürücü kullanımda.

Connections in use : Kullanımdaki bağlantılar.

İngilizce In use Türkçe anlamı, In use eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In use ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abstainer : İçki içmeyen biri. Oy vermeyen biri. İçki içmeyen kimse. Sakınan kişi. Müstenkif. Çekimser. Çekimser kalan biri.

Admissible : Kabul edilebilir. Emniyetli. Uygun. Akla uygun. Makul. Dinlenebilir. İzin verilebilir. Geçerli (hukuk terimi). Kabul edilir.

Administrative districts : İdari bölge. İdari bölüm. Kaza. İlçe.

Orthodox : Ortodoks. Doğru. Herkesin inandığına inanan. Alışılmış. Akılcı. Uygun. Kabul edilmiş. Hıristiyanlığın büyük mezheplerinden biri olan ortodoksluğu benimseyen kişi. Göreneksel.

Act of witness : Tanıklık.

In service : Hizmet içi. Faaliyette. Hizmetinde. İşlek. Çalışır durumda.

Abetment : Suç ortaklığı. Tahrik etme. Yardımda bulunma. Kışkırtma. Tahrik ve teşvik. Suça teşvik. Cesaretlendirme. Suça katılma. Yardakçılık etme. Azmettirme.

Effectual : Yeterli. Tesirli. Etkili. Müessir. İstenilen sonucu veren. Etkin. İstenen sonucu veren. Etkileyici.

Using : Kullanacağı alan. Kullanan. Uygulama. Kullanarak. Kullanma. Bir bulguyu yeni ürünler elde etmek için yapımda ve üretimde kullanarak gereken işlemleri yerine getirme.

 

A wide saloon : Duyuru tahtası.

In use synonyms : acts contra bonos mores, exploited, american law of corporation, busy, applicable, abstention, aggravating circumstances, in effect, abduction, effective, operative, considered, absente, acceptable, accused, allegation, administer an oath, living, annulment, current, administration of justice, in force, off hook, available, passable, eligible, used, far out, used space.