Inbreak türkçesi Inbreak nedir

Inbreak ingilizcede ne demek, Inbreak nerede nasıl kullanılır?

Inbreathe : Nefes almak. Soluk almak. Soluğu içine çekmek. Nefes çekmek.

Inbreathing : Soluğu içine çekmek. Nefes çekmek. Nefes almak. Soluk almak.

Inbred : İnbred. Uzun zaman boyunca edinilegelmiş. Yaradılıştan. Yakın akraba evliliğinden doğmuş. Akraba evliliği sonucu doğmuş. Öğrenilmiş. Akraba evliliği sonucu olan. Doğal. Küçük yaştan alışılmış. Sürekli olarak yakın bireyler veya genetik olarak birbirine benzeyen bireylerin melezlenmesiyle elde edilen.

Inbreed : Akrabası ile çiftleşmek. Akrabası ile çiftleştirmek. Aynı soydan çiftleştirmek. Aynı soydan çiftleşmek.

Inbreeder : Yakın soyla çiftleşen. Yakın akrabalarla çiftleşen.

Inbreeding : Kendileşme. Melezleme. Soy-içi üretme. Aynı ırktan akraba olan bireyler arasında birleştirmeyi öngören saf yetiştirme yöntemi, kan yakınlığı. Akrabası ile çiftleştirme. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Aynı soydan hayvan veya bitkilerin çiftleştirilmesi. Akrabalı yetiştirme. İç-melezleme. Aynı soydan çiftleştirme.

Bainbridge : İndiana eyaletinde yerleşim yeri. Georgia eyaletinde şehir. New york eyaletinde yerleşim yeri. Ohio eyaletinde yerleşim yeri. Bir erkek adı.

 

Bainbridge reflex : Kalbe dönen kan miktarının artışıyla kulakçık duvarındaki gerilme almaçlarının uyarılması sonucu kalp hızını artıran refleks. Bainbridgerefleksi.

Inbreeding coefficient : Akraba evliliği katsayısı. Akrabalı yetiştirme derecesi. Akrabalık derecesini belirten değer.

Inbal : Inbal. Kadın ismi (ibranice).

İngilizce Inbreak Türkçe anlamı, Inbreak eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Inbreak ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Desecrate : Kutsallığını bozmak. Kutsal saymamak. Mukaddesliğini bozmak. Hakaret etmek. Kirletmek. Saygısızlık etmek (kutsal bir şeye).

Damage : Zarara sokmak. Zarar vermek. Hasar yapmak. Zedelemek. Bir malda kırılma, dökülme, bozulma gibi istek dışı nedenlerle ortaya çıkan zarar. Bozmak. Zarara uğratmak. Hasar. Değerini düşürmek. Ziyan.

Obtrusions : Zorla sokulma. Yılışma. Zorla kabul ettirme. Sokma. Sırnaşma. Sokulma.

Descent : Köken. İniş. Bayır. İnme. Miras kalma. Düşme. Ani saldırı. Sukut.

Foray : Atılım (riskli). Yağmalamak. Çapulculuk. Akın etmek. Yağma. Basmak. Girme. Yağma etmek.

Die : Yivaçarın diş açan parçası. Yivaçar lokması. Sıkıntıdan ölmek. Sona ermek. Sönmek (ateş). Metal kalıp. Ölmek. Göçüp gitmek. Yok olmak. Bitmek.

Intrusiveness : Müdahalecilik. İzinsiz girme. Haddini aşma eğilimi. Davetsiz girme eğilimi. Karışma.

Go : Yayılmak. Uymak. İlerlemek. Başlamak. İşlemek. Ölmek. Canlılık. Haline gelmek. Sonuçlanmak. Bahse girmek.

Aggressions : Saldırganlık. Hücum. Saldırma. Taarruz. İhlal.

Hegemonic : Liderlik ve otorite uygulayan. Hegemonik. Yöneten. Üstün. Hegemonyacı.

 

Inbreak synonyms : encroachments, afflux, breaking in, fail, breaking, aggression, effraction, deluges, end, heavier, encroachment, heaviest, dominants, exodus, dominating, deluged, impingements, inflow, stop, desecrations, interrupt, act of assault, forayed, an outrage upon decency, ambushment, break short, give way, deluging, broadside, floods, breakings, dominant, intrusions.

Inbreak zıt anlamlı kelimeler, Inbreak kelime anlamı

Begin : Meydana gelmek. Adım atmak. Önayak olmak. Girişmek. Başlatmak. Koyulmak. Başlamak. Doğmak. Atılmak. Çığır açmak.

Repair : Tamir etmek. Sinema ve televizyon araçlarının, donatımının bozulmamasını, düzgün işlemesini sağlamak amacıyla gerekli işleri yerine getirme. Tamir. Gidermek. Bakım. Onarmak. Çekilmek. Zararını ödemek. Kalafatlamak. Gitmek.

Inbreak ingilizce tanımı, definition of Inbreak

Inbreak kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Invasion. A breaking in. Inroad.