Akın nedir, Akın ne demek
Akın; bir edebiyat terimidir.
- Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması.
- Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın

- Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum.
- Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
"Akın" ile ilgili cümle örnekleri
- "Adayı bir rençper akını doldurmuştu." - S. F. Abasıyanık
- "Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik / Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik" - Y. K. Beyatlı
Yerel Türkçe anlamı:
Ekin, harmandan alınan buğday: Bu yıl 200 çinik akınımız çıktı.
Tarih'teki anlamı:
Düşman topraklarına, tedirgin etme, yıldırma, çapul ve benzeri amaçlarla birdenbire ve toplu olarak yapılmış olan baskın.
Akın isminin anlamı, Akın ne demek:
Erkek ismi olarak; Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması.
Bilimsel terim anlamı:
Sayı yapmak üzere karşı takım kalesine doğru genellikle topluca girişilen eylem.
İngilizce'de Akın ne demek? Akın ingilizcesi nedir?:
attack, flow
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Kayseri ilinde, Sarıoğlan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Van ilinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Kayseri şehri, Kocasinan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Afyon şehri, Sandıklı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
Akın hakkında bilgiler
Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın.
Akın ile ilgili Cümleler
- Genç insanlar güney Kaliforniya'ya akın etti.
- Stadyum beyzbol hayranlarının akınına uğradı.
- Güçlü bir rip akıntısı Tom'u kıyıdan uzaklaştırdı.
- Ali bir salla akıntı yönünde batmadan yüzdü.
- Hayatta bir şey elde etmek istiyorsanız, akıntıya karşı yüzmelisiniz.
- Okyanus akıntılarında bir değişiklik oldu mu?
- Daha sonra, diğer birçok ülkeden olanlar büyük ekonomik imkanlarla ilgili raporlar ve dini ve politik özgürlük tarafından cezbedildikleri için Amerika Birleşik Devletlerine akın ettiler.
- O, nazik bir akıntıya karşı kürek çekiyordu.
- Bir çözüm için akıntıya kürek çekmeniz umurumda değil ama keşke bir karar verseniz.
- Humboldt akıntısı Güney Amerika'nın batı kıyısı boyunca kuzeye doğru akan soğuk bir okyanus akıntısıdır.
Akın anlamı, kısaca tanımı:
Düşman : Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.). Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları.
Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Ülke. Arazi, tarla. Memleketli.
Tedirgin : Rahatı, huzuru kaçmış, bizar.
Yıldırma : Yıldırmak işi.
Çapul : Yağma. Soygunculuk, plaçka.
Amaç : Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon. Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Gaye. Hedef.
Toplu : Bir arada, bütün, kombine. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Topu olan. Vücutça dolgun. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Düzenlenmiş, dağınık olmayan.
Baskın : Kısa süreli, beklenmedik saldırı. Ansızın çıkagelme. Sertlik, zorluk bakımından üstün. Su basması, sel. Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, başat, hâkim, dominant. Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme.
Akın etmek : Toplu olarak gitmek, üşüşmek. düşman ülkesine saldırmak, baskın yapmak.
Akınkayası : Kaya balığıgiller familyasından derin ve uzaklarda yaşayan ince, uzun bir tür balık.
Hızlı akın : Hızlı hücum.
Karşı akın : Karşı takımın yaptığı bir akını durdurup hemen akına geçme işi, kontratak.
Akın akın : Arkası kesilmeyen kalabalık öbekler durumunda.
Akıncı : İleri uç oyuncusu. Düşman ülkesine akın yapan savaşçı.
Akıncılar : Sivas iline bağlı ilçelerden biri.
Akıncılık : Akıncı olma durumu.
Akıncılık etmek : Düşman ülkesindeki karşı güçleri yıldırmak, tedirgin etmek.
Akındırık : Reçine, çam sakızı, akma.
Akıntı : Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı. Akma işi. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum.
Akıntı bilimci : Akıntı bilimi ile uğraşan kimse.
Akıntı bilimi : Deniz akıntılarını inceleme konusu edinen bilim dalı.
Akıntı çağanozu : Akıntıya kapılmış yengeç. Vücudunda göze çarpacak bir çarpıklık bulunan kimse.
Akıntılı : Akıntısı olan. Eğik, eğimli, meyilli.
Akıntıölçer : Bir akarsuyun veya kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet.
Akıntısız : Akıntısı olmayan.
Akıntıya kapılmak : Etki altında kalarak bir topluluğun davranışına katılmak. bir akıntının etki alanına girmek, akıntı ile birlikte sürüklenmek.
Akıntıya kürek çekmek : Olmayacak bir iş uğrunda boşuna çabalamak.
Deniz akıntısı : Deniz suyunun bazı etkilerle belirli bir yönde yer değiştirmesi.
Suyun akıntısına gitmek : Olayların veya durumun gelişmesine göre davranmak, uymak.
Kalabalık : Çok sayıda insanın bir araya gelmesiyle oluşan insan topluluğu. Sayıca çok. Gereksiz, karışık şeyler topluluğu.
Kesilme : Kesilmek işi.
Geliş : Gelme işi.
Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.
Atmak : Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Örtmek. Yırtılmak. Geri bırakmak, ertelemek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Söylemek. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Rastgele bir kenara koymak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Göndermek, yollamak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Götürmek. Çatlamak. Uzatmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Terk etmek. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Değerini eksiltmek. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Koymak. İçki içmek. Sille, tokat vurmak. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Yalan veya abartmalı söz söylemek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Bir yerden başka bir yere taşımak.
Yapmak : Olmak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Dışkı çıkarmak. Onarmak, tamir etmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Gerçekleştirmek. Üretmek. Evlendirmek. Salgılamak, çıkarmak. Davranmak, hareket etmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Edinmek, sahip olmak. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Olmasına yol açmak. Yol almak. Bir durum yaratmak. Düzenli bir duruma getirmek.
Takım : Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Sigara ağızlığı. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Takım elbise. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri.
Akın bölgesi : Bir takımın akın yaptığı çemberin altında, dip çizgisiyle orta çizgi arasında kalan alan.
Akın çapmak : Akın etmek, hücum etmek, üzerine yürümek, baskın yapmak.
Akın kayası : Kemikli balıklar (Teleostei) takımının kaya balığıgiller (Gobiidae) familyasından, denizlerde yaşayan bir tür. (zooloji) (Gobius quadrimaculatus): Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının kayabalığıgiller (Gobiidae) familyasından bir balık türü. Denizlerde yaşar.
Akınal : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Akın yap anlamında kullanılan bir söz.
Akınalp : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Akın yapan yiğit.
Akıncak : Bayır, tepe, yamaç.
Akıncı katı : Asıl görevi, topu karşı takımın kalesine sokmak için akınlar yapmak olan sağ açık, sağ iç, orta akıncı, sol iç, sol açıktan oluşan ön dizi.
Akıncıbay : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Düşman ülkesine akın yapan savaşçı kimse.
Akıncıl oyun : Karşı kaleye akın yapmaya dayanan bir oyun yöntemi. Bu biçimde oynayan bir takım, akın üstüne akın yaparak topu daha çok karşı yarı alanda bulundurmaya çalışır.
Akıner : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Akın yapan er.
Diğer dillerde Akın anlamı nedir?
İngilizce'de Akın ne demek? : [Akin] n. white
v. flow, run, discharge, leak, course, drain, drain away, drain off, fall into, issue, pour, pour out, run down, run out, sluice, stream, well forth, well out, well up; splutter (as a pen)
n. flux
Fransızca'da Akın : incursion [la], affluence [la], afflux [le], raid [le], débordement [le], razzia [la]
Almanca'da Akın : n. Run, Schwall, Zustrom
Rusça'da Akın : n. набег (M), налет (M), наплыв (M), приток (M), повал (M)

Bu kısımda Akın nedir? Akın ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Akın tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Akın hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.