Incapacitate türkçesi Incapacitate nedir

  • Kudretsiz kılmak.
  • Alıkoymak.
  • İş yapamaz duruma getirmek.
  • Kudretsiz hale getirmek.
  • Yapamaz hale getirmek.
  • Olanak vermemek.
  • Güçsüz bırakmak.
  • Yetersiz kılmak.
  • Aciz bırakmak.
  • Güçsüz duruma getirmek.
  • Güçsüz kılmak.

Incapacitate ingilizcede ne demek, Incapacitate nerede nasıl kullanılır?

Incapacitated : Aciz bırakılmış. Mahrum edilmiş. Mahrum bırakılmış. Ehliyeti olmayan. Alıkoyulmuş.

Incapacitates : Güçsüz duruma getirmek. İş yapamaz duruma getirmek. Güçsüz kılmak. Kudretsiz hale getirmek. Aciz bırakmak. Güçsüz bırakmak. Yapamaz hale getirmek. Yetersiz kılmak. Olanak vermemek. Kudretsiz kılmak.

Incapacitating : Yapamaz hale getirmek. Aciz bırakmak. Alıkoymak.

Incapacitation : Kudretsiz kılma. Diskalifiye etme. Ehliyet kısıtlaması. İnkapasitasyon. Beceri sınırlaması. Suç işlemekten caydırma. Yetkisiz kılma. Yetenek sınırlaması. Eleme (hukuk terimi).

Incapacitator : Etkisizleştiren şey. Eleyen (hukuk terimi). Etkinsiz kılan. Yetkisiz kılan. Diskalifiye eden. Pasifleştiren.

Incapacity to work insurance : Çalışamama sigortası. Çalışma yeteneğini kaybetmiş kimselere tazminat sağlayan sigorta. İş göremezlik sigortası.

Incapacious : Aciz. Küçük. Çok yer kaplamayan. Akılsız. Aptal (örneğin: incapacious soul {zayıf kimse}). Ufak. Çok yer tutmayan. Zayıf. Yer kaplamayan. Dar.

 

Incapacity to sue : Dava ehliyetsizliği.

Incapacity for : Bir şeyi yapamama.

Incapacitant : Etkisizleştirici.

İngilizce Incapacitate Türkçe anlamı, Incapacitate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Incapacitate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Forbid : Memnu kılmak. Yasaklamak. Engel olmak. Men etmek. Haram etmek. Menetmek. Yasak etmek.

Delays : Gecikmek. Geç kalmak. Oyalamak. Vergi işlemlerinde ve vergi anlaşmazlıklarında yasasında sınırlanan ölçülere göre uygulanan süreler. Gecikmeler. Geciktirmek. Savsaklamak. Oyalanmak. Süreler.

Forbids : Engel olmak. Menetmek. Yasaklamak. Haram etmek. Yasak etmek. Memnu kılmak. Men etmek.

Prohibits : Menetmek. Yasak etmek. Önlemek. Engel olmak. Önüne geçmek. Men etmek. Yasaklamak.

Invalid : Hastalıklı. Hasta. Hükümsüz. Sakat. Yatalak. Boş. Çürüğe çıkarmak. Yararsız. Harp malulü.

Checks : Durdurmak. Karşılaştırmak. Gemlemek. Gözden geçirmek. Denetlemek. Kılcal yüzey çatlakları. Emanete bırakmak. Kısmak. Karelerle kaplamak. Şah demek.

Weaken : Zayıflatmak. Güçsüzleşmek. Güzsüzleştirmek. Hafifletmek. Güçsüz düşürmek. Kuvvetsizleşmek. Sarsmak. Zayıf düşürmek. Güçten düşmek.

Impairs : Savunmasız bırakmak. Eksiltmek. Harap etmek. Olumsuz anlamda etkilemek. Azaltmak. Zayıflatmak. Bozmak. Zarar vermek.

Lay up : Bakıma almak. Depolamak. Yataklık etmek. Biriktirmek. Yığmak. Kullanımdan çekmek. Turnpike. Kızağa almak. Toplamak. Stoklamak.

Incapacitate synonyms : incapacitates, abduct, injure, abducting, abducts, deforce, confine, prohibited, block, constrains, restrain, prohibiting, detaining, incapacitating, disable, forbade, alter, deters, change, strike down, hold, make impossible, pinion, disempower, deter, hock, handicap, impair, nobble, disenable, check, detains, wound.

 

Incapacitate zıt anlamlı kelimeler, Incapacitate kelime anlamı

Enable : Olanak sağlamak. Olanaklı kılmak. Olanak tanımak. Kuvvet vermek. Sağlamak. Olanak vermek. İmkan tanımak. Geçit vermek. Kolaylaştırmak. Etkinlemek.

Incapacitate ingilizce tanımı, definition of Incapacitate

Incapacitate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To render incapable or unfit. To disqualify. To deprive of capacity or natural power. To disable. As, his age incapacitated him for war.