Infatuate türkçesi Infatuate nedir
- Aklını çelmek.
Infatuate ile ilgili cümleler
English: That woman is infatuated with you.
Turkish: O kadın sana delicesine aşık.
English: He is infatuated with Alice.
Turkish: O Alice'e delicesine âşık.
English: She became infatuated with a German soccer player.
Turkish: O bir Alman futbol oyuncusuna âşık oldu.
Infatuate ingilizcede ne demek, Infatuate nerede nasıl kullanılır?
Infatuated : Aklı başından gitmiş. Delicesine aşık. Abayı yakmış. Karasevdalı. Deli gibi aşık.
Infatuates : Aklını çelmek. Çılgına çevirmek. Aklını başından almak. Çıldırtmak.
Be infatuated : Ayılıp bayılmak.
Be infatuated with : Karasevdaya düşmek. Vurulmak. Sevdalanmak. Ayılıp bayılmak. Tutkuyla bağlanmak. Abayı yakmak. -e deli gibi aşık olmak. Gönlünü kaptırmak. Kara sevdaya tutulmak. Delicesine aşık olmak.
Infatuating : Aşık edici. Aklını çelmek. Çıldırtmak. Kendine tutsak edici. Deli edici. Büyüleyici. Çıldırtıcı. Aklını başından almak. Kendine bağlayıcı.
Infatuations : Vurulma. Delicesine sevdaya tutulma. Karasevdaya düşme. Delicesine aşık olma. Sevdalanma.
Infatuation : Delicesine aşık olma. Delicesine sevdaya tutulma. Karasevdaya düşme. Sevdalanma. Vurulma.
İngilizce Infatuate Türkçe anlamı, Infatuate eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Infatuate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Beguiles : Nasıl geçtiğini anlamamak. Hoşça geçirmek. Eğlendirmek. Çekmek. Cezbetmek. Büyülemek. Kandırmak. Ayartmak. Aldatmak.
Cozen : Dolandırmak. Kandırmak. Aldatmak. Zorlamak. Koparmak.
Bias : Önyargılı davranmasına neden olmak. Sapma. Fikrini yönlendirmek. Bilgisayar, eğitim, ekonomi, fizik, sosyoloji alanlarında kullanılır. Öngerilim. Bir gözlem yordamının, işlem tasarımının ya da bunlar aracılığıyla elde edilen gözlemlerin belli özellikler yönünde yan tuması ya da nesnellik gerekircilerinden ayrılması durumu. Yan. Sapmak. Eğilim.
Dissuade from : -den vazgeçirmek. Vazgeçirmek. -den caydırmak. Caydırmak. -sını engellemek.
Biasing : Önyargılı davranmasına neden olmak. Etki altında bırakmak. Etkileme. Aleyhte etkilemek.
Dissuade : Cesaret kırmak. Caydırmak. Fikrini çelmek. Vazgeçirtmek. Vazgeçirmek. Çelmek. Kandırmak.
Elicit : Aydınlatmak. Tepkiye neden olmak. Edinmek (bilgi). Öğrenmek. Yol açmak. Çıkartmak. Temin etmek. Çıkarmak. Sağlamak. Meydana çıkarmak.
Biasses : Önyargılı davranmasına neden olmak. Etki altında bırakmak. Aleyhte etkilemek.
Biassing : Önyargılı kılmak. Bir tarafa etki etmek. Sapmak. Önyargı. Fikrini etkilemek. Önyargılı davranmasına neden olmak. Aleyhte etkilemek. Önyargıyla hareket etmek. Fikrini yönlendirmek.
Fire : Dağlamak. Yakmak. Çalışmak (motor vb.). Tutuşturmak. Tezkeresini eline vermek. Odun, kömür, yağ gibi ördeklerin yanması ile ısı ve ışığın birlikte belirmesi. Alev almak. Püskürtmek. Kovmak. Ateş almak.
Infatuate synonyms : beguile, biases, arouse, enkindle, allured, provoke, kindle, cozens, cozened, allure, allures, raise, evoke, cozening.
Infatuate ingilizce tanımı, definition of Infatuate
Infatuate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Infatuated. To weaken the intellectual powers of, or to deprive of sound judgment. To affect with folly. To make foolish.

Bu kısımda Infatuate kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Infatuate ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Infatuate anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Infatuate ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.