Bias türkçesi Bias nedir

  • Bir tarafa etki etmek.
  • Meyil.
  • Aklını çelmek.
  • Önyargı.
  • Yan tutma.
  • Önyargıyla hareket etmek.
  • Sapma.
  • Bir gözlem yordamının, işlem tasarımının ya da bunlar aracılığıyla elde edilen gözlemlerin belli özellikler yönünde yan tuması ya da nesnellik gerekircilerinden ayrılması durumu.
  • Önyargılı kılmak.
  • Örnekleme işleminde, konuyu canlandırma niteliği yönünden deneklerin seçimine gereken önemin verilmemesi yüzünden yapılan yanlışlık.
  • Sapmak.
  • Bir olgular yığını içinden seçilmiş örneğin yığının gerçek özelliklerine uzak düşmesi.
  • Yan.
  • Önyargılı davranmasına neden olmak.
  • Saptırım.
  • Eğilim.
  • Bir eksicik borusunda kafesin, alt-üşeğe göre ortalama gerilimi.
  • Etki altında bırakmak.
  • Önyargıyla hareket ettirmek.
  • Bilgisayar, eğitim, ekonomi, fizik, sosyoloji alanlarında kullanılır.
  • Aleyhte etkilemek.
  • Öngerilim.
  • Herhangi bir toplumu, kümeyi, kişiyi, görüşü yeterli dayanak olmaksızın övmeye ya da yermeye yönelik öneğilim.
  • Fikrini etkilemek.
  • Yanlılık.
  • Fikrini yönlendirmek.

Bias ile ilgili cümleler

English: Ali was biased.
Turkish: Ali ön yargılıydı.

English: Cut the cloth on the bias.
Turkish: Kumaşı diyagonal kesin.

English: Ali seems biased.
Turkish: Ali önyargılı görünüyor.

English: Ali is biased.
Turkish: Ali ön yargılıdır.

 

English: I think Tom is biased.
Turkish: Tom'un önyargılı olduğunu düşünüyorum.

Bias ingilizcede ne demek, Bias nerede nasıl kullanılır?

Bias binding : Verev bantı. Çapraz şerit. Verev biye. Verev bant.

Bias current : Ön akım. Polarlama akımı.

Bias cut : Çapraz kesilmiş. Verev kesilmiş.

Bias error of a measuring instrument : Ölçme aygıtının yanlılık hatası.

Bias minimal procedure : Enküçük yanlılık yordamı.

Positive size bias test : Pozitif büyüklük yanlılık sınaması.

Estimation bias reduction : Tahmin yanlılığı eksiltmesi.

Bias winding : Öngerilim sargısı. Kontrol sargısı.

Input bias voltage : Giriş ön gerilimi.

Bias voltage : Polarlama gerilimi. Denetim gerilimi. Ön mıknatıslama voltajı.

İngilizce Bias Türkçe anlamı, Bias eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bias ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Declination : Düşme. Açılım. Çekim. Yatma. Eğim. Fiillerde kip, zaman tarz, şahıs, sayı; ad soylu kelimelerde çokluk, iyelik ve adların birbirleriyle ilişkilerini belirleyen durum kavramlarını göstermek için eklerin getirilmesi. bk. ad çekimi ve fiil çekimi. Sukut. Zayıflama. Reddetme.

Aslant : Meyilli olarak. Meyilli biçimde. Meyilli. Eğri olarak. Yanlamasına. Bir yana doğru. Eğri.

Partisanship : Akrabasını tutma. Taraftarlık. Particilik. Yandaşlık. Taraflılık. Partizanlık.

Angle : Bucak. Çarpıtmak. Korniyer. Açı oluşturmak. Balık tutmak. Açı yapmak. Açı vermek. Kıvırmak. Olta ile balık tutmak. Açı.

Lateralis : Yanal.

Prejudices : Önyargılar. Peşin hüküm. Zarar (hukuk terimi). Sakınca (hukuk terimi).

 

Allures : Çekmek. Büyülemek. Baştan çıkarmak. Aklını başından almak. Çekme. Cezbetmek. Çekici. Aklını başından almak (argo terim). Ayartmak.

Benting : Eğim. Bükük. Kır. Çimenlik. Bükülmüş. Azmetmek. Yetenek. Çok istemek.

Asquint : Göz ucuyla (bakış). Yan yan (bakış). Şehla. Şaşı gibi.

Deviate : Yoldan çıkarmak. Sapma göstermek. Şaşırmak. Ayrılmak. Çelmek. Ayrılık. Yoldan çıkmak. Ölçülen değerlerin ortalama ya da belli bir değerden farkı.

Bias synonyms : islamophobia, irrational hostility, experimenter bias, deviates, lateral, cozened, aptness, aberration, bear off, depart from, detour, partiality, tabu, affection, prejudgment, cozening, taboo, grade, abnormality, disposition, forejudgment, homophobia, devices, bears, ancillary, declining, detortion, aberrance, gravitations, allured, declensions, laterals, awry.

Bias zıt anlamlı kelimeler, Bias kelime anlamı

Impartiality : Tarafsızlık. Yansızlık.

Curve : Kavisleştirmek. Dönemeç. Kavis. Eğmeç. Bilgisayar, madencilik alanlarında kullanılır. Eğri. Kavis çizmek. Bükmek. Bükülmek. Kıvrılmak.

Bias ingilizce tanımı, definition of Bias

Bias kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Diagonally. To give a particular direction to. Crosswise. To influence. Obliquely. To prejudice. Inclined to one side. Swelled on one side. As, to cut cloth bias. To incline to one side. In a slanting manner. A weight on the side of the ball used in the game of bowls, or a tendency imparted to the ball, which turns it from a straight line. To prepossess.