Inflations türkçesi Inflations nedir

Inflations ingilizcede ne demek, Inflations nerede nasıl kullanılır?

Inflation accounting : Muhasebe raporlarının endeksteki değişimlere göre düzeltilmesi metodu. Enflasyonun finansal hesaplar üzerindeki etkilerinin yeniden değerleme yöntemiyle giderilmesine ilişkin muhasebe tekniği. Enflasyon muhasebesi.

Inflation bias : Enflasyon yanlılığı. Ekonomiyi canlandırmak ve işsizliği doğal oranının altına indirmek uğruna daha yüksek bir enflasyon oranına katlanmayı savunan iktisat politikası. Enflasyon sapması.

Inflation feedback process : Enflasyon geri besleme süreci. Fiyatlar genel düzeyindeki artışın iktisadi karar birimlerinin beklentilerini değiştirmesiyle enflasyonda artış eğiliminin ortaya çıktığı çevrim.

Inflation inertia : Enflasyon ataleti. Enflasyon katılığı. Enflasyonu düşürmeye yönelik uygulanan politikalara karşın, iktisadi karar birimlerinin geçmiş dönem enflasyon beklentilerini sürdürmeleri nedeniyle, genel ve/veya kesimsel enflasyon oranının düşmeye direnç göstermesi, dolayısıyla yapışkan hale gelmesi. krş. fiyat katılığı.

Inflation lobby : Enflasyon isteminde bulunan grup. krş. enflasyon istemi. Enflasyon lobisi.

 

Chronical inflation : Süreğen enflasyon. Birbirini takip eden üç yıl boyunca yüzde yirmibeş ile yüzde elli oranları arasında gerçekleşen enflasyon.

Inflation sprial : Enflasyon sarmalı. Fiyatlar genel düzeyinin bir kez yükselmeye başlamasıyla çeşitli gelir gruplarının yarattığı gelir çekişmesi nedeniyle maliyetlerin artması; maliyet artışları sonucunda da fiyatlar genel düzeyinin daha da yükselmesi biçiminde ortaya çıkan ve iktisadi karar birimlerinin beklentilerinin de değişmesiyle birlikte kendi kendini büyüterek gelişen enflasyon süreci. krş. ücret fiyat sarmalı.

Nonaccelerating inflation rate of unemployment : Enflasyon yaratmayan işsizlik oranı. İşsizlik oranı, doğal işsizlik oranı düzeyinde iken enflasyonun değişme eğiliminde olmaması.

Inflation of credit : Sayca şişkinliği. Bankaların tecim alanına gereğinden fazla sayca işlemleri yapmasından ortaya çıkan durum.

Inflation tax : Enflasyon vergisi. Enflasyon nedeniyle halkın elinde para stoklarının reel değerinin azalmasıyla devletin ekonomideki toplam finansal net yükümlülüklerinin (dış para) değerinin düşmesi. fiyatlar genel düzeyindeki yükselmenin mal, hizmet ve faktör fiyatlarını artırmasıyla devletin vergi gelirlerinde ortaya çıkan artış.

İngilizce Inflations Türkçe anlamı, Inflations eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Inflations ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Botched : Berbat etmek. Bozmak. Yüzüne gözüne bulaştırmak. Acemice yapılmış. İçine edilmiş. Çırpıştırma. Yamalamak. Baştan savma. Becerememek.

Fustian : Pazen. Abartılı. Değersiz. Dimiden yapılmış. Tumturaklı. Saçma. Dimi. Boş.

 

Complacence : Gönül rahatlığı. Kayıtsızlık. Halinden memnun olma. Memnuniyet.

Arrogance : Ukalalık. Haddini bilmeme. Kibir. Küstahça. Böbürlenme. Kibirlilik. Tavır. Kurum. Küstahça gurur. Küstahlık.

Demand pull inflation : Talep çekişli enflasyon. İstem enflasyonu. Toplam istemin toplam sunumu aşması durumunda ortaya çıkan enflasyon. Talep enflasyonu. Mal ve hizmetlere olan taleplerdeki aşırı talepten dolayı fiyatlarda oluşan artış.

Conceits : Düşünce. Şımarıklık. Benlik. Kibirli. Tafra. Kurum. Kendini beğenme. Kibir. Fikir.

Overstatement : Mübalağa. Mübalağalı söz. Abartma.

Inflatable : Şişirilebilir. İnflatabl. Şişirilir.

Megalomania : Büyüklük hastalığı. Gerçek dışı güçlülük duygusu. Büyüklük tutkusu. Megaloman. Megalomani. Büyüklük kuruntusu.

Cost pull inflation : Girdi fiyatlarındaki artış yüzünden fiyatlar genel düzeyinin yükselmesi. Maliyet enflasyonu.

Inflations synonyms : rising prices, economic process, boastfulness, bloatedness, extravagances, ballooning, bulge, inflationary, inflation, hyperboles, immoderation, excesses, hyperbole, overstatements, haughtiness, distension, tumefaction, orotundity, immoderacy, blowing up, reflation, pomposity, pretentiousness, peen, distentions, gibbosities, embroidery, embroideries, peened, dyspepsy, extravagance, gibbosity, excess.

Inflations zıt anlamlı kelimeler, Inflations kelime anlamı

Disinflation : Enflasyonist bir ortamda toplam istemdeki gerilemeden kaynaklanan enflasyon oranındaki düşüş süreci. enflasyon oranının düşmesi. Yüksek enflasyon oranının düşürülmesi. Paranın satın alma gücünün artması. genel değişim değeri düzeyinin düşmesi. Para değer artımı. Enflasyonsuzluk. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Enflasyon karşı para arzını azaltma. Dezenflasyon. Deflasyon.

Deflation : Hava kaçırma. Sönme. Para darlığı. Para ve sayca oylumundaki azalış. genel satakta işlem gören malların niceliğini karşılayamayan değişim gereçleri oylumu. genel sataktaki para sıkıntısı. Gazını boşaltma. Enflasyon karşısında para arzını azaltma. Rüzgar süpürmesi. Ekonominin etkinlik hacminin (milli gelir, toplam üretim, istihdam ve fiyatlar genel düzeyi) düştüğü, yani toplam istemin toplam sunumdan daha az olduğu iktisadi durum. fiyatlar genel düzeyinin sürekli düşmesi (enflasyonun tersi), diğer bir deyişle enflasyon oranının negatif çıkması. krş. enflasyon, dezenflasyon, stagflasyon. Söndürme. Enflasyona karşı alınan önlemler.

Contraction : Büzülme. Kasılma. hacimce küçülme veya büzüşme. kasılma nedeniyle organ duvarlarının birbirine yaklaşması. Bir kelimede yanyana bulunan iki veya daha çok hecedeki seslerin yahut da yanyana bulunan iki kelimeden birincinin son sesi ile ikincinin önsesinin birleşip kaynaşması ve dolayısıyla hece sayısının azalması olayı: et. -ne erse ne > eat. nesene > tt. nesne; et. yiğirmi >tt. yirmi, eat. ol ara >tt. ora, eat. şol ara >tt. şura, eat. bu ara >tt. bura; bad-i heva>bedava, kahve altı>kahvaltı, çehar şenbe>çarşamba, yaz-a u-madım>yazamadım, ne için>niçin?, ne asıl>nasıl?, sütlü aş>sütlaç, ne edeyim?>nideyim? anad. ağzl.: geliyorum>geliyom, alıp beri gelmek>babermek «getirmek», ne şekil>neşbal «nasıl?» vb. Küçültme. Kontraksiyon. Kasılım. Bir kasın, telin vb.nin görev sırasında kısalması. kontraksiyon. Çekilme. Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması. Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen, kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay. bk. genleşme, mekanik parçalanma.