Inflictor türkçesi Inflictor nedir

  • Dayatan (başka bir kimseye hoş olmayan bir şey).
  • Zorlayan.
  • Mecbur kılan.

Inflictor ingilizcede ne demek, Inflictor nerede nasıl kullanılır?

Inflict punishment on : Ceza vermek. Cezalandırmak.

Inflict : Vurmak. Vermek. Atmak. Acı vermek. Yüklemek. Zorlamak. Çektirmek. Uğratmak. Çarptırmak. Yamamak.

Inflictable : Zorlanabilir. Zor kullanılabilir. Dayatılabilir. Zor koşulabilir. Acı verebilir.

Inflicted : Doğan. Dayatılmış. Kaynaklanan. Maruz bırakılmış. Zor kullanılmış. Zor koşulmuş. Zorlanmış.

Inflicter : Mecbur kılan. Zorlayan. Dayatan (başka bir kimseye hoş olmayan bir şey).

Self inflicted defeat : Kendisinin yenilmesine veya dövülmesine sebep olan. Kendi mağlubiyetine sebep olan.

Inflictive : Zorlama eğiliminde olan. Neden olma veya üretme meyilinde olan (acı sorun kayıp vs). Zorlayıcı. Zarara neden olan. Dayatma eğiliminde olan.

Inflictions : İka. Ceza verme. Sıkıntı. Ceza. Eziyet.

Infliction : İka. Sıkıntı. Ceza. Ceza verme. Zorlama. Eziyet.

Self inflicted wounds : Vücutta kasten açılan yara.

İngilizce Inflictor Türkçe anlamı, Inflictor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Inflictor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Oppressing : Zulüm etmek. Kasıp kavurmak. Yormak. İçini daraltmak. Kahretmek. Zulüm yapmak. Zulmetmek. Eziyet etmek. Bastıran.

 

Bring down : Yıkmak. Vurup indirmek. Düşürmek. İndirmek. Sürdürmek. Değerini düşürmek. Devirmek. (yönetimi) düşürmek. Aşağıya indirmek. Azaltmak.

Wrongdoing : Kabahat. Günah. Haksızlık. Görevi suistimal. Vazifeyi suistimal. Günah işleme. Suç. Görevi kötüye kullanma. Haksızlık etme. Kanuna ayıkırı uygulama.

Obtrude : Zorla kabul ettirmek. Zorla sokulmak. Zorlamak. Israrla ileri sürmek. Zorla benimsetmek. Zorla girmek. Sokulmak. İçine sokmak.

Actus reus : Cezai suç. Görevi kötüye kullanma. Maddi suç unsuru. Suçun fiilen varlığını ispatlayan unsur. Vazifeyi suistimal. Suçun maddi unsuru. Görevi suistimal.

Causers : Sağlayan. Neden olan. Sebep olan veya kışkırtan şey. Yaptıran. Ettiren. Etkileyen. Nedensel.

Impose : Dayatmak. Yük olmak. Yararlanmak. Koymak (vergi). Kötüye kullanmak. Zorla kabul ettirmek. Zorlamak. Etkilenmek. Aldatmak. (yasa vb) uygulamaya koymak.

Visit : Çene çalmak. Görmeye gitmek. Ziyaret etmek. Çektirmek. Dadanmak. Musallat olmak. Muayeneye gitmek (doktor hastayı). -e gelmek. Laflamak. Teftiş etmek.

Uncompelling : Güçlü bir etki olmaksızın. Yardımsever olmayan. Etkili olmayan. Tesirli olmayan. Nazik olmayan.

Intercommunicate : Birbiriyle haberleşmek.

Inflictor synonyms : wrongful conduct, prescribe, assertive, foist, misconduct, inflicter, causer, intrude, dictate, forcing, give, order, communicate, coercive, clamp, compelling.