Infrastructure türkçesi Infrastructure nedir
- Enfrastrüktür.
- Alt yapı.
- Altyapı işleri.
- Bir kentin işlevlerini görebilmesi, büyümesi ve gelişmesi için gerekli olan temel işgörü ve kolaylıklarla gereçler. bir yerbölümde yapı yapılabilmesi ve yapılan yapının, içinde oturanlara yeterli bir barınma işgörüsü sağlayabilmesi için bulundurulması gereken su, elektrik, pis su ağı vb. kent kolaylıkları.
- İktisat alanında kullanılır.
- Altyapı jüyesi.
- Altyapı.
- Savunma sistemi.
- Bir ülkede ulaştırma, enerji, iletişim sistemleri gibi kamu yararına kullanılan sermaye varlıklarının bütünü. marksist yaklaşımda toplumsal gelişmenin belirleyici unsuru olan üretici güçler, bilgi ve teknolojik gelişme bütününden oluşan iktisadi yapı. krş. üstyapı.
- Sosyal sabit sermaye.
- Altyapı tesisleri.
Infrastructure ingilizcede ne demek, Infrastructure nerede nasıl kullanılır?
Nato infrastructure and off shore expenditures : Nato altyapı ve kıyıötesi harcamaları. Nato tarafından ortak güvenlik planları çerçevesinde türkiye'deki çeşitli savunma tesisleri için döviz karşılığı yapılmış olan harcamaları gösteren, ödemeler bilançosunun cari işlemler kısmına kaydedilen kalem.
Public infrastructure investments : Kamu altyapı yatırımları. Kamu kesimi tarafından gerçekleştirilen altyapı yatırımları.
Defective infrastructure : Kusurlu temel. Hatalı altyapı.
Urban infrastructure : Kentsel altyapı. Bir kentin, işlevlerini yerine getirebilmesi için gereksinme duyulan su, elektrik, havagazı, arkdüzen, telefon, kaldırım vb. kentsel donanımların tümü.
Infrastructures : Altyapı tesisleri. Altyapı. Savunma sistemi.
Infrastructural investment : Altyapı yatırımı. Altyapı yatırımları. Bir ülkede tarım, sanayi, ticaret gibi iktisadi etkinliklerin gelişebilmesi için gerekli olan ulaştırma, enerji ve iletişim gibi kamu veya özel kesim tarafından yapılan temel yatırımlar.
Infrastructural : Altyapısal.
İngilizce Infrastructure Türkçe anlamı, Infrastructure eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Infrastructure ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.
Transportation : Hukuk, coğrafya, iktisat, kimya, ekonomi alanlarında kullanılır. Sürgüne gönderme. Sürme. Ulaştırma. Taşınma. Taşınım. Mal, özdek ya da kişilerin çeşitli araçlarla bir yerden diğer bir yere taşınmaları. Nakliye. Taşıt aracı. Navlun.
Substrate : Belirli bir enzimin özgün olarak etkilediği bir bileşik veya reaksiyona giren madde. Özgen özdeciğinin üstünde belli bir yere oturup, kimyasal değişikliğe uğrayan özdek. Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Üstleç. Alt katman. Alt tabaka. Enzimin üzerinde etkili olduğu özel madde. Alt özdek. Substrat.
A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.
A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiyede kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu.
Sewer system : Kanalizasyon. Lağım. Kanalizasyon şebekesi. Kanalizasyon sistemi.
Main : Ana boru. Deniz. Başlıca. Baş. Esas. Okyanus. Tiyatro sahnesinin ve seyir yerinin tüm ışıklarını besleyen, yüksek dirençli, dışı çok iyi yalıtılmış kalın kablo. Zor. Temel. Ana.
Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.
Communication system : Haberleşme sistemi. Komuta ve kontrol iletişim sistemi. İletişim dizgesi. Sisteme bağlı olan iki farklı etkenler arasında bilgi aktarımına izin veren aygıt. İletişim sistemi.
Water : Kedi köpek vb'ne su vermek. Hafifletmek. Sulamak. H2o; yer yüzeyinin en büyük bölümünü oluşturan, kimyaca çok kalımlı, renksiz, kokusuz, tatsız sıvı. Sulanmak. Su. Ağız sulanmak. Sulandırmak. Göz sulanmak.
Infrastructure synonyms : power grid, penal facility, power system, communication equipment, school system, foundation, social overhead capital stock, social overhead capital investment, abnormal budget, sewage system, the defence system, groundwork, penal institution, water supply, ability to pay approach, public works, system, base, a change in demand, abnormal budget receipts, a shift in demand, gas system, fire station, transit, underwork, a shift in supply, a change in individual demand, transportation system, sewage works, stock, security apparatus, ability to pay principle, structure.

Bu kısımda Infrastructure kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Infrastructure ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Infrastructure anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Infrastructure ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.