Inhabiter türkçesi Inhabiter nedir

  • Bir yerde ikamet eden.
  • Mukim.
  • Bir yerin sakini.
  • Bir yerde eğleşen (eski kullanım).
  • Bir yerde yaşayan kimse.
  • Sakin.

Inhabiter ingilizcede ne demek, Inhabiter nerede nasıl kullanılır?

Inhabited : İskan edilmiş. Yerleşilen. Mekün. Yaşanılan. Meskun. Oturulan. İçinde insanlar yaşayan. İskan edilen.

Inhabited place : Mesk-n mahal.

Inhabited world : Yerleşilmiş yer. İlk ve ortaçağlarda, insanların yeryüzünde yerleşip yaşayabildikleri alanlar için kullandıkları terim.

Uninhabited : Oturulmamış. Boş. Gayrimeskun. Issız. Gayri mesken. Tenha. Gayri meskun.

Inhabit : -de oturmak. Yaşamak. -de yaşamak. İkamet etmek. Yaşamak (içinde). Oturmak. İskan etmek.

Inhabitativeness : Yerleşiklik.

Inhabitant : İkamet eden. Oturan. Oturan kimse (bir yerde). Yerleşik halk. Yerli. Mukim. Oturan kimse. Sakin.

Inhabitancy : İkamet süresi. İkamet. Mesken. Ev.

Inhabitance : Mekan. Yaşanılan yer. İkamet etme. Yaşama. Konut. Oturma. Oturulan yer.

Inhabitation : Ev. İkametgah. Oturma.

İngilizce Inhabiter Türkçe anlamı, Inhabiter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Inhabiter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tent : Düz bağırsağa uygulanmak için hazırlanan konik biçiminde, vücut ısısında eriyen bir ilaç biçimi, şaf, suppozotivar. Coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çadır. Oba. Sayvan. Yaşamlarını hayvanlarıyla birlikte yer değiştirerek sürdüren göçebelerin kurulup sökülerek taşınabilen ve bir tür ev sayılan barınağı. Tente. Yara mili. Cerrah mili. Fitil.

 

Arcadias : Kırsal cennet. Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Pastoral. Sade. Kaliforniya eyaletinde şehir. Basit. Louisiana eyaletinde yerleşim yeri. Oklahoma eyaletinde şehir. New york eyaletinde yerleşim yeri.

Be : -dır. Anlamına gelmek. Kalmak. -di. Var olmak. Bulunmak. Berylliumb (berilyum). Olmak. Durmak. -dı.

Bivouac : Çadırsız asker düşergesi. Çadırsız geçirmek. Açık ordugah. Geceyi çadırsız geçirmek. Geceyi açık havada. Kamp kurmak. Çadırda kalmak. Çadırsız asker kampı. Açık ordugah kurmak. Açık havada gecelemek.

Balmier : Kaçık. Huzur veren. Şeker gibi. Dinlendirici. Ilık. Çatlak (argo terim). Hoş kokulu. Sıcacık ve hoş. Rayihalı.

Neighbour : Komşu olmak. Bitişik. Komşu. Yaklaşmak. Bitişik olmak. Yan. Yanında olmak.

Repressed : Baskı altında tutmak. İçine atmak. Baskılamak. Bastırmak. Bastırılmış. Önlemek. Önlenmiş.

Dwell : Oturmak. Kalmak. Bekleme. Hayat sürmek. Bir yerde oturmak. Durma. Bir yerde yaşamak. Yaşamak. İkamet etmek. Durmak.

Live : Elektrik akanının geçmekte olduğunu belirtir deyim. elektrik tehlikesine karşı uyarı. Geçinmek. Sürmek (yaşam veya ömür). Oturmak. Hayatta kalmak. Beslenmek. İkamet etmek. Geçirmek. Yaşamak. Hayatın tadını çıkarmak.

Tenant : Kullanma hakkına sahip olan. Bir taşınmaz malın kullanımını, belli bir süre için belirli bir tutmalık karşılığında, taşınmaz iyesinden kendisi için sağlayan kimse. Malik. Kirada oturmak. Mutasarrıf. Kiralama işleminde kiraya konu olan malların kullanım hakkını devralan kişi. Kiracı. Tutman.

 

Inhabiter synonyms : lodge in, live together, inhabitant, calmer, dwelling, domiciliate, arcadia, occupiers, occupy, nest, cannier, calm, encamp, board, pent up, smothered, calmest, citizen, populate, shack up, shack, resident, inholder, abider, suppressed, canniest, room, cannie, cohabit, domicile, citizens, camp, reside.

Inhabiter zıt anlamlı kelimeler, Inhabiter kelime anlamı

Unrestrained : İdaresiz. Frenlenmemiş. Aşırı. Denetimsiz. Zaptedilmeyen. Dinmeyen. Frenlenmeyen. Serbest. Kontrolsüz. Önü alınmamış.

Unreserved : Kayıtsız. Şartsız. Açık. Sınırlanmamış. Açıksözlü. Tam. Çekinmeyen. İçten. Koşulsuz. Açık sözlü.

Uninhibited : Ketlenmemiş. Sınırlandırılmamış. Engellenmemiş. Teklifsiz. Sınırsız. Çekinmesiz. Yasaklanmamış. Serbest davranışlı. Kısıtlanmamış. Serbest.

Inhabiter antonyms : uninhabited.

Inhabiter ingilizce tanımı, definition of Inhabiter

Inhabiter kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An inhabitant.